Ahmet Tolgay

 

Sağlıktaki o büyük başarı öyküsüne gölge düşmesin… (2)

07 March 2016, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

1977 Kasım’ı, Dr. Nuray Yeşiladalı’nın, Thalassemili yeğeni Cem’in ve annesi ile babasının çektiği acıları görerek, ülkesine dair bir başarı öyküsü yazmak üzere devreye girdiği tarihtir. Küçük Cem’in tüm enerjisi tükenmiş, kımıldayacak gücü kalmamıştı. İniltiler içinde ağlamaktaydı. Bu tablo karşısında yıllardır kederlenen anne ile babanın yaşama sevinci tükenmişti. Her ay kan bulunup verilince Cem sulanan çiçek gibi canlanıyor, mahzun yüzüne renk geliyordu. Cem, Thalassemia Majör’lü doğmuştu. Anne ve babası taşıyıcı olduklarını bilmeden şans eseri üç sağlıklı çocuk sahibi olmuşlar, anne dördüncü kez hamile kalınca “kısmeti var” deyip onu da dünyaya getirmişlerdi. 1963’de göç ettikleri Londra’da, doğumdan aylar sonra acı tanı konulunca dünyaları kararmış, onlar için huzurlu ve mutlu hayat oracıkta noktalanmıştı... Cem “dalaklı” doğmuştu. Yani Thalassemia Majör’lü... O yıllarda halk arasında Thalassemia’nın tanımı böyleydi. Dr. Yeşiladalı, çare bulabilme adına devreye girişini şöyle anttı:

“Lapta Sağlık Merkezi’nde sorumlu hekim olarak görev yapıyordum. Yakından tanık olduğum dram, beni hem bir teyze, hem de bir doktor olarak derinden etkiliyordu. Hasta çocuklara gerekli kanı bulmak oldukça zordu. Hastaneler çok yetersizdi. Thalassemili çocuklara çağdaş bir tedavi uygulandığı söylenemezdi. Kaderlerine terk edilmişlerdi... Bir seferinde hastanedeki bir çocuk doktoru Cem’in yanında anne babasına ‘Boşuna kan verip bu çocuğa eziyet yapmayın. Hem siz hem de o acı çekmesin. Bırakın kendi haline, zaten ölecek” demişti. Bunu duyan Cem günlerce ağlamıştı. Bu yüzden o yıllarda bazı aileler çocuklarını kaderlerine terk etmişlerdi. Çekmeden ve çektirmeden erkenden ölsünler diye!..”
Bu çocukların ve ailelerinin dramını onlarla birlikte yaşayan Dr. Yeşiladalı, sürekli “onlara nasıl yardım edebilirim” diye düşünüyordu. Bazı arkadaşlarına ve yakınlarına konu hakkındaki düşüncelerini açar. Bu çocukları ve aileleri bir çatı altında toplamak, tedavilerine yardımcı olmak, acılarını paylaşarak azaltmak istiyordu. Doktor arkadaşları bu düşünceye pek sıcak bakmadılar. “Her hastalığa bir dernek mi kuracağız? dediler. Ama Dr. Yeşiladalı yılmadı. Hasta çocuk ailelerine ve çevresindeki diğer insanlara yapmak istediklerini, bu hastalığın ülke için tehlikelerini anlattı. Destek alınca, 1977’nin sonunda çalışmalara başladı. 15 Ocak 1978’de “Thalassemialıları Koruma Derneği”ni resmen kurdu. İlk yönetim kurulu şöyle oluşturuldu: Dr. Nuray Yeşiladalı (kurucu başkan), Vedat Azmi Özünlü (asbaşkan), Neriman Koçat (sekreter), Aysel Ahmet (muhasip) ve İrfan Kuman, Peyman Erginel, Cemaliye Hocaoğlu (faal üyeler). Dernek tüzüğünü Avukat Peyman Erginel hazırladı. Amblemini ise sonradan KKTC bayrağını da tasarlayan ressam Emin Çizenel çizdi. Derneğin ilk lokali, Dr. Yeşiladalı’nın ağabeyi Niyazi Aydeniz’in Denizkızı Oteli idi. Örgütlenme çalışmaları hızla başlar ve gelişir. Gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında ilgili olduğu düşünülen her yere yazı gönderilip yardım istenir. Maddi ve manevi her yardıma açıktılar. Bu, hiçbir ülkenin tanımadığı yeni kurulmuş bir devletin, Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin bir yardım derneği idi. Yazılarına olumlu ve cesaretlendirici yanıtlar gelir. Dr. Yeşiladalı, çalışmalarına ivme kazandıran olaya şöyle değinir:
“Bir gün bir İngiliz hastam, hastaneye Thalassemia ile ilgili haber ve resim içeren bir İngiliz gazetesi getirdi. Haber Güney Kıbrıs’ı ziyaret eden bir Thalassemia uzmanına dairdi.O zamanlar güneye geçmek olanaksızdı. Haberdeki hanımın adresini bulmasını rica ettim ondan. Buldu ve getirdi: Dr. Bernadetta Modell… İleride başarımıza çok katkılar koyacak olan bu değerli insana rastlamamız işte böyle bir tesadüfle oldu.”
Dernek, toplumda pek bilinmeyen Thalassemia hakkında aydınlatıcı broşürler hazırlayıp dağıttı. Okullara, çarşıya, devlet dairelerine ve akla gelen her yere. Yoğun bilgilendirme başlatıldı. Yeşiladalı, “TV ve internet bugünkü kadar yaygın değildi. Radyo programları ve okullarda konferanslar düzenliyorduk. Yönetim kurulundaki tek doktor olduğum için okul okul dolaşıyordum. Devlet ve hükümet yetkililerini teker teker ziyaret edip Thalassemiayı ve yapılması gerekenleri, alınması gereken önlemleri anlatıyorduk. Bıkmadan usanmadan gece gündüz bu konuyla uğraşıyorduk. Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş konuyla çok ilgilenmişti. Sağlık Bakanı Dr. Ali Atun’u çağırıp hastalık hakkında bilgi istedi. Bakan, ‘Tedavisi olmayan bir hastalık, yapacak hiçbir şey yok’ demişti. Ama Cumhurbaşkanı görüştüğü herkese, tüm yabancı temsilcilere bu hastalıktan söz edip yardım istiyordu” diyor.
Dernek mensupları Thalassemialı çocukları belirlemek için köy köy dolaşmaktadırlar bu arada... Onları bir çatı altında toplama çabası var… Gerekli bilgiler toplanıp listelenir. Bazı aileler çocuklarını kaderlerine terk etmişlerdir. Ayrı bir odada tutulan, sadece yemek verilen ve hiçbir tedavi almadan acı içinde kıvranan çocuklar bulunur. Tedavi görenler de sadece iki üç ayda bir kan alabilmektedir. Savaştan yeni çıkmış, yeni kurulmuş bir devlette her şey gibi kan bulmak da çok zordu. Dernek yoğun bir uğraştan sonra “hayır kurumu” olarak kabul edilir. Artık bir resmi sıfat kazanılmıştır. Bazı şeyler daha da kolaylaşacaktı. Etkinliklerden elde edilen gelirin vergi bağışıklığı olabilecekti.
