Ali Baturay

 

Ayinlerden niye rahatsız olalım ki?

03 June 2016, Friday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

UBP-DP Hükümeti ve çözümsüzlükten beslenen bazı çevreler, Rumların Kuzey Kıbrıs’taki ibadethanelerde sıkça ayin yapmasından rahatsızlık duyuyor...

Yeni hükümetin göreve gelir gelmez Rumların Kuzey Kıbrıs’taki ayinlerini kısıtlama girişimi, gereksiz bir uğraştır ve insani değildir. Yetkililerimiz neden ayinlerden rahatsız oluyor bir göz atalım isterseniz.

Efendim aslında Rumların kuzeyde ayin yapmaları bir tür tahrikmiş... Ciddi ve sistemli bir ayinin talebi varmış... Rum tarafı, dini siyasete alet ediyormuş...“Kıbrıs’ın kuzeyi de bizimdir” demeye getiriyorlarmış... Kuzey Kıbrıs’taki yönetimi dikkate almama hareketiymiş... Kuzeyde ayin yapma isteği, “biz istediğimizi elde ederiz” mantığıymış... 1974’ten önce ayin yapılmayan kiliselerde şimdilerde ayin yapma isteği amaçlıymış... Ne gereği varmış bu kadar çok ayin yapmaya? Burasının da bir devlet olduğunu, yöneticileri olduğunu fark etmeleri gerekiyormuş... Sürekli ayin isteği buradaki yönetimi ciddiye almama hareketiymiş... Rumlara refakat edecek kadar çok polisimiz yokmuş...

Şimdi bu anlamsız gerekçelere eleştiri yaptığınız zaman da “Niye ama hep Rumları haklı görüyorsunuz?” diyorlar, kayıtsızlıkla suçluyorlar sizi.

Rumların ayin yapması niye tahrik olsun ki? Kendi hallerinde gelip ayinlerini yapıp gidiyorlar. Kıbrıslı Türkler, hoşgörülü insanlardır, kilisede ayin yapan insanlardan niye tahrik olsun? Zaten olmuyor da...

Onların “Ciddi ve sistemli” dediği bizim “fazla” diyebileceğimiz bir ayin talebi varsa ne olur yani? Fazla talebin kime ne zararı var?

Kuzeyde ayin yapmakla dini nasıl siyasete alet ediyorlarmış ki? Kusuruma bakmayın bu konuda cahilim, Uluslararası İlişkiler, ya da Siyaset Bilimi mezunu değilim, anlamıyorum. Yani Rumlar kuzeyde ayin yapınca bu nasıl siyasete dönüşüyor? Mesela ayinler müzakereleri olumsuz mu etkiliyor?

Ayinlere “Kıbrıs’ın kuzeyi de bizimdir” anlamı yüklemek nasıl bir mantıktır? Tabii ki ülkenin kuzeyi, güneyi, her tarafı bireyler olarak bizlerin ülkesidir. Ülke ikiye ayrıldı diye ülkemizi yarım sevmek zorunda mıyız? Kiliseler kuzeyde kaldı diye, (es geçilmez ama hade geçtim mülkiyet hakkını), Rumlar bunlar üzerindeki manevi hakkını da mı kaybetmiş oluyor? Kuzeyde kalınca kiliseler kilise olmaktan çıkıyor mu? Güneyde kalan camiler artık bizim camilerimiz olmaktan çıktı mı?

Kuzeydeki yönetimi dikkate almama (tanımama demiyorum, çünkü tanımadıklarını dünya biliyor) hareketiymiş... Yahu insanlar zaten tanımadıklarını söyledikleri bir devletin kapısından giriyor, sınır kapısında işlem yapıyor, polis nezaretinde gideceği yere gidiyor, oradaki hükümet veya belediye kurallarına da uyuyor.

Yani aslında bu insanlar devlet iradenizi bir şekilde dikkate almış oluyor. Bakın “tanımış oluyor” demiyorum, o apayrı bir tartışma konusu açar çünkü. Sırf bu işlemleri yaptırmamak için çok katı bir tutumla kuzeye geçmeyen yüzlerce Rum var. Yani üzülmeyin, tam tersine gelenler iradenizi tanıyor...

