Derviş Deniz

 

İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (5)

30 May 2016, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Geçen haftaki yazıda dünyadaki gelir eşitsizliğinin sadece bir kapitalizm sorunu olmadığını belirtmiştim. Sorun büyük ölçüde demokrasi sorunudur. Demokrasi ile ilgili olarak geliştirilecek politikaların insanlığın refahını artırması ve fakirliğin sonlandırılması yönünde önemli bir etken olacağını bilmemiz gerekir. Bu da devleti yönetenlerin niyet ve hedeflerine bağlıdır.

Piyasaları devlet oluşturmaz. Piyasalar sosyal bir yapıdır ve bu yapıyı insanlar ve kurumlar oluşturur. Devlet de kuralları ile bu kurumları ve insanları kontrol eder. Piyasaların oluşması kapitalist düzenin bir parçasıdır. Bu piyasalar üzerindeki etki siyasetin demokrasi anlayışı ile doğru orantılıdır.

Piyasalardaki hareketler, piyasaların yarattığı koşullar ve kurallara uygun olarak yetenek, bilgi ve beceriyi ödüllendirebilmektedir. Piyasa koşullarına ve kurumların birbirleri ile ilişkilerine ait düzenlemelerde devlet sadece halkın bütünü adına ve yanlış birşeyler gördüğü zaman müdahale edebilir. Ancak bu koşulun olabilmesi de demokratik ilkelere uyumdan geçer.

Demokratik ilkelerin uygulanmasında devletin yasaları kadar uygulamaları da önem taşır. Piyasanın tümünün önünü açacak önlemler yerine iktidar sahiplerinin yandaşlarının önünü açacak uygulamalar piyasa dengelerini bozduğu gibi gelir farklıkllarının artmasında önemli bir rol oynamaktadır.

Batı dünyasında, gelir düzeyleri arasındaki farklılıkların artışı bir kapitalizm sorunu olarak görülse de, bu ülkelerde demokratik ilkelere olan bağlılık nedeni ile, ortaya çıkan sorunların çözümü büyük halk kitlelerinin faydalanmasına imkan sağlamaktadır . Bu nedenle gelir farklılık artışları Asya ve Afrika ülkelerinde olduğu kadar alarm vermemektedir.

Dünyamızda insanların daha refah yaşamalarına ve fakirliğin ortadan kalkmasına en büyük etken hükümetlerin uygulayacakları politikalardır. Bu politikalar beceri, yetenek ve biligiyi ödüllendiren piyasa koşullarının devlet müdahalesi olmadan ancak devlete ve halka karşı sorumlulukların bilincinde gelişmesini sağlayacak şekilde belirlenmeli ve uygulanmalıdır. Bunun dışında demokratik hakların tam olarak kullanılamadığı ve diktatörlük, tek parti rejimi veya krallık ile yönetilen dünyanın çok sayıdaki ülkesinde öncelikle demokratik uygulamaların geliştirilmesinde önemli adımlar atılmalı, bu adımlarla refah artırılmalı ve fakirlik sonlandırılmalıdır.

Gelir eşitsizliğini azaltacak ve refahı artıracak önlemlerin başında vergi politikalarının adil bir şekilde uygulanması gelmektedir. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınması düşüncesi geliştirilirken vergi adaletine önem verilmeli, bilgi, yetenek ve becerinin sağladığı ödüllerin vergi sistemi ile alınıp hak etmeyen kesimlere dağıtılmaması için özen gösterilmelidir. Bu adalet sağlanmadığı takdirde, bilgi, yetenek ve becerinin sağladığı ödüllerin daha uygun şartlarda vergilendirildiği ülkelere kayacağı, oluşacak vergi kayıplarının halkın refahı için atılacak adımların azalmasına neden olabileceği düşünülmelidir. Bu nedenle vergide çok kazanandan çok alma yerine herkesten kazancı oranında vergi almak ve vergi kaçağını önlemek çok önemlidir.

Emek eşitsizliğini önlemek için yaptıkları çalışmalarla önemli rol oynayan sendikalar, bir grup veya siyasi bir oluşumun parçası veya sözcüsü olma yerine direk olarak çalışanın hakkını adil bir şekilde koruyan kurumlar olmaya gayret göstermelidir. Sosyalist bir ideal uğruna emeğin eşit değerlendirilmesini talep ederken, bilgi, yetenek ve becerinin ödüllendirilmesi önünde engel olmamalı, bu konuda kendini gösteren çalışanları, hiçbir beceri veya yetenek göstermeyen çalışanlarla emek eşitliği adı altında eşit tutarak mağdur etmemelidir.