Sözü tekrar Dr. Nuray Yeşiladalı’ya bırakayım:
“Sağlık Bakanlığı’na yapılan ziyaretlerde derdimizi ve kuruluş amaçlarımızı bıkmadan anlatıyor yapılması gerekenleri sıralıyorduk. Thalassemia’nın tedavisi yoktu ama Thalassemialı doğanları rahatlatmak, insanca ve acısız yaşamalarını sağlamak ve alınacak önlemlerle de yeni doğumları önlemek mümkündü. En acil işimiz bu çocukların tedavisi, onların ve ailelerinin rahatlatılmasıydı. Ne yazık ki, konu birçok hekim tarafından bile sadece 160-200 hasta çocuğun sorunu gibi algılanıyordu. Oysa Thalassemia diğer Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi bizde de en ciddi halk sağlığı sorunuydu. Eğer önlem alınmazsa sürekli doğan yeni Thalassemili çocuklarla bu sayı korkunç boyutlara ulaşabilirdi. Yılmadan ve usanmadan her yere başvurduk. Neticede kan toplamak için Sağlık Bakanlığı’ndan ambulans temin ettik. O yıllarda sağlık servislerinde henüz Kan Bankası yoktu. Derneğin uğraşları sonunda ülkeye modern bir de Kan Bankası kazandırıldı. Kolordu Komutanı ile görüşüp kuruluş amaçlarımızı onlara da anlattık ve yardım istedik. Askerler bize kan verecekti. Çocuklara gerekli kanı bize tahsis edilen ambulansla bölük bölük dolaşıp askerlerden toplamaya başladık. Mehmetçikler seve seve kan bağışlıyorlardı. Radyo anonslarıyla halkı da kan vermeye çağırıyorduk.” Derneğin kurulduğu yıllarda Londra’da UCH (Univercity College Hospital)’de “fetoskopi” denilen anne karnında tanı yeni uygulanıyordu. Dr. Bernadetta Modell de o hastanede çalışıyordu. Onunla bağlantı kurulur. Risk taşıyan hamileler fetoskopi için oralara gönderilmeye başlanır. Dr. Modell, aynı zamanda WHO (Dünya Sağlık Örgütü) danışmanıydı. Kıbrıs’a davet edilir. Dr. Yeşiladalı ve arkadaşlarıyla birlikte köy köy gezip hastaları tek tek muayene eder. Devlet yetkilileriyle görüştürülür. Onlara işin ciddiyetini uzman bir kişi olarak bir de o anlatır. Thalassemia tüm Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi bizde de en önemli bir halk sağlığı sorunuydu ve önlem alınması şarttı. Türkiye’den Prof. Muzaffer Aksoy dahil bu konuda ünlü birçok bilim adamı davet edilir. Yetkililer ve hastalarla buluşturulurlar. Onların da tavsiyeleri alınır. Talasemia’nın ders kitaplarına dahil edilerek gençler tarafından öğrenilmesini sağlanır. Sosyal etkinliklerden ve bağışlardan elde edilen gelirle çocuklar için gerekli Desferal ilacı İngiltere’den getirtilmeye başlanır. Yeşiladalı diyor ki; “Tüm bu mücadele ve çalışmalar sonunda en önemli meyvesini verdi. Bizim azmimiz, yokluklar içinde verdiğimiz mücadele WHO tarafından ilgi ve hayranlıkla izleniyordu. Çok etkilenmişlerdi. Dr. Modell ve Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın da yardımlarıyla Dünya Sağlık Örgütü bize yardım etmeye karar verir ve konu ile ilgili bir proje hazırlanmasını ister. Sağlık Bakanlığı’ndan Dr. Ayten Berkalp projeyi hazırlayıp sunar.”
Bir avuç inançlı insanın kurduğu o derneğin çalışmalarından dolayı tanınmamış bir devletin beş elemanına WHO bu konuda eğitilmek üzere burs verecekti. Gelen yazıda bu beş elemanın içinde Dr. Nuray Yeşiladalı’nın muhakkak olması şartı vardı. Diğer elemanlar Biyokimya uzmanı Vedat Özünlü, Ayşe Sözüöz, Kan Bankası’ndan Emirzade Arıtkan, Kadın Doğumcu Dr. Fahri Karagözlü idi. Yeşiladalı, Ultrasound eğitimi için seçilir. Eğitilen her personel için gerekli olan her türlü cihaz yedekleriyle beraber WHO tarafından hibe edilir. Derneğin kararlı çalışmaları sayesinde ülkede o güne dek olmayan sağlık hizmetleri verilmeye başlanır. Thalassemiya kan tetkiklerinin yapıldığı bir laboratuar, Geliştirilmiş Kan Bankası hizmetleri, Genel Ultrasound hizmeti ve Doğum öncesi Tanı Merkezi gibi.
O tarihte yılda 25-30 yeni Thalassemili çocuk doğuyordu. Bu çok büyük ve gittikçe artacak bir rakamdı. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde topluma daha çok acı, devlete de büyük bir maddi yük verecekti. Yeni evlenecek olanların ve doğurgan gruptaki eşlerin konu hakkında aydınlatılması ve taşıyıcı eşlerin nelere dikkat etmeleri gerektiği anlatılmalıydı. Her hamilenin eşiyle beraber Thalassemia yönünden tetkiki gerekiyordu. Bunlar, Sağlık Bakanlığı’na yapılan ziyaretlerde sürekli dile getiriliyordu. Yeşiladalı “bir yasa yapıp evlilik öncesi, eşleri Thalassemi yönünden tetkik ederek uyarmamız gerektiğini söylüyor ama Bakanlıktan sürekli ret cevabı alıyorduk. Gerekçe olarak da hiçbir ülkede böyle bir yasanın olmayışını gösteriyorlardı. Bir görüşmemizde Thalassemia Merkezi ve yasa ile ilgili talebimiz üzerine ‘çok hayalperestsiniz Nuray hanım, her hastalığa bir dernek kurup bir merkez açmağa kalkarsak vay halimize. Hele o istediğiniz yasa dünyada, hatta Rumlarda bile yok. Biz nasıl yapalım?’ demişlerdi. Bunun üzerine ben de ‘peki bir sefer de biz Rumlara ve tüm dünyaya örnek olsak olmaz mı? Kimsede olmayan bir yasayı yapıp dünyaya örnek olalım’ demiştim. Ama maalesef her zamanki gibi yine reddedildik” diye anlatıyor.
Bakanlıktan ısrarla ret cevabı alınmasına karşın yılmayan Yeşiladalı o günlerde Yüksek mahkeme Başkanı olan Taner Erginel’e gider. Eşi Avukat Peyman Erginel Derneğin yönetim kurulundadır. O nedenle konuyu ve sıkıntıları yakından bilen Erginel, hukukta devrim yaratacak olan yasayı hazırlamak için çalışmaya ve mücadeleye girişir. O mücadelenin içeriğini 19 Mayıs 2013’de, bu sayfada “Hukukta Devrim Yaratan Yasanın Öyküsü” başlığı altında, Erginel’in anlatımlarından sunmuştum. 30 yıl önce Thalassemialı çocuk sayısı 150 civarında idi. Yılda 25-30 yeni Thalassemialı çocuk doğuyordu. Yıllar sonra bu sayıda artış olmadı. Çünkü o yasa sayesinde yeni doğumlar sıfırlandı.
Peki bu tarihi mücadelenin tetiklenmesinde büyük rolü olan Cem’in kaderi ne oldu? Teyzesi Dr. Nuray Yeşiladalı bu sorumu şöyle yanıtladı:
“Cem acılarla boğuşarak büyüdü. Evlendi ve iki sağlıklı çocuğu oldu. Leyla ve Sami. Tedavisi için döndüğü Londra’da 46 yaşına kadar yaşadı. İki yıl önce aramızdan ayrıldı. Hayatı Thalassemia ve onun komplikasyonları ile boğuşarak geçti. Onunla beraber anne-babası da bu yılları acı ile yoğrularak geçirdiler.”
İdealist doktor Yeşiladalı bu bağlamdaki mutluluğunu da seslendirdi:
“Ne mutlu bizlere ki yeni Cem’lerin doğuşunu önleyebildik. Ne mutlu bizlere ki hiçbir Akdeniz ülkesinin başaramadığı bir şeyi başardık ve yasamızı geçirip Thalassemia’nın kökünü kuruttuk. Ne mutlu bizlere ki hayatta olan Thalasemialı çocuklarımıza hep beraber mücadele edebilecekleri bir dernek çatısı, tedavilerini en çağdaş yöntemlerle sürdürebilecekleri bir Thalassemia Merkezi, ülkemiz insanlarına da çağdaş bir Doğum Öncesi Tanı Ünitesi ve Ultrasound servisi, modern bir kan bankası ve tam donanımlı Thalassemia laboratuarı hediye edebildik Ve ne mutlu ki, Thalassemia denen can yakan canavara karşı girdiğimiz savaştan galip çıktık, kökünü kuruttuk onu ülkemizden sildik ve yok ettik.”
