Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi?

24 April 2016, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Siyaset güven erozyonu yaşıyor… Güven erozyonu aslında salt bize özgü bir şey değildir… Dünyanın her yanında siyaset kurumunun güven kaybıyla karşı karşıya kaldığı dönemler oluyor… Bu bir tür siyaset “hastalığı” gibi bir şeydir… Önemli olan bu erozyonun nedenlerini doğru biçimde irdelemek ve elde edilen veriler ışığında siyasi kurumlara yön verebilmektir...

Siyasetin halka yabancılaşmasının nedenlerini anlamadan erozyonu durdurmak imkansızdır… Özellikle siyasetçinin söz verdiği konulara sadakat göstermemesi halkın siyasete güvensizlik duymasına yol açıyor… Ülkemiz de böyle bir dönemin içinde geçiyor… Mevcut siyasi partiler bu erozyona ilişkin ciddi adımlar atmalı ve ülkenin içinden geçtiği bu güven erozyonuna yönelik önlemler almalıdır… Bu durumun siyasi partiler arasında ne kadar tartışıldığı veya gündem teşkil ettiği pek belli değildir…

Yeni hükümetin ilk vazifesi!

Geçen hafta UBP-DP koalisyon hükümeti kuruldu… Bu hükümetin önemli görevlerinden biri de bu siyasi güven erozyonu konusunda yaşanmakta olan sorunları tamir etmektir… Özellikle bugüne kadar yapılan hataların başında, hükümetlerin yapamayacakları işleri ve hedefleri yapacakmış gibi açıklamalar yapmaları geliyor… Bu durumun dünden bugüne aşılmasını beklemek fazlasıyla iyi niyetli bir beklenti olur… Lakin halkın güven duygusunu siyasete ve onun kurumlarına ilişkin güçlendirmek doğru ve tutarlı açıklamalar yapmaktan geçer… Halk öncelikle siyasetten ve siyasetçiden doğru bilgi vermelerini bekler… Bir önceki koalisyon hükümetinin yıpranmasının nedenlerinden bazıları halka özellikle su ve ekonomik protokol gibi konularda doğru bilgi vermemeleri ve sonunda da maaşları ödeyemeyecek duruma gelmeleridir… Aynı tehlike yeni koalisyon hükümeti için de geçerlidir… Şimdiden bu duruma düşmemek için yapılması gereken işleri zamanında yapmalı ve halkın karşısına siyasete kurumsal anlamda güven duyulacak icraatlarla çıkmak önemsenmelidir…

Derinya Kapısı’yla siyasi tıkanıklığı aşmak…

Bunun yanı sıra örneğin Derinya Kapısı’nın açılması konusunda hemen tüm siyasi partiler ortak tutum sergilemişken bu kapıyı açma konusunda gereken irade hem Cumhurbaşkanı hem de geçmiş koalisyon hükümeti tarafından gösterilemedi… Öyle ki yeni koalisyonun Başbakanı Özgürgün’ün Derinya Kapısı gibi Mağusa esnafının dört gözle beklediği bir açılımı hayata geçirmesi bile önemli bir güven tamiri işlevi görebilir… Dahası UBP-DP Koalisyonun Derinya Kapısı’nın açılması üzerinden yakalayacakları moment ciddi bir politik refleks oluşturabilir…Genel kanının aksine sol, sosyal demokrat partilerin çözüm ve bu tür konulardaki psikolojik üstünlüğünü böylesi bir icraatla merkez partileri ele geçirebilir…Derinya Kapısı konusunda yeni koalisyonun adım atması ve bu konuya ilgi göstermesi siyasetin “yumuşak güç” elde etmesi bakımından önemli bir mahreç oluşturabilir…

“Kapı açan” siyaset…

Derinya Kapısı yanında Aplıç Kapısı da benzer kategori içerisindedir… Bu iki kapının açılması konusunda merkez partilerin adım atması gerekmektedir. Bu adım, Dışişleri Bakanlığı geçmişi olan Özgürgün’ün Kıbrıs müzakerelerinde de hükümet olarak olumlu etki kurmasına bir temel teşkil edecektir… Cumhurbaşkanı Akıncı’nın masada eli bu tür manevralarla güç kazanacağı gibi geniş bir kesimin hem müzakerelere ilgisi artacak hem de hükümetin hanesine önemli bir prestij yazılacaktır… Derinya Kapısı’nın açılmasına ekonomik bir açılım olarak bakılması ve ülkenin Mağusa kentine değer katacağı şeklinde okunacağı kesindir… Koalisyon hükümetinin Derinya Kapısı’na ilgi göstermesi ve kapının açılmasının sağlaması siyasette önemli bir hamle olacak, psikolojik üstünlük yakalamasına yardım edecektir…

Siyaset halkın sorunlarına çözüm üretme sanatıdır… Böylesi bir icraat tek başına hükümetin meşruiyetine geniş kesimler tarafından önemli bir zemin sağlayabilir. Derinya Kapısı’nın açılması hükümet tarafından ele alınmaya ve açılım yapmaya müsait ve velut bir konudur… Olumlu yönde konuşmak, çaba göstermek ve denemeye değer adımlar atmak anlamlıdır…

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!