Derviş Deniz

 

İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması

02 May 2016, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Yazımın başlığını tek başına değerlendirdiğinizde ütopik bir hayalin yansımasına dayalı bir yazı olabileceğini sanırsınız. Her insan kendi ekonomik durumunun çok iyi olmasını ve arzu ettiği her şeyi yapabilmeyi arzu eder.    20. Yüzyılın son çeyreğinde ve 21’inci Yüzyılın ilk 15 yılında büyük bir gelişme gösteren tüketim alışkanlıkları insanların daha fazla maddi olanaklara sahip olma istencini artırmıştır.

Maddi olanakları artırma hırsı dünyanın büyük bir bölümünü etkisi alan serbest piyasa ekonomisinin gelişmesi ile farklı bir hızla artmaktadır. Bu hırs sonucu da üst gelir grupları ile alt gelir grupları arasındaki fark açılmaktadır. Açılan farkın daraltılması ve kaybolmaya yüz tutan bir orta sınıfın güçlenmesine olanak sağlanması birçok ülkenin ekonomik gündemleri içerisinde en başta yer almaktadır.

Dikkat edilecek olursa, serbest piyasa ekonomisinin ilk uygulandığı ve başarılı olduğu Batı Avrupa ülkelerinde üst gelir grupları ile alt gelir grupları arasındaki fark gelişmekte olan veya gelişmemiş ülkelerde olduğu kadar büyük ve yaygın değildir. Avrupa’nın birçok ülkesinde demokratik ilkeler çerçevesinde oluşturulan devlet yapılarında hükümet edenlerin demokrasinin kurallarına göre hareket etmeleri nedeni ile farklı gelir grupları arasındaki farkların açılması büyük bir sosyal sorun teşkil etmemektedir.

Batı Avrupa ülkeleri 19’uncu yüzyılda sanayi devrimi ile emek sömürüsü üzerine sermaye yaratılmasının öncüsü olmuştur. Bir yandan sermaye birikip güçlü kurumlar oluşurken diğer yandan emeği temsil eden sendikalar güçlenmekte ve çalışanların hakları yıllar içerisinde iyileşme göstermekteydi. Sermaye ve emeğin hukukun üstünlüğü temelinde birlikte güçlenmesi ve devletin de bu ayrı kollardan güçlenmenin yaratabileceği sorunlara zamanında ve doğru müdahale etmesi yaşanan büyük sıkıntıların sonunda halkın genelinin belirli bir refah düzeyinde yaşamasına olanak vermiş ve bu durum günümüze kadar devam etmiştir.

Bugün gerek Orta Doğudan gerekse Afrika’dan göç etmek isteyen insanların Batı Avrupa ülkelerini tercih etmeleri ve bu yolda canlarını bile feda etmeleri, hep bu refahı arama arzusuna dayalıdır. Yine de bugünün nispeten refah Avrupa’sı 20’inci yüzyılın ilk yarısında yaşanan sıkıntıları iki dünya savaşını yaşamak suretiyle acı çekerek ve kayıplar vererek öğrenmek zorunda kalmıştır. Almanya Hitler dönemini doğuran ekonomik sıkıntıları bir daha yaşamamak için demokratik ilkelerden taviz vermeden politikalar geliştirip bu politikalara sıkıca sarılmanın zorunlu olduğunu öğrenmiştir. İspanya, Portekiz ve İtalya diktatörlük sonrası gelen demokrasi ile nasıl ekonomik güce ulaşılabileceğini göstermiştir. Fransa, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Avusturya da işgale uğramadan demokratik yöntemlerle güçlü ekonomik yapılar oluşturmayı öğrenmiştir.

Batıda bunlar olurken 20’inci yüzyıl içerisinde başta Rusya’da ve Çin’de yönetim gelen totaliter komünist idareler sonucunda farklı sosyal ve ekonomik koşullar oluşmuştur. Batının 20’nci yüzyılın başında kokuşmuş ve insanın temel yaşam haklarına gereken önemi vermeyen sistemine karşı, devletin her şeye sahip olup halkın iyiliği için çalıştığı bir düzen bu yüzyılda birçok insanın, komünist düzenin eşitlik temelinde ne kadar iyi bir sistem olduğunu düşünmesine neden olmuştur.