Son noktayı koymadan önce idealist doktorun şu anekdotunu da sunmalıyım:                                                                                                                                                                                                                  “Oğlum Mert Hacettepe Tıp mezunu... Bir gün kalabalık amfide profesör kan hastalıklarını anlatırken konu Thalassemia’ya da gelmiş. Hoca anlatmış anlatmış sonra da ‘Tüm Akdeniz ülkeleri içinde sadece KKTC bu hastalığı önlemeyi başardı. Kurdukları bir derneğin çalışmaları ve çıkarılan yasa ile bunu önlemeyi başardılar' demiş. Mert çok gururlanmış ama bir şey dememiş. Kıbrıslı bir arkadaşı elini kaldırmış 'Hocam o derneği kuran ve yasanın çıkmasına öncülük eden Mert'in annesi Dr. Nuray Yeşiladalı’dır’ demiş. Hoca Mert’i ayağa kaldırmış ve 'Annenle ne kadar gurur duysan yeridir oğlum’ deyip alkışlatmış... Mert’e bundan daha değerli bir miras bırakabilir miydim? Benim için de, evladıma yaşattığım bu gururdan daha büyük bir ödül olabilir mi?”

Yazarın Tüm Yazıları
Cumhurbaşkanımız – hükümetimiz - demokrasimiz… 
Aşk olsun sana Türk ordusu... 
Derviş Zaim olayı…    
Geçmişten bugüne Trodos… 
Zor dostum, zor!.. 
Sıcak algınlığı… 
Başkenti ağaçlandırmak… 
Açıklamaya muhtaç konular… 
Terör ve halk… 
Satır aralarını okumak… 
Oral Andız’ın Otantik Kıbrıs albümü… 
Kafesli’nin kafeslikleri… 
Mimoza Otel’in dramı… 
Nokta atışları… 
Yöneticilik böyle mi olmalı?.. 
Yine Asbest / Ayhan Menteş... 
Mağusa’nın “gazi”lik unvanını kazandığı gün… 
Kafka, küçük kız ve bebek 
Doğru söze ne denir?..    
Asbest hâlâ yaşamımızda… 
Limon Çıkmazı / Stockholm Sendromu / Altınova’nın Yolu… 
Sahillerin yağmalanması… 
Ciğerci Ahmet… 
75’nci yılındaki başarı öyküsü: Deniz Plaza... 
Pazar’lık öykü: önyargılar aldatıcıdır… 
Olduğumuz gibi… 
Mağduriyet psikozu… 
İletişim çağında, çağın dışında kalmak… 
İki konu, iki yorum… 
Kıbrıs’ın bölünmesi ve nüfus mübadelesi… 
EOKA’ya karşı TMT… 
Dinsel ayinler ve siyaset… 
Hadi şerefe…    
Altında kalanın boynu kopsun düzeni… 
Celal Hordan’ın Dönüşü… 
Perikles stratejisi… 
 “Geliyorum” diyen belediye krizi… 
Ziya Kasaboğlu bir direniş kahramanıdır 
O eski efsane şarkılar… 
Tecavüz olayları… 
Şafak nöbeti / suyun fiyatı / ekonomimizin hali… 
Anastasiadis’in partisindeki Enosis paranoyası… 
20 Temmuz yazısı… 
Güncel panorama... 
Başkent belediyemizden olumsuz sinyaller… 
İlle de demokrasi / önerimdir / patlamasız terör… 
Nijerya ile ticari ilişkiler!.. 
Temmuz 1974’e giden yol… 
Güncel değinmeler… 
Süt / Güzelyurt… 
Reşat Hoca’mızın arkasından... 
 “Basın Günü” düşünceleri… 
Kıbrıs’ın genel ticaret yaşamı... 
En ağır pazartesi sendromuna doğru… 
Emek Trajedisi / Londra’nın TOMA’ları… 
İnanç turizmi konusuna bugün de devam… 
İhmal ettiğimiz inanç turizmi…    
Eski bayramları anımsamak… 
“Kıbrıslılık” mı dediniz?.. 
Uluslararası bir sükse… 
Oyuncak mı bu iş?.. 
Nüfus meselesi… 
Başkan Siber'in haklı isyanı… 
Nokta atışları... 
Nefret kültürü aldı başını gidiyor… 
Pazar’ın getirdikleri… 
Komplo teorileri furyası…    
Güney’de saldırıya uğrayanlar bunu sineye mi çekerler? 
Yangının anatomisi… 
Üç konu – üç yorum… 
Demirciler / balık tutmak / yaz… 
Pazartesi irdelemeleri… 
Pazar’lık öyküler… 
Kartalı karga sanmak… 
MAT sükûnet vadisinden… 
Kan sıkıntımız… 
Lefkoşa mezarlığında neler oluyor?.. 
Su, ey aziz su… 
Kan stokumuz dipte / Gençlik kurtarılmayı bekliyor… 
Kitaplar, yazarlar ve okurlar… 
Stratejik müttefikler!... 
Hoş geldin KİYED… 
Erkman’la tarihten siyasete, ekonomiden yatırımlara… 
Aziz anısına: Cemaliye Kıyıcı… 
Tehcir mi?.. Soykırım mı?.. 
Doyumsuz Pahom’un hazin sonu… 
Treni kaçıran adam… 
 “Hayal ortağım ol”… 
İbiş’lik meseleler… 
Kırılma noktası 
“Gıda” konulu korku filminin figüranlarıyız... 
Bunalım 
Yıldızlar, sevgi ve dayanışma üstüne… 
 “Sudan ucuz” mu dediniz?.. 
Uzlaşmazlık cesaretlendirilmemeli… 
Kokteyl… Kulaklar çınlasın diye… 
Güncel notlar… 
Anastasiadis, sabrımızı test ediyor… 
Su ve fiyatı… 
Güney’de Türklerin insan hakları geçerli değil mi?.. 
Eski Baf’tan sinema anıları… 
Kaybedenler kulübü… 
Sorunların sarmalındaki gençlik… 
Giritli Türklerin trajik tarihi… 
Kaşgar projesi güzellikleri tetikleyecek… 
Sağlık / güvenlik / toprak… 
Nokta atışları bu kez okuyucudan… 
Sinema sektörümüzün emektarı: Halil İnönü 
Mingavara… 
Necati Sağer’in bitmeyen çilesi… 
Turizmimizin gerçeklerine dair… 
Soru işareti… 
Çözüme ne kadar hazırız…  
Ankara’da pişer, bize de düşer... 
Ali Nesim… Onu yitireli iki yıl oldu… 
Vize…  
Gerçekler ve ahkâmlar… 
Gültekin Çeki artık unutulmaz şarkılarında yaşayacak... 
Ölü sevicilere dair… 
Sibel Siber, kültür – sanat ve aidiyet… 
Necati Özkan’a saygı duruşu… 
Ciddi konuların mini yorumları…  
Barış dili… 
Kimin umurunda görüşmeler?!.. 
Peşkeşin en rezili vakıf mallarında yapıldı… 
İşlerimiz Allah’a havale!.. 
Onur mücadelesi... 
Bir Mesarya öyküsü... 
Bravo Yaşar Artam ve Gönendere... 
Evcilik oyunu mu bu?...  
Hellim – mellim, süt – müt... 
İşimiz iş / Paralı askerler / Yine su… 
Çökmüş bir bürokrasi… 
O unutulmaz dehşet gecesi… 
İzolosyanlar / Sanat Günü / Aman Tanrım!.. 
