Dr. İsmail Kemal

 

Ortadoğu’da sınırlar

19 May 2016, Thursday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Sykes-Picot Anlaşması’nın 100. yıldönümü nedeniyle başladığımız tartışmayı tamamlayalım. 16 Mayıs 1916’da imzalanan bu anlaşmanın Ortadoğu’daki devlet sınırlarını belirlediği yaygın görüşünün gerçekleri tam olarak yansıtmadığını not etmiştik. Nitekim Sykes-Picot haritası ile günümüz Ortadoğu haritasına bakmak bu gerçeği anlamaya yeter. Arada hiç bir benzerlik yoktur. Sykes-Picot’nun Türkiye sınırları içinde kalan bölgelerle ilgili öngörüleri Lozan Anlaşması ile tarih oldu. Sykes-Picot, Osmanlı’dan ele geçirilen Ortadoğu topraklarını İngiliz ve Fransız nüfuz bölgelerine ayırdı. Bu ayırmanın sonucu olarak İngiliz nüfuz bölgesinde Irak ve Ürdün, Fransız bölgesinde ise Suriye ve Lübnan kuruldu. İngiliz bölgesindeki Filistin’in kaderini sonuçta İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra taksim kararı ile BM ve sonraki savaşlar belirledi. İsrail-Filistin sınırlarının, İsrail-Suriye sınırının kaderi hala belli değil. Yukarıdaki devletlere Suudi Arabistan ve Yemen’i de ekleyebiliriz. Osmanlı, büyük kısmı çöl olan Arap Yarımadası’nın tümünü elinde bulundurmuyordu. Kutsal şehirler Mekke ve Medine’yi içinde bulunduran Hicaz’la Yemen Osmanlı toprağıydı.

Günümüzdeki Irak Osmanlının Basra, Bağdat ve Musul vilayetlerinden oluşur. Irak diye bir devletin oluşturulması ve sınırlarının belirlenmesinde İngiltere’nin önemli rol oynadığına kuşku yok. Ancak hikaye biraz daha karmaşıktır. Irak (ve Ürdün) sınırlarının çizilmesinde Mark Sykes’ın ismi değil Gertrude Bell’in ismi anılır. Üst düzey İngiliz yetkililerin katılımıyla Irak ve Ürdün konusunda 1921’de yapılan Kahire Konferansı’nda Bayan Bell’in önemli rol oynadığı bilinir. Gertrude Bell, Arapça, Farsça bilen ve bölgeyi iyi tanıyan biriydi. Osmanlı’ya karşı ayaklanan Şerif Hüseyin’in oğullarının (Haşemi hanedanı) Irak ve Ürdün’de tahta çıkarılmalarını destekledi. Kral Faysal’ın Irak tahtına oturması ile onunla işbirliği yaptı. 1926’da Bağdat’ta öldü ve mezarı oradadır. Bell ve diğer İngiliz yetkililerin oynadığı rolü küçümsemeden Irak’ın sınırlarının çizilmesinin bir veya birkaç kişiye atfedilmesi yanlış olur. Örneğin Irak’ın (ve Türkiye’nin) İran’la olan sınırı Osmanlı’nın İran’la olan sınırıdır. Eskilere dayanan bir sınırdır. Irak’ın kuzeyinin (Musul vilayeti) kaderi 1926’da Milletler Cemiyeti tarafından belirlendi. Mondros Mütarekesi imzalandığı zaman bölge Osmanlı ordusunun elindeydi ve Misak-ı Milli içindeydi. Musul konusu Lozan’da çözümlenemedi ve İngiltere’nin girişimi ile Milletler Cemiyeti’ne götürüldü. Türkiye henüz Milletler Cemiyeti üyesi değildi. Bilindiği gibi sonuç İngiltere lehine oldu ve Irak’ın kuzey sınırı şimdiki şeklini almış oldu. Irak’ın Kuveyt’le olan sınırının malum sorunlarını ve yol açtığı savaşları hatırlayalım.

Ürdün tamamen İngiltere’nin yarattığı bir devlettir. Başına Şerif Hüseyin’in diğer oğlu Abdullah getirildi. Bugün Kral 2. Abdullah tarafından yönetiliyor. Winston Churchill, Ürdün sınırlarını kendisinin çizdiği ile övünürdü. Sınırın bir yerine “Winston hıçkırığı” adı verilir. Churchill sınırı çizerken hıçkırdığı için o şekli almış. Churchill’in bu konuda kendine biçtiği rol abartılıdır. Ayrıca Ürdün-Suudi Arabistan sınırı iki ülkenin karşılıklı toprak takası ile son şeklini almıştır.

