Derviş Deniz

 

Göç dalgası, fakirlik ve yardım

08 February 2016, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Dünyamızda yaşayan milyarlarca insanın bazıları yaşadığı bölgeler itibarı ile şanslı bazıları ise şansızdırlar. Yaşamakta olduğumuz 2016 yılı içerisinde dünya basınını en çok meşgul eden haberlerin başında Avrupa Birliği ülkeleri sınırlarında yaşanan göçmen trajedisi gelmektedir. Şansız sayılan insanlar grubunda yer alan bu insanları göçe zorlayan sadece savaşlar, mezhep kavgaları ve terörizm değil ekonomik nedenlerdir.

Bugün Avrupa Birliği ülkelerinin sınırlarında yaşananların önemli bir sorumluluğu da Avrupa Birliğinin önemli ülkelerine aittir. Bu ülkeler yıllarca sömürgecilik anlayışı ile yönettikleri ülkeleri sadece kendi ülkelerini ve vatandaşlarını zengin ettirecek kaynak olarak görüp, orada yaşayanların hayat şartlarının gelişmesine yardımcı olmamaları nedeni ile bugün yüzleşmek zorunda kaldıkları sorun “Ne ekersen onu biçersin” atasözüne tam anlamı ile uymaktadır.

Sömürgecilik anlayışının en üst düzeyde tutulduğu 19. yüzyıl ile 20 inci yüzyılın ilk yarısında batının yayılmacı ülkeleri, sömürgelerindeki yerel halkların hayat şartlarını ve alt yapılarını geliştirmiş olsalar idi, bugün yaşananların belirli bir kısmı ortadan kalkmış olabilirdi. Ancak, sömürgeci ülkelerin sömürgelerindeki insanların hayat şartlarını geliştirmeye önem göstermemesi sadece sorunun tek sorumlusu olarak bu ülkeleri göstermeyi doğru kılmaz. Bu ülkeleri yönetenlerin de belki sömürgeciler kadar ve hatta daha fazla sorumlulukları vardır.

Orta Doğu’da Arap Baharı sonrasında ve Afrika’nın birçok ülkesinde görülen, mevcut yönetimlerin darbeler veya halk ayaklanmaları ile devrilmelerine rağmen, yerlerine gelen yönetimlerin de gidenlerden farklı davranmadıklarıdır. Darbe veya devrim sonrası halk grupları yine ezilmekte, yine ayırımcılığa tabi tutulmakta ve gene kaos içinde yaşamaya zorlanmaktadır. Bu zorlamalar sonucu da halk grupları kurtuluşu göçte bulmaktadır.    Ege sahillerine vuran cansız bedenlerinin fotoğraflarını gördüğünüz büyük küçük birçok insanın daha iyi yaşam için neyi göze aldıklarını düşünebilirsiniz sanırım.

Geçen haftaki yazımda belirttiğim şekilde dünyada üst gelir grupları ile alt gelir grupları arasındaki fark gittikçe artmaktadır. Bu da dünyadaki fakir insanlarının sayısının artmasından çok fakir kategorisine giren insan katmanlarının daha yaygın hale gelmesi anlamına gelmektedir. Gelir grupları arasındaki farkın açılması sadece bireysel ülkeler için bir iç sorun olmamakta, esasen gelişmiş ülkeleri tehdit etmektedir. Bu tehdit karşısında da gelişmiş ülkeler gelişmekte olan ülkelere daha fazla yardım yapmaya yönelmektedirler.

İnsanlar arasındaki gelir farklıklarının gittikçe artmakta olması, ülkelerin iç huzurunu tehlikeye attığı gibi göç sorununu da tetikleyebilmektedir. Bu nedenle, dünyanın gelişmiş ülkeleri ciddi bütçe sıkıntıları yaşamalarına rağmen ekonomik dengelerin bozulmaması için dış yardımlar konusunu bir zorunluluk haline getirmişlerdir.

