Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala…

06 March 2016, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

14 Şubat tarihli yazımda ülkemizin insan kaynağını, eğitim politikasını ve geleceğe olası etkilerini yazmıştım. Birçok okur sevgililer gününü yazmamış olmama tepkilerini belli etmişti. Dünya Kadınlar Gününü ayrı bir yere koyduğumu belirterek, iki gün öncesinden köşeme taşıyorum. Günümüzde bu tür günlerin tüketim eksenli olduğu hakikatini de akılda tutarak…
Çevremizde yaşanan savaşların kadınlara yansımaları ortadadır… Kadınların bedenlerine ve ruhlarına dönük her türlü aşağılama gözümüzün önünde oluyor… Suriye’deki, Afrika’daki kadınlara dönük uygulamalar hepimizi utandıracak türden… Kadınların sosyo-kültürel bakımdan yerleri konumları dünyanın bazı yerlerinde iyiye giderken, birçok yerinde ise haritadan silinecek uygulamalarla karşı karşıya kaldıklarını öğreniyoruz… Kadınlara ortaçağ karanlığında bile görülmemiş muameleleri reva gören anlayışlar kurtarıcı edasında ortaya fırlıyorlar… Bunların büyük çoğunluğunun küresel istihbarat örgütlerinin maşası olduğu; neye kimlere hizmet ettikleri ayan beyan ortadadır… Bu kulvardan çıkmış ve bölge halklarının soykırıma uğratılması dışında bir işlevi olmayan bu sapkın anlayışların da mutlaka bir kullanım süresi vardır… Onlar da günlük hayatımıza girip çıkan bir daha ismini duymayacağımız klipler gibidir…

“Kürtaj”ın anlamını bilmeyenler konuşmasın!
Kadınların sosyo-ekonomik yaşama katılım durumu ülkemizin koşullarında göreceli bir olumluluk olsa bile asgari ücretlilerin ezici çoğunluğunun kadın olması son derece dikkat çekicidir… Son günlerde kürtaj meselesinin yarattığı toplumsal travma en çok kadınların ruh sağlığında yara açmıştır… Kadınlar kürtajın bir kelime dışında manasını anlıyor ve bedeninde hissediyordur… Skandal kürtaj ülkemizin bir biçimde içinde bulunduğu güvencesiz koşullarının da bir numunesidir… Öyle ki kadınlar gününde cinayete kurban giden kadınların arkasından ağlamak bile notaya bağlıdır… Ortalıkta o kadar çok etkili kadın örgütü olmasına rağmen geçtiğimiz günlerde kocası tarafından katledilen yabancı uyruklu bir kadının arkasından tek bir kadın örgütümüz ağlamadı bile…
Ülkemizdeki gece kulüplerinde “seks kölesi” olan kadınların durumu bağrımızdaki bir toplumsal ur gibidir… Buralarda çalışan insanlar modern köle muamelesi görüyor… Bunları gündeme almak bile bazılarını çok kızdırıyor… Bu gece kulüplerini kapatmak için her türlü gerekçe mevcuttur… Bu mekanların ülkeye ve insanımıza kadının durumu bakımından verdiği görüntü ilkelliktir…

Kadının adı…
Bir çırpıda baktığımızda kadın meselesine ilişkin içimizi burkan ve toplumsal aidiyete negatif etkisi olan birçok olay dökülüyor hafızalarımızdan… Biliyorum; böylesi günler hiçbir kadının sorununa ilaç olmuyor… Dahası, bu özel günlerden ötürü kadınların bir kısmı özel olarak cezalandırılmıştır… Hatta öldürülmüştür… Bunlara “Kadının adı yok” demişti Duygu Asena… Gerçekten aramızda çocuk yaşta, 11-12 yaşlarında parmaklarına yüzük geçirilip, uykudan kaldırılan ne çok kadınlar gördük… Aslında hiçbiri yoktular… Bunlar 11’lerinde nişan olup 12’lerinde evlendirilip 30’larında toprağa verilenlerdir… Çocuklarını çocukça sevgiyle büyütmüşler… Annelik ile çocukluk karışmış çoğu zaman… Yarım kalmış hatıraları uzun uzun incelemek pek faydalı değildir… Lakin içinde yaşadığımız asrın tabiatını da bilmek lazımdır…
Yaslarımızı, hasretlerimizi böylesi özel günlere bağlamak çok fazla sipariş koksa da kadınlar günü evrensel anlamda asil günlerden biridir… Doğrusu kadınları ülkemizde etkileyen kötü idare koşullarından erkekler de etkileniyor… Lakin bunun hayat içerisindeki etkisini, yansımasını ve baskısını kadınlar çok daha yüksek yaşıyorlar… Kadınların toplumsal refahtan aldıkları pay, kattıklarından çok daha az… Bu elbette erkekler için de geçerlidir… Lakin kadınların tarihsel kültürel şartları artık ciddi olarak ülkemizde de ele alınmalı ve daha iyi bir konuma yükseltilmelidir... En azından asgari ücretli nüfusun ezici çoğunluğunu kadınlar oluşturmakta ve onların uğradığı sömürü düzeyinin erkeklerin çok üzerinde olduğunu idrak etmeliyiz…

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!