Songuç Kürşad

 

12 yıllık hasret ve mutlu son…

08 May 2016, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Küçük Kaymaklı-Yenicami finali, son yıllarda izlediğim en güzel kupa finali oldu. Kışta bile görülmeyen yoğunlukta, 120 dakika boyunca hiç kesilmeden yağan şiddetli sağanak yağmur, ağırlaşan çim zemin, futbolcuların hata yapmalarına olanak sağlayan saha şartları, uzatmaya giden hatta penaltılara kalan maç, hiçbir şey ama hiçbir şey maçın heyecanının önüne geçemedi. Zaten bu kadar kaliteli bir final olacağının sinyallerini hem Yenicami, hem de Küçük Kaymaklı ligin son haftalarında sergiledikleri futbol ile vermişlerdi. Forumlarının üst seviyesine çıkan iki takımın da oynadıkları 120 dakikalık final böylelikle unutulmaz finaller arasında yerini almış oldu. Elbette her finalde olduğu gibi bu finalde de gülen bir taraf olacaktı. Penaltılar sonrasında gülen 12 yıl önce bu sevinci yaşayan ve bu kadar uzun süren bir hasretten sonra sevdiğine kavuşan Küçük Kaymaklı oldu.

Aslında ağırlaşan sahadan dolayı iki takımın da teknik özelliği olan futbolcularının maça yön vermesi çok kolay olmadı. Ama Kaymaklı’nın orta sahadaki üstünlüğü maçtaki hakimiyeti de getirdi. Bayram, Petrov, Çıdamlı, Ahmet Can ve özellikle de Zokou çok çalıştılar, iyi yardımlaştılar ve Yenicami ye bu şeklide üstünlük sağladılar. O kadar ağırlaşan sahada ayakta kalmayı başardılar. Aslında son haftaların forumda golcüsü genç Remzi gününde olmuş olsaydı maç ne uzatmaya, ne de penaltılara kadar giderdi. Zokou’nun gol becerisi, direkte kalan topları ne kadar etkili olduysa, Remzi’nin çok net pozisyonlarda etkisiz kalması maçın erken kopmasının önüne geçmiş oldu. Neval’ın sakatlığından kaynaklanan yeni savunma düzeninde yer bulan Ali Akbulut ve sağda Ahmet Zaifoğlu iyi bir maç oynadı. Göbekte Kaygısız-Bahadır ikilisi Halil Turan’a nefes aldırmadılar. Ancak Kaygısız’ın sakatlanmasından sonra savunmanın göbeğinde yaşadıkları sıkıntı da dikkatlerden kaçmadı. Maçı penaltılara götüren yedikleri gol de bu dağınıklıktan kaynaklandı. Ama sonuçta daha iyi olan taraf oldukları için penaltılarla da olsa kupayı kazanmaları hak edenin kazandığı gerçeğini ortaya çıkardı.

Yenicami aslında iyi başladığı daha baskılı oynadığı bir maçta süreklilik gösteremeyince maçı sıkıntıya soktu. Ağır sahada etkili olabilecek Ousmane erken sakatlanıp çıkınca yalnız kalan H.Turan etkili olamadı. Musa’nın çok top kaybı, orta sahada saha ağırlaştıkça oyundan düşen Zihni, Uğur, Sadıklar’ın orta sahayı kaptırmaları maçın ağırlığının rakibe geçmesine neden oldu. Hascan’ın son bölümlerde ileriye alınması, hızlı futbolcu Orji’nin oyuna konması ve sahanın en iyilerinden Ünal’ın hırslı futbolu Yenicami’nin maçı penaltılara taşımasına neden oldu. Ancak bir gerçek var. Kaymaklı kalecisi Piro gerçeği. Federasyonun iki takım başkanları, teknik adamları ve kaptanlarını basının spor yetkilileri ile buluşturduğu yemekte Piro ile aramızda şu diyalog geçmişti. “Hasan dedim penaltılara çalıştın mı, çünkü maç penaltılara kalır gibi görünüyor.” O da “eğer kalırsa en az 3 penaltı kurtarırım abi” dedi. Üç değil ama iki penaltı kurtardı ve kupayı 12 yıl aradan sonra Foreste getiren isimlerin başında geldi.