İdealist olarak komünist sistemin halkın faydasına bir sistem olduğuna inanan her kişinin, bu faydayı sağlayacak koşulların oluşması için otoriter bir gücün kullanılmasına mutlaka ihtiyaç duyulduğunu da bilmesi gerekmektedir.

Her insanın doğası icabı bir bencil yönü vardır. İnsanlık tarihine bakıldığında birçok örnekte bunu görebilirsiniz. Biraz daha yakından bu durumu gözlemlemek isterseniz etrafınıza bakmanız yeterlidir. Zaman ve olaylar göstermiştir ki, halkların eşitliğinden söz eden ve komünist sistemlerin destekçiliğini yapan çok büyük sayıda insanın içinde, daha fazlasına sahip olma hırsı vardır. Genelde komünist sistemlerin destekçiliğini yapan ve bu sistemlerin yönetimine aday olan kimseler kendi aşırı isteklerinin halkta da olabileceğini tahmin edebildikleri için otoriter uygulamalarla halkı kontrol altında tutmakta gayret göstermektedirler.

Komünist sistemlerin idamesi adı altında halklara her türlü baskıyı uygulayanların rejimlerini idame ettirirken bunun bedelini halka ödettikleri açıktır. Geçmiş tecrübeler göstermiştir ki belirli bir rejimi halka rağmen devam ettirmenin yolu otoriter yönetimden geçmektedir. Bu da olunca demokrasiden söz etmek mümkün olmaz. Nitekim komünist rejimle yönetilen ülkelerdeki otoriter yapı demokratik hak arama hakkını vatandaştan devleti yönetenlerin eline vermiştir.

Üst gelir ve alt gelir grupları arasındaki farkların en fazla görüldüğü ülkeler maalesef eski Sovyet ülkeleridir. Aynı durum Çin için de geçerlidir. Kimse bu sonucun serbest piyasa ekonomisine dönüşünce ortaya çıktığını söylemesin. Bu servet komünist rejimde de vardı ve yönetenler ve yakınları rejim değişikliği ile kontrol altında tuttukları servetleri ele geçirdiler. Ele geçirilen bu servetlerle de son zamanlarda basında çokça kullanılan “oligarkların” hakimiyeti dönemi başlamıştır.

Konumuz gelir grupları arasındaki farkın gittikçe artmasının nedenlerini araştırmaktır. Bu nedenleri irdelerken, bugün dünyanın büyük bir bölümünü önlemler almaya zorlayan üst gelir grupları ile alt gelir grupları arasındaki farkın açılmasının kökeninde yatanlara bakmak gerekir. Bu kökenler içerisinde Batı dünyasının geçirdiği aşamalar ve komünizmin bir devlet politikası olarak uygulandığı ülkelerdeki duruma da bakmak gerekli idi.

Dünyadaki servet eşitsizliğini yaratan nedenlerin tarihi gelişimindeki detayları ileriki haftalardaki yazımda sizlerle paylaşacağım. Bu ilk bölümde ekonomideki gelişmelerin 20’nci yüzyılın başından itibaren bir kısa geçişini yaptım.