İnsanlığın refahının artmasının en önemli göstergesi olan sosyal hizmetler, sağlık ve eğitim konularında devlet daha fazla harcama yapmak sureti ile devlet gelirlerinin refah artırıcı alanlara yönelmesine özen göstermelidir.

Piyasalara müdahale ederek iktidar yanlılarının piyasanın nimetlerinden faydalanacağı ortamların yaratılmasından kaçınılmalıdır. Ekonomik yapının çalışması ve bu yapının çalışmasının regülasyonun işlerlik kazanması için birbirini kontrol eden ve birbirlerine sorumlu ünitelerden oluşan bir sistemin idamesi esastır. Bu esasa bağlı olarak monopolleşmeye imkan vermeyen, devlet ile yapılan işlerde girilen ihalelerde şaffaf ve açık olunan bir sistemin oluşması ve idamesi çok önemlidir.Demokratik bir yapının idamesi ile haksız müdahalelerin ve kayırmanın olmadığı bir sistemde refahın dağılımında adalet sağlanması büyük ölçüde gerçekleşebilmektedir. Bu yapılmadığı takdirde gelir düzey farklılıkları gün geçtikçe artacaktır.

21’inci yüzyılda gelişen ekonomik şartlarla geleneksel kapitalizmin temelleri de değişmeye başlamıştır. 20’inci yüzyılın başlarında ekonomik faaliyetlerin sadece sermaye gruplarının yararına yapıldığı dönemden çıkılmış , batı ülkelerinde kurumsal ve sosyal sorumluluk çerçevesinde kazançların önem sırasına göre sermaye grubu, çalışanlar, devlet ve çevre arasında paylaşımı için kurallar geliştirilmiştir. Her geçen gün devletlerin sağladığı imkanlarla oluşturulan ekonomik sistem içerisinde oluşan kazançların sadece kurumların sahiplerine değil , çalışanlarına ve devlete de iyi bir pay sağlayacak şekilde dağıtılması için kurallar geliştirilmekte, kurumların bu kurallara uymaları için yasa ve yönetmelikler geçirilmektedir. Devlet ekonomik şartların kurumların gelişmesi için en üst düzeyde olmasına özen gösterirken, kurumlar da devletin gösterdiği çaba ve özene karşı kurumsal ve sosyal sorumluluklarını eksiksiz yapma sorumluluklarında olduklarını gittikçe daha çok anlamaktadırlar. Bu durumda kapitalizm kendi içinde paydaşlarını ve menfaat gruplarını artırarak değişim göstermiştir.

Kapitalizm gelişmiş ülkelerde bu değişimi gösterirken birçok ülke hala demokratik olmayan yöntemlerle yönetilmektedir. Böyle olunca da gelir düzeyleri arasındaki fark artmaktadır. Batı dünyasında kapitalizmde yapılan reformlarda olduğu gibi , gelişmeye hazır ülkelerde önce demokratik ilkelere dönülmezse o zaman bu ülkelerde kapitalizm değil ayrımcılığın ve eşitsizliğin sorunu ortaya çıkar. Aslında sorunların kökeni de budur. Bilgi, yetenek ve beceri reforme edilmiş kapitalist sistemde ödüllendirilirken beraberinde sınıf mobilitesine de olanak sağlamaktadır. Demorasi olmaya yerlerde ise yetenek, bilgi ve becerileri ne düzeyde olursa olsun insanların alnına sınıf farklıkları da değişmez bir şekilde vurulabilmektedir. Bu da gelir düzeylerindeki farkın açılmasını da beraberinde getirmektedir.

