Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Gündelik propaganda ve çözüm!

15 May 2016, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

BM Barış Gücü 52 yıldır aramızda… Bu durumun sorunun inşa edilmesine ve sürekliliğine neden olduğunu yıllardır ifade ediyoruz… Bunun halka ulaşmasının ve dokunmasının ilk kez “meşhur Taksim Sahası” yürüyüşleri sırasında olduğunu yaşayarak öğrendik… Yani Kıbrıs’ta Barış Gücü’nün statüsünün çözüme değil; sorunu muhafaza etmeye dönük bir arayışa hizmet ettiğini defalarca yazdık… Birçok başka insan da yazdı… Lakin Taksim Sahası yürüyüşleri bunun ete kemiğe bürünmesini sağladı… Orada temel saik neydi? Kıbrıs meselesi 1968’den beridir masada oturarak veya kalarak çözüm bulunmaya çalışıldı… Biz ise bu meseleye bir de “yürüyerek”, yani ayağa kalkarak bakılmasının faydalı olacağını ileri sürdük…


Sivil toplum çözümün neresinde?

İnsanlık tarihine bakıldığında toplumsal kazanımların tümünün ya yürüyerek ya karşı koyarak veya kolektif anlamda mücadele ederek elde edilmiştir… Bunun hiçbir şekilde başka bir yolu yoktur… İşin erbabı, yani o sorunun ana kaynağı halk bu işi çözmeye karar verdiğinde bu işin müzakere edilme biçimi bile değişir… Kıbrıs’ta iki liderin çözüm konusunda ortaya irade koyması neticesinde çözümün halkın gündemine hızlıca taşınmasının halkın o konuya ne kadar sahip çıktığıyla yakından irtibatlı olduğunu kimse inkar etmiyordur…

Ülkemizde bir sorun oluştuğunda ona tavır almak veya çözümünü müzakere etmek için sivil toplum nasıl bir yöntem izliyorsa, yarım asırdır süren meselemizle ilgili de mutlaka sivil toplum etkin olmalı, sahaya inmelidir… Tabii çözüm konusunda sivil toplum asgari müştereklerini oluşturmuş ve bunu toplumsal bir vizyona dönüştürmüşse…

Halk etkisiz eleman olamaz!

“Kıbrıs sorunuyla ilgili büyük aktörler çözüm istiyorsa mesele çözülür, istemiyorlarsa çözülmez” yaklaşımı aslında başından çözümü yaşatacak insanları etkisiz eleman düzeyine indirgemiş oluyor… Ülkemizde son 15 yıldır “çözüm/çözümsüzlük” meselesi Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ana temasını oluşturuyor… Liderler seçimleri bu paradigma üzerinden ya kazanıyor ya da kaybediyor… Bu paradigma liderin seçilmesiyle birlikte iki önemli değişime uğruyor… İlki, BM metodolojisi ve terminolojine adapte olmak… İkincisi de seçildiği ülkenin resmi ritüel ve yaklaşımlarına ayak uydurmak… Bu iki taraf için geçerli bir durumdur… Halbuki seçimi çözüm üzerinden kıymetlenen bir ülkede halkın verdiği yetki liderin her gününü denetlemek ve hesap vermekle geçirmesine tabi tutulmalıdır… Öyle ki halkın çözümle ilgili kendisine yetki verdiği liderin konuşma biçimi, kullandığı sözcüklere kadar bir anlam ve vizyona tekabül etmesi gerekiyor… Peki bizde böyle mi?

Gündelik hayatı propagandayla inşa etmekten kurtulmak gerek!

İlk olarak Akıncı için soruna bakalım… Akıncı, çözüm konusunda kararlı ve inandırıcı bir lider… Lakin kullandığı dilin çözüme dönük olması hususunda meslektaşı Anastasiadis’ten çok az önde… Yani çözümün inşa edilmesi, çözüm dilinin hegemonya haline dönüşmesi için berrak ve açık seçik barış dilini hayata geçirmek gerekiyor… Kıbrıs dosyasının önümüze sürdüğü kavramları gündelik demeçlere yedirdiğimizde çözümü değil aslında sorunu inşa ettiğimizi kısa süre sonra fark edebiliriz…

Anastasiadis, Akıncı’dan çok daha kötü durumda… Öyle ki Güney Kıbrıs propaganda anlamında her gün resmi ideolojinin ritüel ve sembolleriyle Kuzey için negatif bir kamu diplomasisini kendi halkına 24 saat işliyor… Bu durumun Güney yurttaşını inşa ederek aslında Kuzey’in resmi ajansları vasıtasıyla Kuzey’deki bir bölüm insanı da inşa ettiğini unutmamalıyız… Kısacası liderlerin çözüm dilini konuşmaya başlasalar bile günlük resmi ideolojik basın yayın kurumlarının haber verme biçimleri bir şekilde sorunu inşa ediyor ve çözüm bu inşa faaliyetleri içinde görünmez oluyor…

Bu sarmaldan çıkmak için ise öncelikle güven yaratıcı önlem olarak iki tarafında geçmişin bu propaganda odaklı gündelik hayat inşasından kurtulmaları gerekiyor… Öbür türlü çözümü daha çok bekleriz…

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!