Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Üniversite ve Etik!

13 April 2016, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Ömür Yılmaz ve Umut (Konuloğlu) Özkaleli iki pırıl pırıl akademisyen… Ülkelerinden uzaklarda ABD’de öğrenimlerini yapmışlar. Dr. unvanını aldıktan sonra vatanlarına dönmüşler ve akademisyen olarak çalışmaya başlamışlar… Her ikisini de Lefke Avrupa Üniversitesi kabul etmiş, ofis vermiş. Genç bilim insanları bir hafta üniversiteye gitmiş gelmiş, danışmanlık yapmış... Buraya kadar her şey normal… Sonrasında ne olduysa oldu ve bu iki akademisyen apar topar kapının önüne konuldu… Bunu anlamak çok zor… Bu iki genç arkadaşımız üniversitelerimizde intihal (eser hırsızlığı) vakaları tespit etmiş. Sırasıyla ilgili dekan, rektör, mütevelli heyeti ve YÖDAK’a gerekli bildirimi yaptıktan ve araştırılmasıyla ilgili taleplerine herhangi bir karşılık alamadıktan sonra bu mücadeleyi basında ve televizyon kanallarında paylaştılar… Ortaya koydukları intihal vakalarının kıyaslamalı ve belli ölçülerde altı dolu biçimde kamuoyuna duyurdular. Ve bu iki genç akademisyen işsiz kaldı…
Ömür Kıbrıs’ta kalmayı tercih etti… Umut ailesiyle birlikte ülke değiştirdi ve Türkiye’de bir üniversitede çalışmaya başladı… Ömür, uzun bir süre Kıbrıs’ta işsiz kaldı ve uzun bir aradan sonra o da kıymetli özgeçmişiyle burada bir üniversitede çalışmaya başladı… Her ikisinin de akademik özgeçmişleri ülkenin üniversitelerinde rahat rahat görev almaya yeter de artar bile…

Etik kurullar ne iş yapar?

Bu iki bilim insanına bu intihal örneklerini basında ve televizyonda paylaştıkları için tazminat davası açanlar olmuş… Şimdi dört yıl sonra bu günlerde bu davalar görülmeye başlandı… Doğrusu bu tür konularda YÖDAK ve üniversiteler içerisinde etik kurulların çalıştırılması gerekirken bu arkadaşların dava edilmesini hiç anlamış değilim… Bu tür konuları mahkemeye değil muhataplarına bırakmak gerekiyor… Öyle ki, mahkeme intihal var dese ne yazar yok dese ne yazar… O yüzden konuyu yargının üzerinden çözmek pek akıllıca değil… Hele de Etik Tüzüğü KKTC Meclisinden çıkarılmış olan bir YÖDAK Etik Koordinasyon Kurulu kurulmuş ve bu alanda üniversitelerin kendi bünyelerinde çözümlenemeyen etik konuları ele almakla görevlendirilmişken, bu meselenin tazminat davalarıyla mahkemeyi meşgul ediyor olmasını anlamış değilim…
Bu gençler gerçekten intihal bulmuşlarsa ve bunu muhataplarına iletmişler ve onlar da bir şey yapmamışlarsa ne yapmalarını istiyorduk? Neticede bu onlar için bireysel bir mesele değil, ülkemizde yükseköğretimin kalitesini artırmakla ilgili politik bir meseleydi. Akademisyenin yakaladığı intihali ilgili mercilerle paylaşması da onun mesleki sorumluluğudur çünkü…
İsimleri herhangi bir hırsızlık iddiası ile kamuya lanse edilenler tabi ki mahkeme başvurma yolunu seçebilirler. Lakin işin ayrı bir uzmanlık gerektirdiğini, uluslararası alanda bunun kürsüleri kurulduğunu ve dersler açıldığını bilmesi gereken akademisyenlerin bu yolu tercih etmeleri anlaşılır gibi değil… Gerçekten intihal olup olmadığını mahkemeyle çözecek durumdaysak bizim ülke olarak alacak çok yolumuz var demektir…

Akademik konuları önce akademisyenler değerlendirmeli…

İntihal konusunun akademisyenler arasında veya YÖDAK’ta kurulacak Özel İhtisas Komisyonlarıyla ele alınması ve söz konusu kişilerin başvurularının işin ehli kişilerce titizlikle değerlendirilmesi gerekiyor… Elbette bu tür konuların doğru mecralarda ve bilimsel yeterlilikler üzerinden değerlendirilmesi doğru olandır… Bu sebeplerden üniversitelerin kendi içinde hem de üniversite üstü kurumlarda bu tür etik mevzuların sağlam bir temele kavuşturulması elzemdir… Örneğin YÖDAK’ın önderliğinde üniversitelerin yüksek lisans ve doktora programlarından mezun olacak her öğrencinin yazmış olduğu tezde intihal olup olmadığını kontrol eden programlardan(Turnitin, Ithenticatevb.) geçirmek ile işe başlanılabilir. İlk etapta uygulanması çok basit olan bu yöntem yaygınlaşınca, daha sonra yayın yapan her akademisyenden de bu programı kullanması istenerek, intihal kontrol altına alınabilir... Aksi takdirde en büyük zararı adı intihal ile anılmaya başlayan üniversiteler ve Kıbrıs yükseköğretimi görecektir.

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!