Fransa, Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal’ı Şam’dan askeri güçle kovarak Suriye’yi kontrol altına aldı. Suriye’nin sınırlarının hikayesi de Sykes-Picot’dan karmaşıktır. Uzun Türkiye-Suriye sınırı 1921’de Türkiye ile Fransa arasında varılan Ankara Anlaşması ile belirlenmişti. Hatay’la ilgili gelişmeler ise İkinci Dünya Savaşı arifesinde yaşandı ve şimdiki sınırlar oluştu. Lübnan da Fransa tarafından oluşturuldu. Fransa’nın Hıristiyan Marunilerle yakın ilişkileri vardı. Devlet onlar için kurulmuştu. Maruniler kendilerinin çoğunlukta olacağı küçük bir devlet yerine daha büyük bir devleti tercih ettiler. Fransa da bunu kabul etti. Böylece şimdiki Lübnan sınırları ve mozaiği oluştu. Lübnan’ın hem kendi içinde, hem de Suriye ile yaşadığı sorunlar malum.

Bildiğimiz şekli ile Suudi Arabistan 1932’de kuruldu. Suud ailesi Osmanlı döneminde de Mekke ve Medine’yi ele geçirmeye çalışmıştı. Sonuçta Şerif Hüseyin’i yenerek bölgeyi ele geçirdiler ve daha sonra Suudi Arabistan’ı kurdular. Suudiler İngiltere ile işbirliği içindeydi. Yemen’in Güney ve Kuzey diye ikiye bölündüğünü ve sonra yeniden birleştiğini, şimdi iç savaş yaşadığını ve tekrar bölünme riskinin ortadan kalkmadığını hatırlayalım. Pan Arabizmin etkisi ile bazı devletler(Mısır ve Suriye) birleşti, sonra ayrıldı. Demek ki Ortadoğu’da sınırların oluşması bir süreçti ve bölge aktörlerinin de bunda payı vardı.

Kuşkusuz Arap devlet sisteminin ve sınırlarının oluşmasında İngiltere ve Fransa önemli rol oynadı. Süreç içinde bölge ülkeleri bağımsızlıklarını kazandılar. Şimdi bazılarında kaos yaşanıyor. Devletler büyük baskı altında. “Başarısız devlet” (failed state) haline gelenler var (Suriye, Yemen, Libya). Buna rağmen sınırların değişmesi sanıldığı kadar kolay değildir.