Yazarın Tüm Yazıları
G20 toplantısında hedefler 
Güncel 
Önümüzdeki aylarda vatandaşın ekonomik şartlarında kötüleşme olur mu? 
Toplumdaki özgüven eksikliği ekonomik atılımları da etkilemektedir 
Önümüzdeki aylarda ekonomide neler bekleniyor? 
Yabancı yatırım ama nasıl? 
Brexit sonrası Avrupa Birliği 
Brexit büyük hata 
Türkiye ekonomisinin durumu KKTC için çok önemli 
KKTC pahalılık yaratmada gelir düzeyine göre dünyada bir numara 
Ekonomik protokol maddeleri ve su anlaşması geciken icraatların sonucu 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (5) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (4) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (2) 
Yatırım ortamının iyileştirilmesi 
KKTC ile TC arasındaki ekonomik protokoller 
Terörizmin hedeflerinden biri ekonomik yıkım 
Önümüzdeki 15 yıl içerisinde en önemli sorun sürdürülebilir insan yaşamı 
Ekonomiye bir de yurt dışından bakmak 
Tüketim toplumu ve sosyal bozulma 
KKTC’de su krizi dünyada ekonomik durgunluk tehlikesi 
Devlet adamlığı, klasik anlamda işadamlığı ve fırsatçılık 
Göç dalgası, fakirlik ve yardım 
Gelir dağılımındaki aşırı farklılıklar sosyal krizler doğurabilir 
Planlama 
Rum Maliye Bakanı’nın Kıbrıs Türk ekonomisi ile ilgili sözleri 
2016’da neler bekleniyor? 
Siyah kuğuların uçuşu 
Siyasette ekonominin bütününü görmek 
Bugünlerde ekonomik hayatımız nasıl görünüyor 
Vergide zarar gösteren kişi veya kurumlar neden zarar gösteriyor 
Kıbrıs’ta toplumların uzlaşacağı ortak bir ekonomik yapı mı, etnik bir ekonomik yapı mı? 
Terör, ekonomik hayatın en büyük risklerinden biridir 
Hükümetler şeffaf muhasebe sistemine geçmeye başladılar 
Ortadoğu’da yaşananların ne olduğunu Avrupa şimdi anlamaya başladı. Ya biz? 
Dünya sınırları olmayan pazara dönüşüyor 
Mülkler konusu ve güncel sorun döviz kurları 
Bir ülkenin ekonomisindeki büyüme kişilerin refah seviyesine yansımazsa 
Söz su yönetiminden açılınca 
Görüşmeler iç siyaset ve döviz kurları 
Ayakları üzerinde duran bir ülke 
Vergi yasa ve uygulamaları vergi kaçaklarını teşvik etmemeli 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Kuzey Kıbrıs’ta bağımsız denetçiliğin durumu 
Bağımsız denetim 
Ortadoğu değişimler bölgesi 
Bağımsız Denetci – Mali Müşavir – Muhasebeci 
DÜNYA ENERJİ KAVGALARI 
Kıbrıslıların kendilerine ait varlıkları yönetmesi 
G 20 ve uluslararası ticaret hizmet ve finansmanda vergi kaçağı 
Avrupa bankaları stres testi 
Avrupa bankaları stres testi 
Ortadoğu’da yaşamak 
Ekonomide daralma var mı? 
Ekonomik çıkarlar ülkeler ve insanlar 
Yeni dünya düzeni 
Şirketler yasasında artık değişim zamanı 
Siyasi gelişmeler ve ekonomi 
Siyasi çözümsüzlüğün ekonomik maliyeti 
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının önemi 
Ortadoğu ve bitmeyen çıkar kavgası 
İçinde bulunduğumuz bölgede ekonomik istikrar için büyük sorumluluk gerekir 
Avrupa Parlamentosu seçimleri bize ne mesaj veriyor? 
Hedefi olmayanların gelecek kaygısı büyük olur 
2014’ün ilk çeyreğinde dünya ve KKTC ekonomisi nerede? 
Kıbrıs sorunun çözümünde ekonomi 
Yatırımlar açısından Kıbrıs’’ta çözüm neden önemli 
Para akışındaki durgunluk mali tedbirlerle aşılabilir mi? 
Kayıt Dışı Ekonomi 
Uluslararası Kriz Grubu’nun Kıbrıs raporunun ekonomik yönü 
Kara Para ile Mücadele ve KKTC 
Tanınma veya Tanınmama ile dünya gerçekleri 
Günlük olaylarla uğraşırken 2014 Yılında olabileceklerin hesabını iyi yapmalıyız 
Kıbrıs sorunu ile ilgili hareketlenme ve ekonomi