2013 verilerine göre gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere yaptıkları yardımların toplamı yılda 135 Milyar Amerikan Dolarını aşmaktadır. Gelişmiş ülkeler tarafından yapılan bu yardımlar dünyada fakirlik yaşayan insan sayısında azalmaya neden olmuştur. Dünya Bankası’nın verilerine göre 1980 yılından bugüne kadar dünyadaki fakir sayısında 700 milyon azalma kaydedilmiştir.

Dünyadaki fakir insan sayısındaki azalma ile üst ve alt gelir gruplarının arasındaki farkın artmasını aynı çerçevede görmemek gerekir. Evet, fakir sayısında azalma vardır. Fakir grubundan çıkan insanlar fakir sayılmasalar da alt gelir grubuna dahildirler ve bu grubun kazançları ile üst gelir grubu kazançları arasındaki fark artmaktadır. Böyle olunca da ekonomide büyük farklar oluşmakta ve bu da dünya barışını tehlikeye atmaktadır. Bu da gösteriyor ki, fakirlikle mücadele yanında gelir farklıklarını giderme yönünde yapılan çalışmalara da büyük ihtiyaç vardır.

Fakirliğin azalması ile ilgili olarak ülkelerin gösterdiği performans aynı değildir. Örneğin Çinde fakir insanların sayısında büyük oranda azalma olmasına rağmen Liberia gibi ülkelerde kişi başına düşen gelir hala yılda 700 Amerikan Doları olduğu görülmektedir.

Gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere yaptıkları yardımlar bu ülklerdeki kişi başı gelirlere göre artmaktadır. Böyle olunca da gelişmekte olan ülkelerde kişi başı geliri daha yüksek olan daha fazla yardım almaktadır.

Gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere yaptıkları yardımların doğru yere gidip gitmediği de önemlidir.Örneğin gayri safi milli hasılasının yüzde yarımını (% 0.5) dış yardıma ayıran İsviçre’nin, yardım ettiği ülkelerde yolsuzluk yaparak ülke yönetenlerin paralarını İsviçre bankalarında muhafaza ettiklerini herkes bilmektedir. Bu nedenle gelişmiş ülkelerin yaptıkları yardımların, gelişmemiş ülkelerdeki yönetim yolsuzluğu dolayısı ile tekrar kendilerine dönme olasılığı çok yüksektir.

Dünya demokrasisinin ve barışının önünde en büyük tehlike olarak duran insanların gelir farklılıklarının artma meyli, ülkeleri yönetenlerin dürüstlüğüne bağlı olarak azalabilmektedir. Bu nedenle dıştan gelen etkenler ve içte uygulanan yönetim usülleri hep birlikte bir ülkede yaşayan insanların refah seviyelerini de belirlemektedir.

Ülkesi ve insanların refahını artırmak için çalışan insanlar tarafından yönetilen ülkelerde yaşam kalitesinin yükselmesi büyük olasılıktır. Ancak bu çok az ülke için geçerli olmaktadır. İnsan kitlelerinin kandırılması çok zor değildir. Bu çeşitli yöntemlerle yapılmakta ancak kandırılan insan toplulukları gelecek nesillere birşey bırakmamaktadır. Avrupa Birliği ülkeleri sınırlarında yaşanlar yöneticilerin veya yönetmeye aday olanların ülkelerini ve insanlarını umursamamasının bir ürünüdür.