Yazarın Tüm Yazıları
Burkini ve özgürlükler 
Joe Biden ziyareti    
Halep savaşları 
Türk Akımı gerçekleşecek mi?    
Yine mülteci konusu 
Türkiye ve Rusya 
Din ve siyaset 
Rakamlarla mülteci sorunu 
Sıcaklar, kuraklık 
Türkiye ve Arap dünyası 
Dünya nereye gidiyor? 
Darbe girişimi ve dış politika 
Çözüm daha çok demokrasi 
Sol nerede? 
Sırada İtalya mı var? 
NATO’nun Varşova sınavı 
Avrupa’nın asileri 
Dış politikada doğru adımlar 
İngiltere’nin işi zor 
Büyük Britanya mı, küçük İngiltere mi? 
Avrupalılar ve dünya 
Brexit: Kötü fikir 
Brexit ötesinde AB şüpheciliği 
Demografi ve Avrupa 
1916 Orta Asya ayaklanması 
Ortadoğu’da gençler ne düşünüyor? 
Avrupa ve aşırı sağ   
Doğu Akdeniz’de su sorunu 
Dünya İnsani Zirvesi İstanbul’da 
Sykes-Picot 100 yaşında 
Vize muafiyeti olacak mı? 
Rusya, Türkiye: Yapısal sorunlar 
22 Mayıs seçimleri yaklaşırken 
Vizesiz Avrupa  
Dine dayalı devlet 
100 yıl sonra Kut’ül Amare 
Irkçılık 
İslam dünyasının durumu  
Kaliteli Rusya analizi 
Panama belgeleri depremi 
BM Genel Sekreteri kim olacak? 
Terörizm ve nükleer güvenlik 
IŞİD’le mücadelede ilahiyat 
Teröre lanet 
Brüksel’den ne çıktı? 
Büyük pazarlık 
Türkiye-AB anlaşması 
Basın özgürlüğü 
Oscarlar ve Spotlight 
Türkiye-AB zirvesine doğru 
İran nereye? 
Suriye: Obama’nın iflası 
Zor günler 
Suriye açmazları 
Suriye’de ateşkes mi? Chamberlain’in hayaleti 
Su ve elektrik 
Suriye: Köyün minareleri 
AB ve gelecek 
Dördüncü endüstri devrimi 
Temelleri sarsılan AB 
Avrupa’nın kaybolan rüyası 
Ortadoğu’da bir Çinli 
İslam dünyasının durumu 
Avrupa’nın popülizm sorunu 
Suudi Arabistan-İran krizi 
ABD’de kadın başkan 
2016’ya “Merhaba” derken 
Ne olacak bu AB’nin hali? 
Dış politikada gerçekçilik 
Türkiye-İsrail ilişkileri 
Ortadoğu’da mezhep kavgaları 
Tarihi Paris anlaşması 
İslam, Müslümanlar, Batı 
Türkiye ve AB üyeliği 
Stratejik rekabet 
AB-Türkiye zirvesi 
Gerilimi düşürme zamanı 
20 yıl sonra Bosna 
Gözler Paris’te 
İklim değişikliği ve global endişe 
Yaklaşan G20 zirvesi 
Su ve İsrail 
Diğer seçimler: Azerbaycan 
Türkiye: Umut ve kaygı 
Coğrafya ve politika (jeo-politik) 
Rusya’nın artan askeri gücü 
Terörizm başaramaz 
Seçimlere doğru Türkiye 
Putin Suriye’de neyin peşinde? 
Enerji, AB, İran 
Hac faciasının düşündürdükleri 
BM başarılı oldu mu? 
Sürdürülebilir kalkınma hedefleri 
Yunanistan’a istikrar gelecek mi? 
Corbyn başarabilir mi? 
Suriye satrancında Rusya 
İnsan kaçakçıları 
Savaşların kurbanı çocuklar 
Mısır’ın enerji piyangosu 
Yine suyun önemi 
AB’nin mülteci krizi 
AB’nin mülteci krizi 
Tsipras’ın sınavı 
Türkiye’de karar halkın 
Türkiye’ye üzülmek 
Stratejik bir kaynak: Su 
Başka bir “çılgın proje” 
Çocuklar öldürülmesin! 
Enerjide Türkiye-AB işbirliği 
Türkiye ve uyanan dev 
IŞİD’le savaş 
Yunanistan: Sönen umutlar 
AB’nin geleceği 
İran’la tarihi anlaşma 
Rusya’nın ayıbı 
Evet mi, hayır mı? 
Suriye’ye dikkat 
İran’la anlaşma olacak mı? 
ABD’ye bakış 
Rakamlarla mülteci krizi 
Magna Carta 800 yaşında 
Dünyada silahlı çatışmalar 
Yunanistan’ın geleceği 
Türkiye’de yeni dönem 
Güç paylaşımı, Lübnan 
Güç paylaşımı, Kuzey İrlanda 
Güç paylaşımı, Bosna 
Geçmiş ve gelecek 
ABD’nin Irak fiyaskosu 
Arakan Müslümanlarının trajedisi 
Siyasette deprem 
Zafer günü 
İngiltere nereye? 
Akdeniz’de stratejik dengeler 
ABD’nin Türkiye’ye bakışı 
Vietnam Savaşı’nı hatırlamak 
Akdeniz trajedileri ve AB 
Yunanistan: Karar zamanı 
Seçimler ve sonrası 
Esas konu geleceğimiz 
