Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor?

01 June 2016, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Türkiye kökenli olup Kuzey’de yurttaş olanlar Güney’e geçiş hakkı istiyor... Bunun insani bir talep olduğunu ve doğal olarak bu isteğin yerine getirilmesinin birkaç faydasını paylaşmak istiyorum...

Bu insanların önemli bir bölümü 24 Nisan 2004’te BM Annan Belgesi Referandumunda oy verdiler... Meşru, BM ve uluslararası kurumların tanıdığı bir referandumdu... Hatta Güney otoriteleri de referandumu saygıyla selamladı... Büyük çoğunluğu da çözüme evet demişlerdi... Hala çözümü desteklediklerini düşünüyorum... Özellikle bu ülkenin nüfus gereksinimi ve/veya politik nedenlerle 1975-1990 yıllarında ülkeye gelip emeğiyle ve namusuyla geçinen bu insanların Kıbrıs’ın bütününe geçme haklarının olması, olası bir çözümde de burada yaşayacakları düşünüldüğünde, vatanlarının öbür yarısına geçmelerinin Güney otoriteleri açısından ne tür sakıncası olabilir? Bu yurttaşlar arasında hiçbir sabıkası olmayanların bu haktan yararlanması gerekiyor... Kaldı ki bunun faydaları da olacaktır...

Faydası hem Kuzey’e hem de Güney’e...

İlk olarak çözümün, referanduma sunulacak antlaşmanın yakın olduğu söylenegeldiğine göre böyle bir uygulama çözüm vizyonuna hizmet edecektir... Özellikle çözümün ve antlaşmanın gerçekleştirilmesi hususunda bu yurttaşların da katkısı olacağını düşündüğümüzde bu uygulamanın siyasi meşruiyet açısından uygulamaya geçmesinde başka faydalar da vardır... Bu insanların elde edeceği seyahat hakkı Güney çarşısı açısından ekonomik bir getiriyi de beraberinde getirecektir... Bunun yanı sıra söz konusu vatandaşların zaten KKTC yurttaşı olduğu, olası bir çözüm referandumunda da oy verip federal yurttaşlık kazanacakları düşünüldüğünde bu uygulama insan hakları bakımından da Güney’e belli bir yumuşak güç kazandırabilir... Anladığım kadarıyla bugüne kadar Kuzey otoriteleri bu insanların taleplerinin takipçisi olmamıştır... Akıncı’nın Güney otoriteleri üzerindeki yumuşak gücü maharetiyle bu kazanım elde edildiği takdirde çözümün önemli bir meşruiyet zeminine kavuşması da sağlanmış olacaktır... Öyle ki bu Güney’e geçemeyen yurttaşların önemli bir bölümü de Nisan 2015’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oylarını Akıncı’dan yana kullanmıştı.

Güven yaratmak istiyorsak...

Küreselleşmenin hızla aktığı bir süreçten geçiyoruz... İnsan ilişkilerine bu kadar ketum ve sınırlayıcı yaklaşmak işin doğasına ters bir durumdur... Güney’e akan Doğu Avrupalılar, Uzak Doğulular veya diğer insanlar varken bu Ada’nın kuzeyini vatan bilmiş Türkiye kökenli KKTC yurttaşlarına mı bu sınır? Neden iki toplum arasında güven yaratıcı önlemlerden birisi de bu ayrımcılığa uğrayan insanlarımızı kapsamasın? Öyle ki çözüm sürecinde bunların önemli bir bölümü hem oy kullanacak hem de Federal devlet yurttaşı olacaklarına göre bu hakkın verilmemesi için bir neden yoktur...

Elbette işin güvenlik kısmıyla ilgili önlemler alınabilir... Lakin anladığım kadarıyla Güney otoritelerinin en büyük sıkıntısı bu insanların “gayri meşru” yollardan Kuzey’de bulunuyor olmalarıdır. Bunun yolunu 24 Nisan 2004’te Papadopulos BM Annan Belgesinin referandumuyla zaten açmıştı... Bu yolun açılmasıyla beraber bu yurttaşların Güney’e geçip lokantalarda oturup yemeleri, alışveriş yapmalarının ne tür bir sakıncası olacağını anlamış değilim...

Çare: Akdenizlilik şemsiyesi altında toplanmak

Akdenizlilik şemsiyesi hepimizi kapsıyor... Bu insanlar da bu topraklarda ekmeğini kazanıyor, kızgın güneşinde kavruluyor, uyuşmazlıktan nasibini alıyor ve geleceklerini bu adada görüyor... Ayrıca bunun hayata geçmesiyle Güney otoritelerinin tezlerinde herhangi bir eksilme olacağını düşünmüyorum... Bu insanların aileleriyle, çoluk çocuğuyla Güney’e geçip gezmelerinin bir sakıncası olacağını da sanmıyorum... Hatta bu insanların sağlayabileceği esas kazanımlardan birisi de bundan sonra Kuzey’de yurttaşlık verilmesinin de önüne geçilmesinin yolu kayıt altına alınabilir. Bunun üzerinden Kuzey’de Güney’de çözüme kadar istisnai haller dışında yeni yurttaş kabul etmemeyi bile taahhüt edebilirler... Bu çözüme yeni bir soluk bile olabilir... Çözümü inşa edene kadar yurttaşlıklar dondurulur ve çözüme bu insanlar da Güney’e gidip gelerek oryante edilebilirler... Çözüm denilen şey insanların savaşla kaybettikleri her şeyin tamir edilmesi olacağına göre bu uygulama şimdiden hayat bulabilir.

Çözüm gerçekten yakınsa bu insanların çoğu da çözüm için mücadele edecekler arasında olacağına göre buna yol bulmak zor olmasa gerek...

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!