Aydın Sennaroğlu’nun yaşam öyküsü…  
Kaldırım mühendisleri… 
Bir gazeteci buluşmasından notlar… 
Kompleks…  
Kaynayan kazan CTP… 
Olmak ya da olmamak… 
Sinema yazarlığına dair… 
Kıbrıs piyasası için!.. 
Belarus’tan KKTC’ye, Graham Bell’den akıllı teknolojiye… 
Maişet ve devrimcilik… 
Sivil savunmamız ve deprem riski…  
Demokratik bir devrim gerekir… 
Yeni haftaya başlarken… 
Hayrola… 
Tanrı akıl versin… 
AB, BM, Bosna ve Kıbrıs… 
Tekmili birden: Superman–Batman-Wonder Woman-Mutasyon King Kong… 
Şu patates olayı... 
Haftabaşı notları… 
İbrahim Nuralış ve Sinemacılık… 
Bunun adına “asimilasyon” denir… 
Terör kalpleri vururken... 
Uyuşturucu Yasası’nı geçirmek yeterli değil… 
Kin ve nefret suçları…  
Hasgüler / Teröre övgü / Putin’in manevrası… 
Türk Sineması’ndan Kıbrıs’a izdüşümler... 
Yeşilçam’da bir Kıbrıslı yakışıklı… 
Mutallo’ya dönmek… 
Üç konu – üç yorum… 
Türkiye’nin garantisi neyimizi garanti edecek?!. 
“Annemin yarası”… Irza tecavüz travması… 
Şeffaflık krizi… 
Haftabaşı notları… 
Tübörküloz’daki başarı öyküsü… 
Alzheimer misin mübarek?!.. 
Turizmde şansımızı zorlamalıyız… 
Kıbrıs’ta su devrimi… 
Salkım / su muhalifleri / iki güzellik / 
Yeni Hastane / NASA – FAO / Adaletsizlik / Pes… 
Sağlıktaki o başarı öyküsüne gölge düşmesin…- 1 -  
Kürtaj turizmi… 
Siyasetteki Salih Boyacı izleri… 
Güncel notlar… 
Kim bilir kimin çocuğusun… 
Salih Boyacı sinema serüvenini anlatıyor… (2) 
Salih Boyacı sinema serüvenini anlatıyor… (1) 
Kâhin… 
Gerçekleri konuşmaya devam… 
Sağlık hallerimiz eski hamam eski tas… 
İş dünyamız ve asrın su projesi… 
Evdeki bulgur… 
Elektrik Kurumu’nda hareketlenme… 
Toprak ve mülke dair tarih dersi… 
Tehcir… 
Kedi Şerafettin ile Gazozcu Kemal… 
Halka kan ağlatıyorlar, kan!… 
Su, gerçekler ve şifre… 
Osman Türkay 89 yaşında… 
Yeni bir haftaya başlarken… 
1974 sonrası ilk Kıbrıs TV filmleri… 
Cumhurbaşkanı kim olsun?!.. 
Kösem Sultan’ın mülkiyet hakları ne olacak?!.. 
Ortadoğu’nun kaderi… 
Akıncı’dan Anastasiadis’e ince ayar… 
Not defterimden… 
Kıbrıs Türk sinemacılığının ilk dönemleri…( 2) 
Kıbrıs Türk sinemacılığının ilk dönemleri (1) 
“Bekledim de gelmedin” şarkısı… 
İŞAD’la analitik bir oturum… 
Irkçı bağnazlık barışın mezarıdır… 
Sosyal devlet böyle mi olur?.. 
Ülkemiz sinema ve televizyon için doğal platodur… 
Reform karşıtlığı… 
Barış adına: “Aşk Grevi”… 
“Ben ve Mustafa…” 
Bizim şefik...  
Kanbay / AKEL / Teessüf / Seviyesizlik… 
“Şahinler Yılı”nın tetiklenmesi: 27–28 Ocak 1958… 
Vay halimize… 
Kapitülasyonlar ve Turgut Özal olayı… 
Bir sinema sevdalısının ilginç öyküsü… 
Maskeli süvariye dönüştük… 
Acımtrak bir sohbet… 
İsyan ve feryat… 
Nokta atışları… 
DAÜ rektör vekilinden gündemi sarsacak vurgular… 
Gaz maskesi gerektiren o pis kokular… 
Pazar’ın getirdikleri… 
Leyla… 
Türkiye bizim için her zaman gerekli…  
İş dünyamızın halini irdelemeye devam… 
Tanıdığım Arslan Mengüç… 
Durum duru değil… 
Anastasiadis ve Ulusal Konsey… 
Pazar çeşitlemesi… 
Öyle bir geçer zaman ki…  
İş dünyamızda fırtına… 
Tablomuz iç açıcı değil… 
Maalesef karamsar bir yazı… 
Bilinçli kaos senaryosu mu var?..:  
Güncel notlar… 
Arif Feridun’la Adalı yazgımıza dair bir sohbet… 
Anastasiadis “Türkçe dersi” almalı… 
Yeni yıla gülerek girelim…  
“Sarmaşık”ın şifresi… 
İnsan hakları, iş gücü ve ekonomimiz… 
İsmail Tansu ve TMT... 
Haftabaşı notları… 
Ekrem Yeşilada’yı yazmak… 
En mutlularımız... 
Nokta atışları… 
Sağlıkta ı-ıh sendromu… 
“Yıldız savaşları” biteceğe benzemiyor… 
Mehter Şov / Özelleştirme / Başımız Yakılamaz / Yadırgadıklarımdan… 
Direnişin hekimleri… 
“Mani oluyor halimi takrire hicabım!” 
Sağlık da, yine sağlık… 
Yazıklar olsun…  
Güncel vurgular… 
 
Ateşkes’in açık ihlali… 
Arif Feridun’dan olanaksız bir aşkın öyküsü: “Yazgı”  
Korna… 
Nasıl güvenelim?.. 
“Casuslar Köprüsü”… Önemli vurguların filmi…  
Talat’la derinliğine sohbet… 
Silihtar’da kahvaltı… 
“Hastanelerin yönetimi, hekimlerden alınmalı” 
Eski Lefkoşa’dan bir Osmanlı öyküsü… 
Hayrola… 
Kırmızı et tutkumuz… 
Bunalımların toplumu / hep yerinde saymak / Putin … 
Yoğun bakım mı, yoğun utanç mı?!.. 
Dr. Erdoğan Mirata ve “Şaka Gibi…” 
Pazartesi potpurileri… 
Paylaşılması gereken okuyucu mektubu 
Ya çözüm, ya da KKTC’nin tanınması… 
Jestler ve dersler… 
Ayaktan tedavi fiyaskosu ve yaşadığım bir olay…  
Kadına şiddet, erkeklik değildir… 
Adalet sapması… 
Sağlıkta ürperten gerçeklerimiz…  
Sinema başlıyor… 
Eleni… 
Sağlık Çalıştayı’nın üzerinden tam 2 yıl geçti…  
Sağlık Çalıştayı’nın üzerinden tam 2 yıl geçti…  
Not defterimden… 
Bunun adına ne denir?.. 
Terör / Yargıç Atamaları / James Bond… 
Terör / Yargıç Atamaları / James Bond… 
KKTC sığındığımız son kaledir… 
KKTC sığındığımız son kaledir… 
Tarihi paradoks… 
İnanç özgürlüğü… 
Cesaretli girişim: “Kibarlık Budalası”  
Siyasal çözüm haritası ve Troyka… 
Atatürk’e dair filmler… - 2 - 
Atatürk’e dair filmler… - 1- 
Mahşerin atlıları… 
Samanbahça duvarlarında sinema… 
Su adaya geldi, biz kendimize gelemedik… 
Tavşancılık sektörümüz neden yok? 