Yazarın Tüm Yazıları
G20 toplantısında hedefler 
Güncel 
Önümüzdeki aylarda vatandaşın ekonomik şartlarında kötüleşme olur mu? 
Toplumdaki özgüven eksikliği ekonomik atılımları da etkilemektedir 
Önümüzdeki aylarda ekonomide neler bekleniyor? 
Yabancı yatırım ama nasıl? 
Brexit sonrası Avrupa Birliği 
Brexit büyük hata 
Türkiye ekonomisinin durumu KKTC için çok önemli 
KKTC pahalılık yaratmada gelir düzeyine göre dünyada bir numara 
Ekonomik protokol maddeleri ve su anlaşması geciken icraatların sonucu 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (5) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (4) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (2) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması 
Yatırım ortamının iyileştirilmesi 
KKTC ile TC arasındaki ekonomik protokoller 
Terörizmin hedeflerinden biri ekonomik yıkım 
Önümüzdeki 15 yıl içerisinde en önemli sorun sürdürülebilir insan yaşamı 
Ekonomiye bir de yurt dışından bakmak 
Tüketim toplumu ve sosyal bozulma 
KKTC’de su krizi dünyada ekonomik durgunluk tehlikesi 
Devlet adamlığı, klasik anlamda işadamlığı ve fırsatçılık 
Gelir dağılımındaki aşırı farklılıklar sosyal krizler doğurabilir 
Planlama 
Rum Maliye Bakanı’nın Kıbrıs Türk ekonomisi ile ilgili sözleri 
2016’da neler bekleniyor? 
Siyah kuğuların uçuşu 
Siyasette ekonominin bütününü görmek 
Bugünlerde ekonomik hayatımız nasıl görünüyor 
Vergide zarar gösteren kişi veya kurumlar neden zarar gösteriyor 
Kıbrıs’ta toplumların uzlaşacağı ortak bir ekonomik yapı mı, etnik bir ekonomik yapı mı? 
Terör, ekonomik hayatın en büyük risklerinden biridir 
Hükümetler şeffaf muhasebe sistemine geçmeye başladılar 
Ortadoğu’da yaşananların ne olduğunu Avrupa şimdi anlamaya başladı. Ya biz? 
Dünya sınırları olmayan pazara dönüşüyor 
Mülkler konusu ve güncel sorun döviz kurları 
Bir ülkenin ekonomisindeki büyüme kişilerin refah seviyesine yansımazsa 
Söz su yönetiminden açılınca 
Görüşmeler iç siyaset ve döviz kurları 
Ayakları üzerinde duran bir ülke 
Vergi yasa ve uygulamaları vergi kaçaklarını teşvik etmemeli 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Kuzey Kıbrıs’ta bağımsız denetçiliğin durumu 
Bağımsız denetim 
Ortadoğu değişimler bölgesi 
Bağımsız Denetci – Mali Müşavir – Muhasebeci 
DÜNYA ENERJİ KAVGALARI 
Kıbrıslıların kendilerine ait varlıkları yönetmesi 
G 20 ve uluslararası ticaret hizmet ve finansmanda vergi kaçağı 
Avrupa bankaları stres testi 
Avrupa bankaları stres testi 
Ortadoğu’da yaşamak 
Ekonomide daralma var mı? 
Ekonomik çıkarlar ülkeler ve insanlar 
Yeni dünya düzeni 
Şirketler yasasında artık değişim zamanı 
Siyasi gelişmeler ve ekonomi 
Siyasi çözümsüzlüğün ekonomik maliyeti 
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının önemi 
Ortadoğu ve bitmeyen çıkar kavgası 
İçinde bulunduğumuz bölgede ekonomik istikrar için büyük sorumluluk gerekir 
Avrupa Parlamentosu seçimleri bize ne mesaj veriyor? 
Hedefi olmayanların gelecek kaygısı büyük olur 
2014’ün ilk çeyreğinde dünya ve KKTC ekonomisi nerede? 
Kıbrıs sorunun çözümünde ekonomi 
Yatırımlar açısından Kıbrıs’’ta çözüm neden önemli 
Para akışındaki durgunluk mali tedbirlerle aşılabilir mi? 
Kayıt Dışı Ekonomi 
Uluslararası Kriz Grubu’nun Kıbrıs raporunun ekonomik yönü 
Kara Para ile Mücadele ve KKTC 
Tanınma veya Tanınmama ile dünya gerçekleri 
Günlük olaylarla uğraşırken 2014 Yılında olabileceklerin hesabını iyi yapmalıyız 
Kıbrıs sorunu ile ilgili hareketlenme ve ekonomi