Derviş Deniz

 

Tüketim toplumu ve sosyal bozulma

29 February 2016, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Dünya nüfusu her geçen gün artmakta, teknolojik gelişmeler yeni ekonomik alanlar yaratmakta, tüketimi artırmak için çeşitli enstrümanlar kullanılmakta ancak bunun yansıması tüm ülkelerde farklı sosyal yapılar ortaya çıkarmaktadır. Nüfus artışı dengelenmiş ve gelişme sürecini tamamlamış ülkelerin zaman zaman yaşanan ekonomik sıkıntılara rağmen sosyal yapılarında önemli değişiklikler görülmemektedir. Gelişmekte olan ve az gelişen ülkelerde ise ekonomik gelişmeler beraberinde çok büyük sosyal çalkantılar ve savaşlar getirmektedir.

Kıbrıs’ın Güneyi Avrupa Birliği’nin bir parçası olarak ve ekonomik yapısı ile büyük sosyal sorunlar yaşamamaktadır. Orta Doğu’nun kenarında olup sosyal açıdan istikrar içinde olmak bir ülkenin sosyal ve ekonomik alt yapısının gücünü göstermektedir. Kıbrıs’ın Kuzeyi de 1974 sonrası dönemde çevre ülkelerine göre önemli ölçüde sosyal istikrar gösterirken, son yıllarda yavaş yavaş yüz üstüne çıkan sosyal çalkalanmaların arttığı görülmektedir.

KKTC’de sosyal patlamalara yol açabilecek gelişmelere değinmeden önce, geri kalmış ülkeleri yöneten veya yönetimde etkin olan insanların gelişmiş ülkelerin yapıları ile ilgili söylediklerine yer vermek istiyorum.

Ülkemizde uzman statüsünde veya siyasette olan bazı kişilerin Avrupa Birliği’ni yozlaşmış bir milletler topluluğu olarak görmeleri büyük ölçüde statükonun devamını arzu etmelerinden kaynaklanmaktadır. Son aylarda Avrupa sınırlarına sığınma için dayanan ve büyük çoğunluğu Müslüman olan halkların kafir veya gavur denilen Hıristiyan ülkelere yerleşmek istemelerinin kökeninde yatanlar bir incelenirse, insanların insan olarak demokratik haklarla yaşayabilecekleri ülkeleri ırk, din ve dil gözetmeksizin tercih ettikleri açıkça görülebilir. Bu da gösteriyor ki iddia edildiği gibi insanların huzur ve refahını aynı dil, din veya ırka sahip bir ülkede yaşamak değil, insana insan olarak değer veren, insan haklarına hürmet edilen ülkede yaşamak sağlamaktadır.

KKTC’de her geçen gün gelecek nesiller için imkan eşitliği ve refah içerisinde yaşama imkanları kaybolmaktadır. Gittikçe artan tüketim alışkanlıklarını karşılayacak yeterli ekonomik kazanımlara ortam sağlanamadığı müddetçe bu istekleri karşılamak zaman içerisinde zorlaşacak ve sosyal çalkantılar daha büyük boyutlara taşınacaktır. 1974 sonrasında insanımızı adaya bağlamak için yaratılan büyük kamu yapısının artık kendini finanse edebilecek düzeyde olmadığı da görülmektedir. Buna dayalı olarak devlete yapılan istihdamlar azaldığı gibi mevcut memurların maaşları da ekonomik gelişmelerin arkasında kalmaktadır.

KKTC’de devletin gelirlerinin kamu harcamalarına yetmemesinin nedeni sadece şişirilmiş devlet kadroları değil, devlet bütçesini besleyen özel sektör kaynaklarının daralmasıdır. Bugün özel sektörde faaliyet göstermekte olan bir yığın işyeri piyasada paranın çok yavaş döndüğünden bahsetmektedir. Bu yavaşlayan para hareketi de tüketim toplumu örneğini çok iyi veren toplumun her geçen gün ihtiyaçlarını karşılamada daha fazla sıkıntıya düştüğünü göstermektedir. Tüketim alışkanlıklarının devamı için yapılan borçlanmaların geri ödenmesi de zora girdiğinden KKTC Merkez Bankası Başkanı’nın geçen hafta açıkladığı gibi kredilerin geri ödemelerinde sıkıntılar yaşanmakta ve durağan krediler her gün artmaktadır.

Son günlerde gazetelerde daha fazla görmeye başladığımız işyerleri, mülk ve araçlara saldırıların kredilerin geri dönmesi ile ilgili olabileceği de akla gelebilir. Buna ilave olarak sık sık gündeme gelen hırsızlık ve dolandırıcılık olaylarının da tüketim toplumunun tüketimi karşılayamayacak duruma gelmekte olduğunun ve bunun neticesinde sosyal bozulmalar başladığının bir göstergesidir.