Milletin makûs talihi 
Siyasette yeni soluk 
Siyasette yeni soluk 
Çoklukta ölüm bile tatlıymış… İnanmayın! 
İran’la satranç 
Toprakları kanlı Yemen 
Bir yıl sonra Kırım 
İnternete bakış 
Çanakkale geçilmez 
Netanyahu sınavda 
Kadın liderler zorda 
Rumlar ne düşünüyor? 
Savaş çığırtkanı Netanyahu 
Rusya ve Putin 
Demokrasi, demokratlık 
Avrupa’nın kaderi Almanya ve Rusya’nın elinde 
Türkiye’nin kadınla sınavı 
Ukrayna anlaşması kalıcı mı? 
Yunanistan’ın kader günleri 
Avrupa’nın Ukrayna sınavı 
Yakarak öldürmek 
Sina’da ne oluyor? 
Ekonomi ve siyaset 
Yunanistan kavşakta 
Dünyada demokrasi geriliyor mu? 
Euro bölgesinin sorunları 
Avrupa ne yapmalı? 
Müslümanlar ne yapmalı? 
Terörizm hepimizin düşmanı 
Risk toplumu 
Robotlar ve işçiler 
2015: Seçimler yılı 
Güzel Türkçemiz 
Enerji jeo-politiğinde LNG 
2015’te Ortadoğu 
Putin zorda 
Yunanistan’a dikkat 
Gelir uçurumu 
Enerji oyununda kritik gelişme 
Nükleer enerji 
Yeni soğuk savaş mı? 
Dünya Bankası’nın iklim raporu 
Yine iklim değişikliği 
İran’la anlaşma mümkün olacak mı? 
ABD ve Çin sürprizi 
Küreselleşmenin neresindeyiz? 
Mescid-i Aksa 
İngiltere AB’den çıkacak mı? 
ABD Kongresi için yarış 
Ukrayna ve Tunus’ta kritik seçimler 
Türkiye’nin G20 dönem başkanlığı 
Petrol fiyatları düşerken 
Eşitsizlik sorunu 
Küreselleşme ve dünya düzeni 
Ebola tehdidi  
Kurbanlar 
Türkiye’nin Ortadoğu sınavı 
Dünya düzensizliği ve BM 
IŞİD hedefte 
Barbarlar kapıdayken 
İskoçya: Kader günü 
İskoçya’dan Katalonya’ya 
İskoçya referandumu 
Kissinger’in “Dünya Düzeni” 
Kritik NATO zirvesi 
Arap dünyasında siyasal İslam 
Türkiye’de yeni dönem (mi?) 
AB ve Akdeniz 
Deneme sırası Norveçlide 
Putin, Aliyev, Sargsyan 
2014’te insani kalkınma 
Kavşaktaki Türkiye 
Türkiye ne düşünüyor? 
Uluslararası guguk 
10 Ağustos ve Kıbrıs 
İsrail kazanabilir mi? 
Yazacak ne kaldı? 
Hepimiz Gazzeliyiz 
Gazze senaryoları 
Filistin trajedisi 
Su sorunu ve uluslararası su hukuku 
Müslümanlar radikalizme karşı 
Türkiye cumhurbaşkanı 
Savaş: 100 yıl önce ve şimdi 
Çin ve Ortadoğu 
Dünyanın mülteci sorunu 
Türkiye ve Arap dünyası 
Dış politikada gerçekçilik 
Dış güçler 
Bravo Obama 
AB’nin yeni açmazları 
Kapitalizm ve eşitsizlik 
Mısır nereye? 
Öteki Avrupa seçimleri 
Küresel ısınma ve güvenlik 
Avrupa nasıl yolunu kaybetti? 
Washington’dan Biden geliyor 
Batı sonrası düzen 
Türkiye’nin enerji amaçları 
Doğu Akdeniz ve Çin 
Irak’ın geleceği 
Transatlantik ilişkiler, Türkiye 
Orhan Veli 100 yaşında 
Kıbrıs- Güney Afrika 
Ukrayna bıçak sırtında 
Etnik anlaşmazlıklara çözüm 
Türkiye-AB ilişkileri nereye? 
Afganistan’da kritik seçimler 
Türkiye’de “yeni dönem” 
Türkiye seçim sınavında 
Türkiye yanlış yolda 
Yasaklarla nereye kadar? 
Kırım’ın ilhakı ve biraz tarih 
Kırım: Kritik gün 
Ukrayna, Kırım, enerji 
Eşitlik: Uzun ince yol 
Ukrayna dersleri 
Rusya Kırım’a dönüyor mu? 
Venezuela’da ne oluyor? 
Kiev “Meydan muharebesi” 
Kiev alev alev 
Rusya, Mısır, Doğu Akdeniz 
Türkiye, İsrail, Doğu Akdeniz 
Müzakereler başlarken 
Soçi Olimpiyatları başlarken 
Döviz ve durum tespiti 
Fransa-Türkiye ilişkileri 
Ukrayna: Rusya-AB rekabeti 
Gözler Cenevre 2’de 
2014’te savaş çıkar mı? 
Siyasi partilerin geleceği 
Downer başarabilecek mi? 
Cesur yeni dünya 
Avrupa’da aşırı sağa bakış  
Ekonomik beklentiler zayıf 
2014 ve Kıbrıs 
2014 ve Türkiye 
Mandela: Özgürlük meşalesi 
Ortadoğu’da Türkiye algısı 
Eleştirel ve özgür düşünce 
Fikirler, özgürlük ve hukuk