Aşırı ayin isteği Rumların “Biz istediğimizi elde ederiz” mantığıymış... Ne alakası var? Böyle bir şeye niye ihtiyaçları olsun ki? Aksine, istediğinizde gerekçe sunup ayine izin vermeyeceğinizi çok iyi biliyorlar.

1974’ten önce ayin yapılmayan kiliselerde şimdi ayin yapılması niye amaçlı olsun ki? Tamam 74’ten önce yapılmıyordu şimdi yapılıyor? Eeee ne oldu ki? Ne zararı var size? Bir grup insanın toplanıp bir kiliseye gitmesi orada sakin sakin ayinini yapmasının ne zararı olabilir, anlayabilmiş değilim.

Haaa ayine gelenlere refakat edecek kadar fazla polisimiz olmadığını hiç söylemeyin. “Pardon ama zaten yetersiz polisimizi ayin yapanları korumaya yollayamayız” demek de tam “özrü kabahatinden büyük” meselesi olur. “Kuzey Kıbrıs Tük Cumhuriyeti” derken ağzınız o kadar dolar, omuzlarınız o kadar yükselir, tüyleriniz diken diken olurken, şimdi bu yüce cumhuriyetin yeterli polisi olmadığını ve ayin yapacak insanlara refakat edemeyeceğini söylemek şanınıza dokunmaz mı? Polisimiz yetersiz derken suç odaklarını rahatlattığınızın da farkına varmıyorsunuz.

Liderler harıl harıl güven artırıcı önlemler ararken, insanların ibadetini rahatça yapacağı bir ortam yaratmak kadar güzel güven yaratıcı önlem olabilir mi? Siz şimdi bunu engelleyerek aslında yakınlaşmayı engelliyorsunuz demektir. Duyarlı çevreler ve esnaf, hem ilişkilerin gelişmesi hem de alışverişin artması için daha fazla kapı açılmasını talep ederken, bazı köyler Rumların ayine geldiği güne etkinlik, panayır denk getirirken, siz niye farklı telden çalıyorsunuz ki?

“Hiç Rumların yaptıklarını görmüyorsunuz, sürekli bizim tarafı suçluyorsunuz” diyorlar. Görmez olur muyum? Onları da görüyoruz, örneğin Kıbrıslı Türklerin katıldığı yurt dışındaki sıradan bir folklor festivaline, meslek örgütlerinin katıldığı etkinliklere dahi Rumların itiraz etmelerini, oralarda olay çıkarmalarını, Kıbrıslı Türklerin bu tür temsiliyetlerini engellemelerini de eleştiriyoruz tabii ki? Rumların, “Kıbrıslı Türkler sanki hiç yokmuş gibi” davranması ve dünyaya açılmasının önüne hep engel konulması tabii ki ayıplarıdır. Irkçılığa prim vermeleri de endişe vericidir, daha birçok beğenmediğim tavırlarını sayabilirim ama onlar bu yanlışları yapıyor diye ayin kısıtlamayla misilleme yapmak çok daha büyük yanlış olur.

Biz ne istediğimizi bilip kararlı davrandıktan sonra, misillemeyle, kinle, nefretle işimiz olmamalı. Kin, nefret, misilleme sorun getirir ama fayda sağlamaz. Mesele Rumlarsa, kumarhanelere milyonlar bırakan da Rumlardır, sessiz sedasız ayinini yapıp evine dönen de... Para getirene ses etmezken ibadetini yerine getiren sizi niye rahatsız etsin ki?

Yok mesele erkinizi, devlet olduğunuzu kanıtlamaksa, bunu ortaya koyamadığınız çok sayıda noksanınız var. Devlet dediğin halkının mutlu olacağı icraatları da yapabilmektir, yoksa son zamanlarda yasaklar ve halk menfaatine olmayan icraatlarla devlet olduğunu kanıtlamaya çalışmak doğru bir yaklaşım değildir ve halktan tepki olarak size dönecektir.

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?