Av. Hasan Sözmener

 

Suç kimdedir?

25 April 2016, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Bu haftaki yazıma başlarken, geçen haftaki yazımla ilgili bir düzeltme yapmak istiyorum. Geçen haftaki yazımda, 19 Temmuz 1958 tarihinde EOKA’cı Rumlar tarafından kurşunlanmış olan Kalavaç köyü otobüsünün, şimdiki Haspolat civarlarında kurşunlandığını yazmıştım. Bunu yazarken de, Haspolat’ın eski adını, Tirmen olarak belirtmişim. Doğrusu, Mia Milya’dır.

Halk olarak 4 siyasi partiden 50 milletvekili seçtik ve meclise gönderdik. Anayasaya göre, meclise göndermiş olduğumuz 50 milletvekili ile yasama organını oluşturmuş olduk.

Her zaman olduğu gibi, cumhurbaşkanı, yürütme organını oluşturması için bir milletvekilini görevlendirdi. Görevlendirilen milletvekili hükümeti kurdu ve göreve başladı. Bir müddet sonra hükümet bozuldu ve başka bir hükümet kuruldu, bir müddet sonra o da bozuldu ve şimdilerde yeni bir hükümet kuruldu.

Yıllardan beridir halkın oluşturduğu yasama organları ve yasama organlarının oluşturduğu yürütme organları, hiçbir zaman istenilen düzeyde çalışmadı. Ben çalışmadı diyorum ama onlara sorarsanız, onlara göre onlar çalışmak istediler ama çalışamadılar. Niçin çalışamamışlar? Birçok mazeretleri var. Birkaç örnek, parlamenter demokratik rejim çalışmalarına engelmiş. Anayasa engelmiş, siyasi partilere ilişkin yasa engelmiş, seçim ve halkoylamasına ilişkin yasa engelmiş…

Seçerek meclise göndermiş olduğumuz milletvekillerinin ve onların oluşturmakta olduğu yasama organlarının ve yürütme organlarının çalışamamalarının gerçek nedenleri onların bu söyledikleri mi? Gerçek neden hakikatten milletvekillerimizde değil de rejimde, anayasada, siyasi partilere ilişkin yasada, seçim ve halkoylamasına ilişkin yasada mı?

Seçtiğimiz milletvekilleri öyle söylüyorlar. Bu vatan için, bu halk için, bu millet için, bizim için çalışmak istiyorlarmış hem de hiçbir fedakârlıktan kaçınmadan hem de, şahsi çıkarlarını hiçe sayarak çalışmak istiyorlarmış. Ama yasalar, bir milletvekilinin, seçildiği partiden istifa edip başka bir partiye gitmesine engel olmuyormuş, bakanlık uğruna parti değiştirmek etik değilmiş. Değilmiş ama yasalar buna engel olmuyormuş. Bunun dışında yasalar, isteyenin bakan olmasına da olanak tanımıyormuş. Bu nedenle milletvekilleri, zamanlarının büyük bir kısmını, bakan olabilmek için çaba sarf etmekle harcıyorlarmış. Ayrıca anayasa ve yasalar milletvekillerine, yerlerine vekil atamalarına da olanak tanımıyormuş. Durum bu olunca da, her hafta her hafta birkaç saatlerini mecliste geçirmek zorunda kalıyorlarmış.

En nihayet şimdiki milletvekillerimiz, çalışamamalarının gerçek nedenlerini ortadan kaldırmak için büyük bir çaba içerisine girdiler ve öncelikle anayasayı değiştirmek istediler. Harıl harıl çalıştılar ve anayasayı, çalışmalarına engel olmayacak hale getirdiler. Onlar öyle yaptılar ama halk olarak bizler ne yaptık. Adamların bu heveslerini onların kursaklarında bıraktık. Biz de az değiliz yani. Hem adamların çalışmadıklarından şikâyet ederiz hem de, adamların çalışmalarına engel olan anayasanın değiştirilmesine onay vermeyiz. Halbuki çevre hakları tanınsa idi, yasama organının ve yürütme organının, önündeki bir büyük engel ortadan kalkmış olacaktı.

Biz halka rağmen adamlar ne yaptılar? Morallerini bozmadılar, yasalarda değişikliklere gittiler. Milletvekili transferini önlediler. Sonrasında da, ülkeyi, tek seçim bölgesi haline getirdiler.

Bir muhalefet milletvekilini dinliyorum. Ona göre, bundan böyle siyasi partiler çok kaliteli kişileri aday olarak çıkaracaklarmış. İşinde başarılı ve tüm ülkenin tanıdıklarını çıkaracaklarmış. Meclis çok kaliteli milletvekillerinden oluşacakmış. Sanki da şu anki milletvekilleri işlerinde başarısız idiler, sanki da şu anki milletvekillerini, tüm ülke insanı tanımıyordu. Anladım ki adam kendisini tarif ediyor.

Ve bir Nasreddin Hoca hikâyesi. Hoca eşeğini binek taşının yanına çekmiş ve eşeğe binmek için uğraşırken, eşeğin semerine iyice tutunamamış ve yere düşmüş. Hoca yere düştüğü için gayet mahcup bir şekilde yerden kalkarken hem üzerini silkeliyormuş hem de kendi kendisine “ah gençlik, ah gençlik” diyerek söyleniyor ve esas suçlunun yaşlılık olduğunu dile getirmeye çalışıyormuş. Hoca mahcup bir şekilde etrafına baktığında bir de fark etmiş ki, düştüğünü hiç kimse görmemiş. Hoca boşuna mahcup olduğunu anlayınca laf değiştirmiş ve son olarak kalçasını silkelerken “A p….venk, senin gençliğini de gördük” diye kendi kendisine söylenmiş.

