Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları

10 February 2016, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Çözüm konusunda hem güçlü umudun yükseldiği hem de çetin açmazların yaşandığı bir dönemden geçiliyor… Güçlü umudun temel göstergelerinin başında iki liderin çözüm konusunda belli bir irade ortaya koyması geliyor. İki lider çözüm vurgusunu içinden geçtiğimiz yıla vehmediyorlar… Bunu açıkça ilan ediyorlar… Bunun samimi olduğuna şahsen inanıyorum… Fakat burada dikkat edilmesi gerek kritik noktalar var…

İngiltere ne düşünüyor?
Bunlardan ilki çözümün yakın aktörleri olan dış güçler ve iki taraftaki çözüme karşı çıkan güç odaklarıdır… Yakın dış aktörlerin başını İngiltere’nin çektiğini söylemek lazım… İngiltere’nin garantörlük konusundaki resmi tezini açıktan öğrenmiş değiliz… Lakin üsleri hakkında sürekli bir şeyler açıklıyor… Üs topraklarından bir kısmını çözüm durumda devredebileceği gibi… Bunun açıklanıyor olmasının çözüme ilişkin bir tutumu açıkça göstermediğini eklemek lazım… Çözüm hususunda umutlanmak için İngiltere’nin garantörlük konusunda diğer iki garantörle yapacağı uluslararası konferans ve ortaya çıkacak formül önemlidir… Öyle ki son dönemlerde garantörlük konusunda Güney kaynaklı haberler ve onun yanına bir de ittifak antlaşmalarının da eklenmiş olması biraz tuhaf duruyor… Doğal olarak bunun ilk olarak Kuzey’de garantörlük konusunda bir algı yaratmak ve hatta müzakereler üzerinde menfi bir etki uyandırmayı hedeflediği gibi bir intiba da oluşuyor…
Akıncı’nın tavrı
Müzakerelerde özellikle Akıncı’nın güçlü bir şekilde Kıbrıslı Türklerin yaşayabilir/kabul edilebilir bir çözüme çalıştığını söylemesi önemlidir… Bu açıdan geniş kesimler Kuzey’de Akıncı’nın yaklaşımını destekliyor… Kuzey’de çözüm adına öyle negatif bir kampanya yürütüldüğü de yok… Bu noktada Güney’de Anastasiadis’in dışında ve onun müzakerelerde elini güçlendirmeye ve mümkünse de ve pazarlık çıtasını yukarıya çekme konusunda garantörlük ve ittifak antlaşmaları üzerinden bir propaganda çabası olduğu biliniyor… Bu durumu çok ciddiye almadığımı ve bu çabaların çözüm hususunda önemli bir negatif faktör oluşturmaya yetmeyeceğini söylemek mümkün… Yalnız bu çabaların İngiltere’nin gizli gündemiyle ilişkisi olduğu takdirde durum tehlikeli ve riskli olabilir…

Bölünmüş Kıbrıs’ın AB üyeliği ve İngiltere
Çözüm konusunun özellikle Türkiye’nin AB üyeliğine dönük önemli bir dayanak ve teşvik oluşturacağını bilmeyen yoktur… Bu durumun İngiltere’nin AB içerisindeki konumunu ciddi olarak tartışmaya yol açacağını Londra merkezli kampanyalardan anlamak mümkündür… Bu çerçevede İngiltere’nin bölünmüş ülkeyi AB’ye aldırma konusundaki tutumu ve AB içerisinde “uyuşmazlığın” devamı hususundaki yaklaşımı önemsenmelidir… Öyle ki bölünmüş Kıbrıs’ın AB üyeliğiyle İngiltere aslında iki şeyi sağlıyor: İlki olası bir çözümün önüne set çekerek Türkiye’yi AB’den belli bir uzaklıkta tutuyor. İkincisi de bölünmüş Kıbrıs’la AB üzerindeki gizli emellerini inşa ediyor… Bu iki durumun anlaşılması ve üzerine ciddi olarak gidilmesi gerekiyor… Olası Kıbrıs çözümünde İngiltere’nin bu iki hedefinden de uzaklaşacağı aşikardır… Birleşik Kıbrıs AB üyesi olacağından, Türkiye’nin bu birlik içerisindeki konumunun kontrol edilmesi zorlaşacaktır… Dahası İngiltere’de yürütülen bir kampanyada Türkiye’nin AB üyesi olması durumunda AB’den ayrılma referandumu düzenleneceği ileri sürülüyor. Bunun İngiltere açısından ne kadar önemli bir noktaya geldiği bu referandum önerisindeki hedef ülkeden anlamak bile mümkün… Dolayısıyla garantörlük konusunda Güney’de yürütülen bu kampanyanın İngiltere’den bağımsız olduğunu düşünmek mümkün değildir…
Buradan çıkarılacak önemli bir ders vardır… Böylesi bir tartışmanın veya olası bir gelişmenin Kıbrıs çözümüne domino etkisi mutlak surette olumlu olmayacaktır… İngiltere’nin çıkarının hala statükonun devamında olduğunu anlamak çözümün sadece iki liderle sınırlı olmadığını anlamamıza yardımcı olabilir… Kaldı ki Güney’deki red cephesinin de çözümsüzlük konusundaki tutumunun arkasında hegemonik gücün İngiltere olduğunu tarihten bir çok örnekle görmek mümkündür… Bunun Kuzey ayağını da ihmal etmemek gerekiyor… Bu çerçevede İngiltere’yi anlamadan çözüm konusunda alınacak yolu öngörmek zordur…

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!