Yazarın Tüm Yazıları
G20 toplantısında hedefler 
Güncel 
Önümüzdeki aylarda vatandaşın ekonomik şartlarında kötüleşme olur mu? 
Toplumdaki özgüven eksikliği ekonomik atılımları da etkilemektedir 
Önümüzdeki aylarda ekonomide neler bekleniyor? 
Yabancı yatırım ama nasıl? 
Brexit sonrası Avrupa Birliği 
Brexit büyük hata 
Türkiye ekonomisinin durumu KKTC için çok önemli 
KKTC pahalılık yaratmada gelir düzeyine göre dünyada bir numara 
Ekonomik protokol maddeleri ve su anlaşması geciken icraatların sonucu 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (4) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (2) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması 
Yatırım ortamının iyileştirilmesi 
KKTC ile TC arasındaki ekonomik protokoller 
Terörizmin hedeflerinden biri ekonomik yıkım 
Önümüzdeki 15 yıl içerisinde en önemli sorun sürdürülebilir insan yaşamı 
Ekonomiye bir de yurt dışından bakmak 
Tüketim toplumu ve sosyal bozulma 
KKTC’de su krizi dünyada ekonomik durgunluk tehlikesi 
Devlet adamlığı, klasik anlamda işadamlığı ve fırsatçılık 
Göç dalgası, fakirlik ve yardım 
Gelir dağılımındaki aşırı farklılıklar sosyal krizler doğurabilir 
Planlama 
Rum Maliye Bakanı’nın Kıbrıs Türk ekonomisi ile ilgili sözleri 
2016’da neler bekleniyor? 
Siyah kuğuların uçuşu 
Siyasette ekonominin bütününü görmek 
Bugünlerde ekonomik hayatımız nasıl görünüyor 
Vergide zarar gösteren kişi veya kurumlar neden zarar gösteriyor 
Kıbrıs’ta toplumların uzlaşacağı ortak bir ekonomik yapı mı, etnik bir ekonomik yapı mı? 
Terör, ekonomik hayatın en büyük risklerinden biridir 
Hükümetler şeffaf muhasebe sistemine geçmeye başladılar 
Ortadoğu’da yaşananların ne olduğunu Avrupa şimdi anlamaya başladı. Ya biz? 
Dünya sınırları olmayan pazara dönüşüyor 
Mülkler konusu ve güncel sorun döviz kurları 
Bir ülkenin ekonomisindeki büyüme kişilerin refah seviyesine yansımazsa 
Söz su yönetiminden açılınca 
Görüşmeler iç siyaset ve döviz kurları 
Ayakları üzerinde duran bir ülke 
Vergi yasa ve uygulamaları vergi kaçaklarını teşvik etmemeli 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Kuzey Kıbrıs’ta bağımsız denetçiliğin durumu 
Bağımsız denetim 
Ortadoğu değişimler bölgesi 
Bağımsız Denetci – Mali Müşavir – Muhasebeci 
DÜNYA ENERJİ KAVGALARI 
Kıbrıslıların kendilerine ait varlıkları yönetmesi 
G 20 ve uluslararası ticaret hizmet ve finansmanda vergi kaçağı 
Avrupa bankaları stres testi 
Avrupa bankaları stres testi 
Ortadoğu’da yaşamak 
Ekonomide daralma var mı? 
Ekonomik çıkarlar ülkeler ve insanlar 
Yeni dünya düzeni 
Şirketler yasasında artık değişim zamanı 
Siyasi gelişmeler ve ekonomi 
Siyasi çözümsüzlüğün ekonomik maliyeti 
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının önemi 
Ortadoğu ve bitmeyen çıkar kavgası 
İçinde bulunduğumuz bölgede ekonomik istikrar için büyük sorumluluk gerekir 
Avrupa Parlamentosu seçimleri bize ne mesaj veriyor? 
Hedefi olmayanların gelecek kaygısı büyük olur 
2014’ün ilk çeyreğinde dünya ve KKTC ekonomisi nerede? 
Kıbrıs sorunun çözümünde ekonomi 
Yatırımlar açısından Kıbrıs’’ta çözüm neden önemli 
Para akışındaki durgunluk mali tedbirlerle aşılabilir mi? 
Kayıt Dışı Ekonomi 
Uluslararası Kriz Grubu’nun Kıbrıs raporunun ekonomik yönü 
Kara Para ile Mücadele ve KKTC 
Tanınma veya Tanınmama ile dünya gerçekleri 
Günlük olaylarla uğraşırken 2014 Yılında olabileceklerin hesabını iyi yapmalıyız 
Kıbrıs sorunu ile ilgili hareketlenme ve ekonomi