Ülkemizde yaşanan ekonomik durgunluk ve kamu maliyesindeki sıkıntılar bizi yurt dışından gelecek fon ve kaynaklara daha fazla muhtaç etmektedir. Son yıllarda devletler ve kurumlar arasındaki ilişkilerde yapılan desteklerin karşılığı olması gerekliliği ortaya konmakta ve destek veren ülke ve kurumlar bu desteğin bedelini talep etmektedirler. Bu da gösteriyor ki, ekonomik yönden sıkıntı yaşayan ve dış kaynağa ihtiyaç duyan ülke ve kurumlar, dolayısıyla insanlar yapılan katkılara karşılık bir şeyler vermek zorundadırlar. İnsanlar eğer bu duruma düşmek istemiyorsa o zaman kendi evini ve ekonomisini yönetmek zorundadır. Bu şekilde davranış da gelişmiş ülkelerde olduğundan gelişmiş ülkeler gibi politikalar üretip bu politikalara sadık kalmak önceleri çok acı verici olsa da gelecek nesillerin refahı için önemlidir. Bu nedenle bugünün yetişkinleri geleceği düşünerek hareketlerini planlasınlar.

Yazarın Tüm Yazıları
G20 toplantısında hedefler 
Güncel 
Önümüzdeki aylarda vatandaşın ekonomik şartlarında kötüleşme olur mu? 
Toplumdaki özgüven eksikliği ekonomik atılımları da etkilemektedir 
Önümüzdeki aylarda ekonomide neler bekleniyor? 
Yabancı yatırım ama nasıl? 
Brexit sonrası Avrupa Birliği 
Brexit büyük hata 
Türkiye ekonomisinin durumu KKTC için çok önemli 
KKTC pahalılık yaratmada gelir düzeyine göre dünyada bir numara 
Ekonomik protokol maddeleri ve su anlaşması geciken icraatların sonucu 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (5) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (4) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (2) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması 
Yatırım ortamının iyileştirilmesi 
KKTC ile TC arasındaki ekonomik protokoller 
Terörizmin hedeflerinden biri ekonomik yıkım 
Önümüzdeki 15 yıl içerisinde en önemli sorun sürdürülebilir insan yaşamı 
Ekonomiye bir de yurt dışından bakmak 
KKTC’de su krizi dünyada ekonomik durgunluk tehlikesi 
Devlet adamlığı, klasik anlamda işadamlığı ve fırsatçılık 
Göç dalgası, fakirlik ve yardım 
Gelir dağılımındaki aşırı farklılıklar sosyal krizler doğurabilir 
Planlama 
Rum Maliye Bakanı’nın Kıbrıs Türk ekonomisi ile ilgili sözleri 
2016’da neler bekleniyor? 
Siyah kuğuların uçuşu 
Siyasette ekonominin bütününü görmek 
Bugünlerde ekonomik hayatımız nasıl görünüyor 
Vergide zarar gösteren kişi veya kurumlar neden zarar gösteriyor 
Kıbrıs’ta toplumların uzlaşacağı ortak bir ekonomik yapı mı, etnik bir ekonomik yapı mı? 
Terör, ekonomik hayatın en büyük risklerinden biridir 
Hükümetler şeffaf muhasebe sistemine geçmeye başladılar 
Ortadoğu’da yaşananların ne olduğunu Avrupa şimdi anlamaya başladı. Ya biz? 
Dünya sınırları olmayan pazara dönüşüyor 
Mülkler konusu ve güncel sorun döviz kurları 
Bir ülkenin ekonomisindeki büyüme kişilerin refah seviyesine yansımazsa 
Söz su yönetiminden açılınca 
Görüşmeler iç siyaset ve döviz kurları 
Ayakları üzerinde duran bir ülke 
Vergi yasa ve uygulamaları vergi kaçaklarını teşvik etmemeli 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Kuzey Kıbrıs’ta bağımsız denetçiliğin durumu 
Bağımsız denetim 
Ortadoğu değişimler bölgesi 
Bağımsız Denetci – Mali Müşavir – Muhasebeci 
DÜNYA ENERJİ KAVGALARI 
Kıbrıslıların kendilerine ait varlıkları yönetmesi 
G 20 ve uluslararası ticaret hizmet ve finansmanda vergi kaçağı 
Avrupa bankaları stres testi 
Avrupa bankaları stres testi 
Ortadoğu’da yaşamak 
Ekonomide daralma var mı? 
Ekonomik çıkarlar ülkeler ve insanlar 
Yeni dünya düzeni 
Şirketler yasasında artık değişim zamanı 
Siyasi gelişmeler ve ekonomi 
Siyasi çözümsüzlüğün ekonomik maliyeti 
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının önemi 
Ortadoğu ve bitmeyen çıkar kavgası 
İçinde bulunduğumuz bölgede ekonomik istikrar için büyük sorumluluk gerekir 
Avrupa Parlamentosu seçimleri bize ne mesaj veriyor? 
Hedefi olmayanların gelecek kaygısı büyük olur 
2014’ün ilk çeyreğinde dünya ve KKTC ekonomisi nerede? 
Kıbrıs sorunun çözümünde ekonomi 
Yatırımlar açısından Kıbrıs’’ta çözüm neden önemli 
Para akışındaki durgunluk mali tedbirlerle aşılabilir mi? 
Kayıt Dışı Ekonomi 
Uluslararası Kriz Grubu’nun Kıbrıs raporunun ekonomik yönü 
Kara Para ile Mücadele ve KKTC 
Tanınma veya Tanınmama ile dünya gerçekleri 
Günlük olaylarla uğraşırken 2014 Yılında olabileceklerin hesabını iyi yapmalıyız 
Kıbrıs sorunu ile ilgili hareketlenme ve ekonomi