Yazarın Tüm Yazıları
Halk oylaması 
İlmi olmasın 
Anlaşılmak ve anlatmak 
Ölüm cezası ve koordinasyon ofisi 
Hap bölme (kırma) makinası 
İlk soruşturma 
Keşke bu iş yargıya bırakılmasaydı 
Yasal düzenlemedeki karışıklıklar 
Egemenlik duyarlılığı 
Kantarın topuzu kaçtı 
Cumhurbaşkanı topu Anayasa Mahkemesi’ne attı 
Girne kayasından aşağıya atsalar dahi 
Kızıyoruz ama… 
Yargıda teamül 
Beşinci kitabım 
Söylemiştim boşanmaların artacağını 
Eğri gemi, sefer de eğri 
YÖDAK Başkanı 
Rüstem Sefer (21.1.1943-7.4.2016) 
Türkiye yargıda reform istiyor 
Beraat kararı ne demektir? Ya vicdan? 
Türkiye yargıda reform istiyor 
Denetimli serbestlik hakkında 
Bekle be annem 
Şartlı tahliye şikayetleri 
Şartlı tahliye nedir? 
Hangi canlı öldürülürse cinayet olur? 
Sınır dışı kararları 
Hisseli mal satışlarındaki tin gözlükler 
Hisseli taşınmaz mallar 
Taşınmaz mallarla ilgili bazı sorunlar 
“Cahil adam, ne zarar verebilir ki?” 
Unutulma hakkı 
Lütfen bulaştırmayalım 
Yüksek ökçeler 
Kalp sağlığı 2  
Kalp sağlığı 2 
Kalp sağlığı 
Mahkeme kararları 
Cinayet suçları 
Amerika’nın Kıbrıs’ı kaptırmaya niyeti yok 
Acamı Deli 
Kiminle iş yaptığınıza dikkat  
Kudret Özersay 
Kudret Özersay 
Koruma emri (Aile Yasası altında) 
Koruma emri (Aile Yasası altında) 
Yargıç atamaları 
İletişim böyle mi olmalıdır? 
İletişim böyle mi olmalıdır? 
Tutukluluk 
Kıbrıs sorunu çözülünce 
Kıbrıs sorunu çözülünce 
Bir de sen yaz dediler 
Sabah kahvaltısı  
2015-2016 Adli Yılı başlarken  
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Yargı sallanmadan boşanma sebebi  
Yargı sallanmadan boşanma sebebi 
Nişanlanma ve evlenme 
Boşanmada koçan değişikliği 
Sabit görüntülü radarlar 
Napan be yeğen? 
CÜBBE 
YÖDAK ve İyi İdare Yasası 
1 yıl ve 2 yıl hapis cezası tartışması 
Avukat/hukukçu milletvekilleri ve siyasetçiler 
Belesbite devam 
Belesbit 
Almak ve vermek  
Irza geçmek (Cinsel tecavüz)  
Aile Değişiklik Yasa Tasarısı (3)  
Aile Değişiklik Yasa Tasarısı  
Polis terfilerinde son durum 
Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken 
Faks numarası  
Eleştiri 
Yüksek Mahkeme “acil” dedi 
Beytambal galsın yok ki 
Dönülmez akşamın ufkundayız 
Topluluk malı 
Fırsat yine kaçırıldı 
Avukata müdahale  
İki vahim durum ve dram 
Biline ki padişah seçilmeyecektir  
Dördüncü kitabım 
Tekrar nafaka borçlularına  
Nafaka borçlusuna ve anlayanına  
Yanlışı doğru zannetmek  
Tazminat hakkı  
Yargıdaki tehlikeli rekabet 
Emrullah Bey 
Göç Yasası’na devam 
Sayın yargıçlara duyurulur 
İmam yellenirse  
Ne istediğimizi galiba biz de bilmiyoruz 
Cezaevinden telefon var 
Olmadı müdür bey olmadı 
Hukukumuzda yargıcın konumu (2) 
Hukukumuzda yargıcın konumu (1)  
Kamulaştırmada Tazminat 
Hellada, bullada, uyusun da, büyüsün  
Resmi dil Türkçe 
İcar-satış 
Mahkemelerimizi bir daha deneyelim 
Eskiden de eskiler aranırdı 
Tıs yok gık yok, çıkart da görelim 
GK Komutanından rica ediyorum 
Cinayetle su yüzüne çıkanlar 
Tutuklama polisi zora sokabilir 
Oybirliği ile ret vacip olmuştur 
Genç yargıç adayları mülakatta 
Eğitim, denetim ve ceza 
Saat 21.53 
Polis terfilerinde top mahkemede 
Fermuarınız açık kalmış 
Anladığımı yazamıyorum 
Üçte bir 
Zorunluluk değil, mecburiyet vardır 
Kurbağanın nal hikayesi 
Bizimkiler yine coşabilir 
Bırakınız böyle kalsın  
Serhat Bey çok güzeldi 
Yargı, yargıç ve bina istiyor, bildiriyor ve talep ediyorum 
Sade sen mi Ersin Bey hepimiz da 
Polis terfileri konusunda iktidarı göreve çağırıyorum 
Lo lo lo 
Ah bir de rezillerden korkmasam 
Okul seçeceklere ihbar 
Kadın Eli 
İdam cezası ve hukuk reformu hakkında 
Felaketname olmasın 
İşte, işte söylemeye çalıştığım bu idi 
Allah aşkına çağrıda bulunuyorum 
Bizimkisi anglo 
Bazı trafik suçlarında niçin apar topar mahkemeye 
Ölüm getirmişti