Balıkçıoğlu Tiyatrosu / Halloween’in anlamı… 
Mektup… 
Doktorsuz kalma fobisi… 
Eski Limasol ve Evdim’de sinema büyüsü… 
Dibelik alaguduru… 
Allem Kallem / Sur İçi / Kurtlu Verigo… 
Yılan hikayesine dönen şu genel sağlık sigortası… 
Not defterim hayli yüklü… 
Susmanız gerekir artık… 
Mülk uzmanından ciddi uyarılar… 
İhtiyarlatan koltuklar… 
Üç konu, üç yorum… 
Akay Cemal / Erhürman’ı dinlerken / Doğamız ve su…  
AİHM kararlarına dair… 
AİHM kararlarına dair… 
Cumhurbaşkanımıza maruzatımdır… 
Cumhurbaşkanımıza maruzatımdır… 
Muhteşem bir yaşamın öyküsü 
Euro’ya geçme hayali… 
Şenlik var: Balıkçıoğlu kabare tiyatrosu geliyor… 
Güncel notlar… 
Durdurulamayan Terör / Köprü Kaosu / Maronitler… 
Talat’la sohbetten notlar… 
Kumarcılar Hanı’nın restorasyonu tamamlanmalı… 
Anastasiadis Eide’nin kehanetleriyle dalga geçiyor…  
Devletin güvenirliliğine dair… 
Devletin güvenirliliğine dair… 
Su… Ve şu şov siyaseti…  
Su… Ve şu şov siyaseti…  
Basınımızda köşe yazarlığı… 
Lefkoşa’nın en güzel abisi kim?... 
Yine turizm üzerine… 
Değinmeden geçemediklerim… 
Akıncı’nın elinde sihirli değnek olsa bile… 
Rum KOP sürecini kopardı… Ama bizimkilere bakınız… 
Çözüm, “çözülme”ye dönüştürülmemeli… 
Toparlanıyor muyuz? 
Terminatör…  
Sağduyu galip gelmeli…  
Bayramın acı yazısı… 
Şu işlere bir bakın… 
Kalıcı barış adına… 
Not defterimden…  
“Doğru” diye algılanan “yalanlar”… 
Tarihi ve inanılmaz duyarsızlıklar… 
“Kıbrıslılık” mı dediniz?.. 
UBP Faktörü… 
Toprak… 
Toprak… 
Haftabaşı notları… 
Makam sevdası… 
Gönüller yoksullaşmakta… 
Söz okurların… 
Rumlar mülkiyeti neden öne çıkarıyorlar? 
Unuttuğumuz Tarih: 9 Eylül 1570… 
Unuttuğumuz Tarih: 9 Eylül 1570… 
Mülkiyette siz hangi kategoridesiniz?!.. 
Velhasıl – ı kelâm… 
İlk yardım eğitimi yaygınlaştırılmalı… 
Dağ gibi hükümet!.. 
Irkçılığa karşı olmak insaniyetin gereğidir…  
Mülkiyet kâbusa dönüşüyor…  
Okurlardan seçme satırlar…  
Sorunlar anlaşma sonrasına ertelenemez… 
Sorunlar anlaşma sonrasına ertelenemez… 
“30 Ağustos” deyince… 
Bizim sepet meselemiz… 
Nokta atışları… 
Nokta atışları… 
UBP’de çıngar!… 
UBP’de çıngar!… 
İbret… 
Döviz / bir açıklama… 
Döviz / bir açıklama… 
Yeşilada’ya yeniden dönüş… 
“Dün” dersi verilmeli… 
Not defterimden… 
Güncel değinmeler…: 
“Uluslararası hukuk”u ararken… 
Garantörlüğün anlamı: Bellek… 
İzgü Beyar, Sitret Atala ve Zerrin Akalın…  
Taşkent katliamı ortaya nasıl çıkarıldı?. 
Direksiyon hakimiyeti… 
Rum’un 41 yıl önce teptiği fırsat… 
Şu KIB - TEK muamması... 
Battı balık yan gider… 
Battı balık yan gider… 
Şeffaflık dönemi başladı mı?.. 
Korkunç sıcakla savaşıyoruz… 
Re gumbare, neler yapıyorsunuz böyle?!.  
Gelelim yeniden sivrisineğe… 
Sıcağa karşı örfi idare… 
1878’in Kıbrıs’ı… 
İsmail Arter’le Gazimağusa sohbeti… 
Terörün nerede, nasıl vuracağı bilinmez… 
Yine gidişata dair… 
İstismarcılık ve fırsatçılık… 
Hakeri’ye saldırı: günahlarımızın kefareti!..:  
Mangal kültürü… 
Sivrisinek muhabbeti… 
“Ekmek yoksa pasta!..” 
Tüm savaşların anası… 
Hadi görelim bakalım “Reform Hükümeti”ni…  
Limasol Türk bölgesi düşerken… 
Tutmayan kehanetler ve ötesi… 
Bayramlık laforizmalar… 
Eski bayramların aroması… 
Ne mümkün!.. 
15 Temmuz üzerinden elen hakimiyetçiliğine bir bakış... 
Tedirginlikler… 
Pervin Gürler veda ederken… 
Küllerden yeniden doğabilmek… 
Basın Günü / M. A. Akpınar / İlk gazetelerimiz… 
Nidai Güngördü: Kararlı, üretken ve ilkeli… 
Taverna kültürüyle siyaset… 
İki olay, iki yorum…  
Kıbrıs’ta İngiliz Yönetimi… 
Ah şeffaflık, sen nerdesin?!.. 
Narenciyenin çıkmaz sokağı Güzelyurt!.. 
Burası KKTC… 
Çözüm olsa da, olmasa da… 
Çok tuhafız vesselâm!...  
Ah ulan döviz… 
Omerta – Momerta vız geliyor… 
Rum yazarın kaleminden Kıbrıs gerçekleri… 
Not defterimden… 
Ahmet Sanver’in ve Sevil Emirzade’nin yeni kitapları… 
Yangınsız bir yaz… 
Orda bir Karpaz var uzakta! 
Siyasal istikrarsızlık can yakıyor… 
Yunanistan’ın halleri ve biz… 
Eczacılık öğrencileri ateş üstünde… 
Bilmem anlatabildim mi?!...  
Konumuz Lefke… 
Sağlam beyinler yıkanamaz… 
BM ve Kıbrıs sorunu…  
Tarihi doğru okumalı… 
Turizmimize diva dokunuşu… 
Zor süreç… 
Kim kime, dum duma modundayız… 
Belediyelerimiz ve Türkiye’den gelecek su… 
Kekliği düz ovada avlarlar…  
“Çevre” yaşamdır… Yaşamın ta kendisidir… 
Yüreğimizden geçen “Tekerlek İzleri…”  
Güncel potpuriler… 
UBP doğru yolda… 
Günaydın yeni hafta ve yeni ay… 
Defteralı’nın yaşamı / YDÜ’nün sanatçı öğretmenleri… 
Omerta… 
ABD siyasetinde Kıbrıs sorunu…  
Masada ikinci buluşma gerçekleşirken… 
İki konu: Sağlık ve Dans… 
Harmanlama… 
Mayınların hiç bilinmeyen öyküsü… 
Okurlardan…. 
Tarih temeldir… 
Yetkililerimize mesajlar… 
İçtiğimiz suya dair tavsiyeler… 
Sağlıksız sağlık sistemimizden manzaralar… 
Türk’ten Türk’e olayının öyküsü… 
AB mühürlü tokat… 
Kavazoğlu cinayetine yeniden dönmek zorundayım… 
Kronikleşme ve komikleşme…  
Güncelimizden acı soslu bir kokteyl…  
Garantörlük… 
Sekizinci hedef… 
Haftabaşı notları… 
Silihtar’daki mekâna dair… 
Ah protokol!... 
