Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

CHP halka neden gidemiyor?

27 March 2016, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

CHP için devlet kuran parti deniliyor… Aslında doğru tabir, devletin kurduğu parti olmasıdır… Devlet kuran parti olsaydı, halka gitme konusunda bu kadar zafiyet içinde olmazdı. CHP’nin sorunlarının başında CHP’lilik kimliği başta geliyor… Peki bu kimlik meselesi ne? Öyle ki gelenekçilik CHP’nin örgütlenmesinde ve halka ulaşmasında önemli bir engel oluşturuyor… Bakınız Haziran 2015 seçimlerinde parlak projeler ortaya atıldı ve halka gidilebildiği oranda karşılık da buldu… Lakin rahmetli Bülent Ecevit istisnası hariç CHP yöneticilerinin milletin sorunlarına ilişkin dertleri olduğunu görmek imkânsız…

Yapılan konuşmalarda, belagatlarda genel başkandan tutun da vekillerine kadar şekli bir görev savma modun da kaldıkları görülüyor… CHP’nin sorunu muhalefet etme biçiminde. Tercih ettikleri araçlar ve söylemler hep partinin çekirdek seçmenlerini memnun etmekle sınırlı…

İktidarı değil; partiyi ele geçirme siyaseti!
Aslında CHP’nin ilk temel sorunu partiyi ele geçirme konusundaki açık ve gizli iç kavgalarının hiç sona ermemesidir… İsmet İnönü’den Ecevit’e, Baykal’a, Erdal İnönü’ye, Karayalçın’a ve dahi şimdilerde Kılıçdaroğlu’na kadar tüm roller partiyi ele geçirmek için yerine getiriliyor… Vaktiyle Baykal’ın koltuğunu korumak için verdiği mücadele, iktidar için verdiği mücadelenin yanında hiç kalır. Şimdilerde ise Kılıçdaroğlu, partilileri ürkütmeden partinin ihtiyacı olan dönüşümü gerçekleştirebilmenin savaşını veriyor. CHP ülkenin sorunlarına parmak basarken bile önce partinin iç muhalefet odaklarını sonra da partilileri memnun etmeyi ilk amaç ediniyor… Haliyle bu da halkta CHP’nin iktidara gelmesini arzu edecek bir karşılık bulamıyor. Meclise azıcık halkın meselelerine dokunan tek bir vekil bile sokmuş değiller… Partinin omuzlarına taşıyamayacağı yükler geleneksel olarak tevdi edilmiş ve seçilen tüm partili yöneticiler bu misyonu yerine getirmek için uğraş veriyor…

Halk TV vekilliği!
İstanbul’a yeni seçilmiş vekiller Halk TV’den inmek istemiyorlar… Bu gençler fukaralığın ve sosyal adaletsizliğin inim inim inlettiği İstanbul varoşlarına gitmek yerine merkezlerde pineklemeyi tercih ediyorlar… Parti içi güç yarışında yer tutma, rol alma derdindeler…Yani CHP’nin yeni toplumsal kesimlere açılması, sosyal mobilizasyon yaratması gibi gaileler ne daha genç olup seçilenlerde var ne de örgütçü olduklarını sanan kelli felli yöneticilerinde…CHP’ye banko oy veren seçmenleri memnun etmek hemen tüm CHP’li vekillerin tek derdi…Bunun İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Gaziantep, Adana, ve Mersin gibi dinamik kentlerde bile yapılmadığını söylemek yanlış olmaz…
Doğrusu CHP’nin iç iktidarına teşne ve kendilerine oy veren kitlelerle sınırlı muhalefet etme biçimi pek değişecek gibi durmuyor… Bunun CHP’nin siyasi genleriyle yapılaşmış bir kimlik olduğunu ve halkın onlardan farklı düşünen ama dertleri büyük olan kesimleriyle ilgili hiçbir gailelerinin olmamasını siyaseten tuhaf buluyor ve yadırgıyorum… Kısacası toplumun içinde politik anlamda laik olup doğal ve refleks anlamında AKP karşıtı olan kesimler dışında kalan büyük seçmen kitlesi CHP’nin seçilmiş vekillerinden tutun da il, ilçe yöneticilerine kadar kimsenin gündemini meşgul etmemesi garipsenecek bir durumdur…
Yukarıda ifade edilenler ışığında CHP’nin son 86 yıldır sorunu halkla temas kurmakta… Oysaki Ocak 1930’da

dönemin CHP vekillerinin(aralarında ünlü tarihçi İsmail Hakkı Uzunçarşılı da vardı)  de içinde bulunduğu bir grubun Balıkesir’de Menemen olayı üzerine hazırladıkları rapor ilginçti…(Cemil Koçak, Tek Parti, adlı kitabından) Bu rapora göre halkla daima temasta bulunarak kendilerine rejimimizi anlatmak, sık sık konuşmak, görüşmek ve tartışmak gerekliliği üzerinden halkın ilgisine mazhar olmaktan söz edilmekteydi… Bu nasıl göbek adı Halk olan bir parti? Bilen varsa bir anlatsın lütfen… Küçük bir istirhamım var: Lütfen Deniz Baykal hariç…

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!