Yazarın Tüm Yazıları
Şimdi her şey tamam!.. 
Dümende oturan değişmedi…  
Dümende oturan değişmedi… 
Yabancı faktörü… 
Her hatanın bir bedeli var… 
Herkesin derdi kendine… 
Kartal olduklarını hatırladılar… 
Korkunun ecele faydası olmaz… 
Dere bu defalık kütük getirdi… 
Ateş bir kez yakmaya görsün… 
Fatih’in torunları… 
İniş aşağıya fren patlarsa… 
Ne fobiymiş be arkadaş… 
Korkarak kahraman olunmaz 
Zirveye yakışıyorlar… 
Bu defa biz ana, onlar yavru… 
Kayıp kazançtan fazla olursa… 
Yok, yok, bunların niyeti ciddi… 
Şömineyi bırakmaya değmedi… 
İçerde arslan, dışarıda bissi kedi… 
Yağı bol bulunca… 
Bıçak kemiğe dayanınca… 
İlk defa değil, yalama oldu… 
Kum torbası döver gibi… 
Paravana mertek dayamayın… 
Biri komadan çıktı, ya diğeri? 
Kılavuzumuz karga… 
Hakem bitti demeden bitmez… 
Birinin eziyeti, diğerinin keyfi… 
Birinin eziyeti, diğerinin keyfi… 
Boş ve dolu işler… 
Hancı ve yolcu… 
Alternatifler ve teferruatlar… 
Kıvırma bitti, buyurun göbeğe… 
Maç sahada kazanılır ama talimat masada uygulanır… 
Güzel finale, çirkin final… 
Akıncı KOP’tu geldi… 
Umudun çıkarmadığı can… 
Kartal ama bizim kartalımız… 
Evin içi de, önü de temizlenmeli… 
Bir olsun, benim olsun… 
Kimimiz öldük, Kimimiz nutuk söyledik… 
Can bedenden çıkmayınca… 
Ne etek giyeriz, ne kimono, amma… 
İşte ben buna maç derim… 
Söz verildi mi tutulur… 
‘Acaba’ ‘Belki’den daha güçlüymüş… 
‘TÜP’cüden ağzı yanan,‘KOP’ sütü üfleyerek içer 
Arayı bozmayalım, aramız bozulmasın… 
Mermi namluya sürüldü mü biter… 
Nefesi yeten, ayakta kalır… 
Ölme eşeğim ölme!.. 
Sihirli değnek… 
Ya HERRO, ya MERRO… 
Teslim olmanın da adabı var… 
Zaman harcanmayacak kadar değerlidir… 
Futbolda insaf dinin yarısı olamaz… 
Bir fırtınaydı geldi geçti… 
Milli görünümlü tatmin… 
Gelin bir oynayabilse! 
2015 ne ki gülüm, ben 2055’i göze almışım… 
Ne harika yıldı ya! 
Şekersiz pasta… 
İnnik minnik, tata rinnik… 
Yalancı bahar… 
Mühür vuruldu, kuruması kaldı… 
Zirvenin ince gülü… 
Haçana bir ölü taklidi… 
Yatcan kalkcan, hop puandasın… 
Usul usul tertipleme… 
Benden sonrası tufan… 
Çekirge sıçramaktan yorulunca… 
Üstünde güneş batan imparatorluk… 
Bir köye gidilecek ama minareler ayrı… 
Bombanın pimini çekmeyecen yeğen… 
Korkunun ecele faydası yok… 
Hamama girdin madem terleyeceksin… 
Olması gerektiği gibi… 
İşte o zaman tamamız… 
Kral olunur, kral kalınmaz… 
Bir koşudan fazlası… 
Bulgarlara endeksli Lapta… 
Vakit tamam, seni terk ediyorum… 
Tatsız, tuzsuz ve umutsuz… 
Melekler hep omuzda gezmez… 
Leyla, vals, zerdaliden düdük… 
İşimiz zerdaliden düdük… 
Hayalden gerçeğe, gerçekten kabusa… 
Spor basını nereye gidecek? 
Dana ve lahana… 
Hükm-i Karakuşi… 
Adınla bin yaşa, ey saha!.. 
Ne sevdan bitti, ne kavgan… 
Dünyanın Kupası, bizim “öllümüzün goca körrü”… 
Herkesinki “Şampiyon” bizimki “Şampuan”… 
Sporun anası, anamızı ağlatıyor… 
Yazla sorunum var, sizin? 
Dışa şahin, içe güvercin… 
Önce tokat, sonrasına bakarız… 
Şimdi attığınızı civcivler de yemiyecek… 
Pozisyonu korumak… 
Portakal kokulu kupa… 
1 dakikaya 3 maç… 
Adını Apo koydum… 
Kafalarda acaba sorusu olunca… 
Taktik, kazanamazsan kaybetme… 
İğne ve çuvaldız meselesi… 
Sessiz sinema… 
Futbolun yazılı olmayan kuralları… 
Tecrübe hırsa baskın çıktı… 
3 günde her şeye “Bye-Bye”… 
Devir, hesap kitap devri… 
Kupa depremi, ligi de yıkar… 
Gömlek değil, palto farkı… 
Onlar mı oynadı, zemin mi oynattı? 
Hep bir adım önde… 
Melekler terk etmedi… 
Aşk sürprizleri sever… 
Beğenmediklerimiz böyleyse? 
Takım büyük değil, takım olmalı… 
Emek karşılıksız kalınca… 
Farklı Kaymaklı, Kaymaklı farkı… 
Adam bizim, dünya adamın… 
İpek böceği… 
Bu kanserin “Pirus zaferi”dir… 
Kulaklıklara yazık… 
Fazla IQ istemez!.. 
Eti neydi da budu olsun… 
Futbol cesaret ister