Gaz kaçırma… 
Bilimin tek kişilik ordusu: Dr. S.S. Dedeçay… 
Cumhur ve Başkanı… 
Pazartesi notları 
Eroğlu… Ya da kod adıyla Hasan Tahsin… 
Hayatın elinden kimse sağ kurtulamadı… 
Deprem, ülkemiz ve Sivil Savunma… 
Anastasiadis’ten Akıncı’ya karşılama merasimi… 
Dokun ve bin “ah” işit 
Cumhurbaşkanı lider olmalı… 
Kavazoğlu ve ENOSİS’ciler 
Siyaset Kızılcahamam!..  
Antidemokatik haller… 23 Nisan gözlemleri… Anastasiadis’in Maraş hevesi…  
Lanet saçan firavunlar / hızın ürperten büyüsü…  
İşçi ve burjuva… 
Yüzde 37.66… 
Seçim kampanyası sürerken… 
Siyaset en büyük fenomenimiz… 
Sevgili Safiye annemizi kaybettik… 
Tavuk yumurtadan mı, yumurta tavuktan mı?!... 
Yasal mevzuat ve Kıb – Tek…  
Ne sakıncası var?...  
Sömüren bankacılık yöntemleri… 
Ceplerimizdeki üniversite… 
Boyacı Rauf’u ve eski Lekoşa’yı anımsamak… 
Nükleer başlıklı kızlar…  
Not defterimden… 
Birincil ölçüde deprem riskindeyiz… 
Kulağa küpe yapılmalı… 
Sağer’in mağduriyeti giderilirken… 
Adamız ve deprem riski… 
Şiir gibi yaşayanlar… 
Kopuyorum şu KOP muhabbetine!….  
Necati Sağer’in emekli maaşı durduruldu 
EOKA… Ya da şiddetin öteki adı…  
Turizmimiz nereye koşuyor?.. 
 
Yatsı ve yalancılar… 
Bugün tiyatro üstüne yazılır… 
Enformasyon hizmetlerimiz… 
İzleyiciyi teslim alıyor: “Halktan Biri” 
Güncel notlar… 
Üç aday, üç vizyon… 
Ajanları hınzırca gırgıra almak… 
Sıcak bir ele ihtiyacın olduğunda… 
Düşmanımız tuz / Müzeyyen Senar’ın köpeği 
İstikamet kapkara bir çağ mı? 
Hayvanlar / biz insanlar / barış suyu 
Siyaset sineması: “Kod Adı: KOZ” 
Kuyumuzu kazıyorlar… Uyanalım… 
Lüzinyan hanedanının acı kaybı…/Tarihe ışık tutan bir sergi… 
Bir hayalim var… 
Gıda terörü… 
“Müzeyyen” ve kanser üstüne… 
Döviz krizine genel bakış… 
Ümit Süleyman’dan Baf olayları… 
“Karanlığın sonu bir ulu şafak…” 
“Yeni Türkiye” seyahatnamesi… (4) 
Yeni Türkiye” seyahatnamesi…(3)  
“Yeni Türkiye” seyahatnamesi… (2) 
“Yeni Türkiye” seyahatnamesi… (1) 
Dönüş… 
Çok acı bir hafta sonuydu… 
Bir şehir giderken… 
Lefkoşa’nın büyüsü…  
Kaideyi bozan istisna olmak… 
Demokrasi ve siyaset kültürü… 
Siyasal çözüme ne kadar hazırız?.. 
Müzeyyen Senar’ın Kıbrıs günleri… 
“Cinayeti gördüm”… 
Samanbahça… Kıbrıs’ın ilk sosyal konut sitesi… 
KKTC’yi kurtaracak adam… 
Cinsel sapkınlığın tonlarcası… 
Kammenos’un yediği nanelere dair… 
İşsizlikle mücadelede yeni dönem… 
Yoğurt ve ekmek… 
Kalkınma Bankası fırsatlar sunuyor... 
Antik Lefkoşa’nın burçları… 
Meclise gelir de erkân beğenmez… 
Akıncı Maraş’a dair vurguları / Lordos ve Maraş… 
Seçim yarışına dair… 
Seçimler, siyaset ve Maraş… 
Empati… 
Açıklama: Veteran Hekimler Derneği’nden…  
Eşekler ve de “Hektor” gettoda… 
Kalk gidelim Kalkınma Bankası’na… 
Sorunlarımız ve düşünceler… 
Britanyalı Kıbrıslı Türkler Derneği... 
Psyco’nun KKTC versiyonu… 
AB balık çiftliğinden kaçan çipura…  
Nam-ı diğer: Feri Cansel… 
Aman da aman!.. 
İsmail Bozkurt’a teşekkürler… 
Soğuktaki Türk halkı… 
Dr. Nalbantoğlu için… 
Şahinler yılı’ndan bugünlere… 
Haftabaşı notları… 
İnsan ve şehir…  
Yeni bir dönemi başlatan olay… 
“Sefir”in iş dünyasındaki yükselişi… 
Şemsi bey’in politikayı bırakması… 
Şemsi Kâzım konuştukça… 
Tarihle yüzleşme: Dr. Şemsi Kâzım… 
Aspir projesi ve Emrullah Turanlı… 
Katerina Kornaro… Kıbrıslıların son kraliçesi… 
Hellimin koçanı… 
Ahmet Benli’den yeni bir kararlılık… 
Ve ses kirliliği…  
Ölümcül egzoz gazları… 
İktisat Bankası 25 yaşında… 
Egemenlikleri tanınsın mı?!... 
Evlat acısına ve hırsın şehvetine dair…  
Süt banyosu… 
DAÜ gitti gider!.. Mağusalılar ne yapıyorlar?.. 
Üreticilerimiz nasıl esenlendirilebilir?.. 
Nejat Konuk’la ilgili… 
Ah biz insanlar!.. 
Güle Güle Nejat Konuk… 
Eşi Tuncay Hanım’la Mustafa Çağatay’ı konuşmak… 
Teknik… 
Değinmeden edemediklerim… 
Gülerek girelim yeni yıla… 
2015’ten beklentiler… 
Not defterimden… 
Ne zaman adam olunur?.. 
Türk sineması 100. yılında… 
Çilekeşler ülkesi…  
İlgi patlaması… 
Etkilendiklerim… 
Okurlardan meselelerimize dair… 
En genç rektörün üniversitesi: LAÜ… 
51 yıl önce / 51 yıl sonra… 
Halimize bir çare… 
Şu aralık ayı… 
Popülizmin yeni şekli… 
Devleti “rejim”e dönüştürme… 
Hz. Musa, Firavun Ramses’e karşı… 
Üç belediye başkanına mesaj… 
Neriman Cahit’ten Lefkoşa’ya güzelleme… 
Mutlu et, mutlu ol… 
Okurlardan… 
Ülkemize yağmur yağmasın mı?.. 
John Wick… Öfke kışkırtılırsa… 
Hekimlerimizin örgütlenme tarihinden… 
Turizm kaderimizdir…  
Pompei’nin öyküsü… 
Büyük olan sadece felâketlerimiz… 
Silahlanma paranoyası tam gaz… 
Hurmalarımızı kurtarmak adına… 
Yazılması gereken gerçekler… 
Pervin Gürler ve demokrasi…  
‘Yeşilada’ mı dediniz?!.. 
Pompei… 
“Hade Barra” Meclis’de… Ve bu kez CTP’ye karşı!.. 
Not defterimden… 
Hurmalarımız da gitti gider!..:  
Suat Hoca’nın yeni başyapıtı: YDÜ Hayvan Hastanesi…  
Partizan… 
Reşadiye 143’deki ev… Ya da “Cypro Swallow”… 
Kendi düşen ağlamaz… 
Müzakere masası ve Akdeniz… 
Kıbrıs’ta 15 Kasım 1967 fenomeni… 
Başkentin aydınlatılması… 
İliştirilmiş gazeteciliğin tehlikeli boyutu: Ajanlık!.. 
Atatürk’ün pusulası… 
Şu müşavirler sorunu… 
Eroğlu’nun adaylığı/fiyatlar/ekranlarımız … 
Atatürk’e dair bilinmeyenlerden biri daha… 
“Beyaz Saray” muhabbetine devam… 
Atatürk’ün yöneticilik anlayışı… 
Köşe yazarlığı… 
Bu nasıl bir mekik?.. 
“Beyaz Saray” ve Amerikan Demokrasisi… 
Gençliğe ve yaşlılığa dair: “Unutursam Fısılda”… 
Kumlarda tekerlek izleri… 
Bilbay ustamızı anıyoruz bugün… 
İzzet – Rıza Yalın’ı andık…  
“Mona Roza”… En çok sevilen şiirin hazin öyküsü… 
Haşmet Gürkan’ın oğlundan anlamlı mektup…  
Yazar ve devrimci Atatürk…  
Güncel notlar… 
Con Rifat… 
Bener Hakkı Hakeri’nin büstü…  
Mutluluk nedir?.. 
Yunus Rahmioğlu’ndan açıklamalar… 
Casus Lawrence’den bu yana… 
ADSL ve falan da filan… 
…Ve okur görüşleri 
Türk Bankası’nın gecesi ve anılarım... 
Anestezi biliminden önceki cerrahi işkenceler… 
Canlı suç makineleri… 
Emanete hıyanet…  
Cem Yılmaz sineması ve “Pek Yakında”… 
Sokak ışıklarımıza dair gerçekler… 
Yedi mahallenin külhanbeyi… 
Yaşar Ersoy'dan çarpıcı değerlendirmeler… (2) 
Yaşar Ersoy'dan çarpıcı değerlendirmeler… (1) 
Ah o arka kapılar… 
Burunları kaf dağına mı çıktı?.. 
DAÜ’deki krizin içyüzü… 
Şu kahrolası ırkçılık…  
O eski bayram yerleri… 
Bayramlık çeşitleme… 
Nam-ı diğer hacılar bayramı… 
Birbirimizle yakınlaşalım…  
Suyun yönetimi ve parlak referanslarımız!… 
Görmek için beklemeyelim… 
Fırat Ataser’e mektup… 
Tiyatro şölenine veda gecesi… 
Pazartesi notları… 
Oktay Feridun başbakanlığı nasıl kaçırdı?.. 
Bindik bir alâmete…  
Sen neymişsin be Kıbrıs’ım!.. 
Evlilik üstüne teatral analiz… 
Hastanemiz / sağlığımız… 
Yüzleştirici oyunlar geçidi… 
Haftabaşı vurgulamaları… 
Romancılığımız ve “Lamda”nın gizemi… 
Rabbena hep bana!.. 
Allahverdi Kılıç olayı ve bir açıklama… 
Yorum kokteyli… 
Türkiye’de pişer, bize de düşer… 
Asırlık şehir tiyatroları Kıbrıs’ta…  
Pazartesi sohbeti… 
Kim ola bu lokman hekim?... 
Önce eller yaşlanır…  
Asıl olan güvenliktir… 
Köpek Tijey’i kurtarmayı başardık… 
Suat Hoca ve Lokman Hekim sendromu… 
Kıbrıs tiyatro festivali tam gaz… 
Kim korkar hain kurttan?.. 
Bahanesi Kıbrıs olan talan ve yağmacılık: 6–7 Eylül olayları…  
Eylül… Ey Eylül… 
Trafik savaşı… 
Acımasız Zobrist’ler… 
Tiyatro şölenimiz başlıyor… 
Et ve tırnak misali… 
Birol Hanım soruyor: Ben kimin vatandaşıyım?! 
Bir delinin hatıra defteri…  
Tiyatronun eylülü… Hoş geldin güzelim ay… 
Köpek Tijey’i kurtarmak… 
Filler ve çimenler… 
Cengiz Topel Hastanesi…. 
TMT vakaları: İnfaz gecesinin bilinmeyenleri… 
Kızlarımıza karşı pot kıran yazardan, ona özgü özür… 
Mucize… 
Bakan Gülle’nin suçlamalarına YDÜ Hastanesi’nden yanıt… 
Kızlarımızın ti’ye alınmasına tepkiler… 
Bakan Ahmet Gülle’den itham yüklü açıklama… 
Meral Hanım… Ya da Munise Hanım… 
Yeter artık kanser hastalarına çektirilen bu çile!.. 
Kıbrıslı kız sendromu 
Babutsa sektörümüz!.. 
İşkence… 
Abbas Sınay’ın istifasının eksik yanları… 
Bir diğer TMT vakası: Nalbantoğlu için “Vur” emri!.. 
Akıncı bağımsız aday olacak… 
Polisimize sevgi ve güven seli… 
“Bonanza” uyuşturucu değildi be çocuklar!.. 
Altıda bir, üstüde birdir yerin… 
Erenköy… 23 müthiş ay!.. 
Tahayyül ve Androgynos kompleksi… 
Polisin misyonu konusunda duyarlılık… 
Yargıya müdahale mi?!.. 
Lütfen yani… 
Hüzünlü bir pazar sohbeti… 
Transformasyon… 
Bir TMT vakası… 
Hiç ırgalanmayan şu ses kirliliği…  
Gelecek nesil, dur gelme!.. 
Narenciye çıkmazı… 
Buruk bir bayram yazısı… 
Bugün arife, yarın bayram… 
Bonanza ve bonzai… 
Sanata ve kültüre hükümet duyarsızlığı… 
Yitirdiğimiz iki önemli değer…  
Ulus Baker’e saygı duruşu… 
Ah Geçitkale, vah Geçitkale... 
Özdil Nami neden şahinleşti?.. 
Türk askeri gelmeseydi… 
Alakart… 
Güzelyurt… 
Kıbrıs’ta demografi… 
Yazzzz!.... 
Temmuz 1974: Bir Kıbrıs miladı… 
İletişim hakkı… 
Akıllılar ve aptallar… 
Tarzan da Kıbrıs’a gelebilir… 
25 yıllık birliktelik… İyi ki varsın “Kıbrıs”… 
Özelleştirilsin mi, özelleştirilmesin mi?.. 
Bir başarı öyküsü… 
“Bandabuliyam” aşısı tuttu… Proje gelişiyor… 
Despotluk… 
“Cennet Sineması”ydı hayatımız… 
Hatasız kul olmaz… 
Yangın helikopteri hani nerede?... 
Siyasal deprem üzerine… 
Yücel Köseoğlu’nu anarken… 
Halkın apolitik zaferi… 
İletişime çelme… 
İkinci Selim'den Kıbrıs’ın hukuki durumuna ilişkin ferman… 
Damarları tıkanan kent 
Meclis bıçak sırtında… 
Okurlardan nokta atışları… 
Çevre temizliği yaptırımları gerektirir… 
Tanıdığım Vehbi Z. Serter… 
Tarih yolculuğuna devam… 
Ülke baştan başa “sinekli bakkal”… 
Bugün Demirciler’i anacağız… 
Gönyeli’den yapıcı mesajlar… 
Ahmet Benli “emret seçmenim” diyor… 
Seçime hazırlanan DAÜ’den gözlemler… 
Muhteşem Yüzyıl”ı uğurlarken… 
Alçaktan uçmalı… 
Harmancı’yı dinlerken… 
“Malefiz”…Kötülük nasıl oluşur? 
Taht El Kale… Nam-ı diğer: Tahtakala 
Kurumsallaşan ADSL skandalı 
Pazartesi notları… 
Bir çizgi yorumcusu: Cemal Tunceri… 
Temel ile tosun… 
Bir sohbetten süzdüklerimdir…  
Güven duyabilmek…  
Üç konu, üç yorum… 
Hız kameraları… Ve Aziz Nesin’lik olaylar… 
Omaç Başat için…  
Güvenir ve Dizdarlı’dan Kıbrıslı figürler…  
Laforizmatik dokunuşlar… 
Aynası iştir kişinin… 
Bir okur mektubu ve yanıtım… 
Acı gerçeklerle yüzleşmek 
5 Haziran temizlik sınavı… 
Joe Biden… Bir yorum da benden… 
Uluslararası film festivalimiz… Ve Tamer Hassan… 
Eski dost, yeni düşman… 
Alternatif enerjiye dair… 
Rum tarafının egoları… 
“Halklar”, halk ve milliyetçilik… 
İş Güvenliği… 
Atatürk’ü anmak… 
Denize beleşe girme günü!.. 
Yüreklerimizdeki yangın… 
Üç konu, üç yorum… 
Polisin sivilleştirilmesi… 
İsmet Akim’in yanıtı CTP Merkezi’nden…  
Not defterimden… 
Güzel Türkçemiz ve "Şapka” işaretleri… 
Dağlar dağlar, viran dağlar… 
İsmet Akim’e açık mektup… 
İletişim çağında internet rezaleti!.. 
Baştan başa temizlenme seferberliğine var mısınız?..  
Vakıflar nereye koşuyor?.. 
Pazartesi notları… 
Turgay Hilmi: O bir iyilik meleği… 
Vebal… 
Bakan Ahmet Kâşif’e saygılarımla… 
Emeğin bayramı… 
Medya olayına köşemde son nokta… 
Kanun benim: 
Haftabaşı sohbeti… 
Sırların adamı… 
Her “magarına”ya “bulli” olmak…  
Nazmi Pınar’a yanıt hakkı… 
Güncel notlarımdır… 
Şeytan ayrıntılarda gizli!.. 
İzin Kurulu’nda neler oluyor?... 
 
Acı – tatlı pazar notları… 
Vay Yumurcaklar, vay!.. 
Hasan R. Cemil ve ailesi… 
Tarihin acılarını sorumsuzca kaşımak… 
Şiir… Müzik… Ve işte tiyatro… 
“Nuh” deyip, “Peygamber” dememek!... 
Kadın, siyaset ve Sibel Siber… 
Pazar’lık… 
Garnabit şampiyon… 
Al – ver süreci… 
Sanver’in üçüncü kitabı: Temmuz 1974… 
Dr. Necdet Ünel… O bir efsane… 
Başbakanla sohbette… 
Haftabaşı notları… 
Nüfus konusundaki Rum iddiaları şaibeli!.. 
Pirzola ve pulya…  
Harman ve hasat… 
Elektrikte doğru çözümler… 
Trafik trajedisindeki nedenler… 
Şok yalanların değil, şok gerçeklerin toplumuyuz… 
ELAM “el aman” çektirmeden… 
Pazar sohbeti… 
Kibar adamın vedası… 
KIB-TEK duvar kadar sessiz!.. 
Çadırdan salona ve “Padişah-ı Hal-i Osman” 
Federal samimiyet…  
Erken seçim olabilir!.. 
Pazartesi sohbeti… 
“Dünya Su” günü düşünceleri… 
Var mı bize yan bakan?!. 
Haşmet Gürkan’sız 22 yıl…  
Ağaçlara kıymak, kendimize kıymaktır… 
Marko Paşa’yı anımsamak… 
Tıp Bayramı’nın arkasından… 
Haftabaşı sohbeti… 
Bisikletliler… 
Cezasız suçlar dünyası… 
14 Mart… 
Tapu harçları / KIB–TEK’in duyarsızlığı… 
“Tu kaka” siyaseti… 
Halkın tercümanı olmak… 
Devlet hastanemizin hali… 
Altın yürek, billur ses: Bahar Gökhan… 
İçinden İvedik geçen yazı… 
Hastalarımızın bakımı… 
Başkan Kadri Fellahoğlu’nun yanıtı…  
Halkla dalga mı geçiliyor?!..  
Belediye seçimleri…Ve vizyon!.. 
Kanserin nedenlerini biliyoruz… Ama icraat yok!.. 
Kıbrıs’ım, ey Kıbrıs… 
Saygısızlık salgına dönüşürse… 
Siyasal çözüme ne kadar hazırız?... 
Çağın dışındaki ülke… 
Çözümü dış güçler engelliyor 
Yaseminsiz Büyük Han… 
Kurmay mantığıyla: Makariodade’yi yerleştiriniz… 
Kediler gibi… 
Lefkoşa’yla yapılan toplu iş sözleşmesi nerede?.. 
Hrisostomos bizi şaşırttı… 
Yine Orhan Eralp’a dair… 
Başkentin hazin durumu ve hayaller… 
Kıbrıs sorununun denklemi…  
Neden “Hırsız” kebabı?… 
Bazuka… 
Yatırım fobisi… 
Hüseyin Badem Herkül’e karşı… 
Nalbantoğlu’nu tanımak… 
Müzakereye ve Özersay’a dair…  
Efsane ses Yaşar Özel, kanser hastalarımız için geliyor…  
En büyük, ama hiç gerçekleşmeyecek düşüm… 
“Arka Bahçe”de, Lawrence Durrell’le… 
Şefkat melekleri geliyor… 
Kıbrıs deprem bölgesindedir… 
Trafik / insan / devlet…. 
Çözüm, statüko ve tehlike… 
Muzaffer Paşa ve Büyük Han... 
Sürü psikolojisi… 
Tabipler Birliği egzoz gazlarıyla da ilgilensin… 
Bulundu mu günah keçisi?… 
1958: şahinler yılı… 
Suuuuuuuuu!.. 
Motosiklet kaskı… 
Lefkoşa Sur İçi… 
Osman Türkay’ı anıyoruz… 
Yaşamak için yediklerimiz bizi öldürüyor… 
“Mevlevi Mekânı”ndan “Cinayet Mili”ne… 
Mikroçip… 
Kendi kaderimizi belirleyebilmek… 
Cenneti cehenneme ve cehennemi cennete dönüştürme… 
KKTC’yi çarmıha geren film: “Halam Geldi”… 
Hekimlerimiz / üniversitelerimiz 
Rüzgârlarımız hüzün yüklü… 
“Cinayet Mili” şimdi bir Avrupa caddesi… 
Fasulye–hıyar-kabak rekabeti!… 
“Obezite” mi dediniz?.. Aşklar bile enerjiyi gerektirirdi!...  
Çözüm olmuyorsa ölelim mi?.. 
Kızım sana söylerim, gelinim sen anla!... 
Dağlar dağlar viran dağlar… 
Yayalaştırma projesi yaya kaldı!..… 
Başarının sırrını anlatan öykü… 
2013’ü de tükettik… var mı bize yan bakan?!. 
Çevre politikamız ağır - aksak… 
Yorgancıoğlu hükümetten geçer ama kararından geçmez… 
2014’e gülerek başlamak… 
2013 yılı boşa harcandı… 
Yıl sonu yazısı… 
Eroğlu: Kültür ve sanata duyarlıyız 
Unutulmayan Kıbrıs yılları… 
Cemaat… 
Reformlar popülizmin işi değildir… 
Bir cüceler güzellemesi: HOBBİT…  
TMT-EOKA-ABD…  
Elit bir sohbetten notlar… 
Ülkemden güncel notlar… 
Nostaljinin babası: Bilbay Eminoğlu… 
Rüşvet değil deyu, selâmınız dahi alınmaz!..  
Beyefendi ve bilge: Ümit S. Onan 
Eşcinselliğe ve engelliliğe insancıl dokunuş… 
Lokman Hekim’den bu yana… 
Sistem üzerimize oturmasın da 
Eleştiri kültürümüz ve STÖ’ler …  
İki film, iki yorum… 
Sağlık… Nam-ı diğer sistemsizlik!... 
“Bay alkolü takdimimdir”… 
Lefkoşa’da rembetiko rüzgârı… 
Hamit Bakırcı’ya açık mektup…