Ali Baturay

 

Politikacılar sizi şaşırtıyor mu?

21 June 2016, Tuesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Ülkemizde genelleme yapmak çok yaygın bir davranıştır.

Kafamız kızdı mı gözümüz hiçbir şeyi görmez, herkesi her şeyi aynı kefeye koyarız.

En fazla genelleme de politikacılar için yapılır, “hepsi aynıdır” diye.

Mutlaka farklılıkları vardır, hepsinin aynı olması mümkün değildir ama o kadar başarısız bir tablo var ki ortada, insanlar haklı olarak genelleme yapıyor.

Halkın politikacılara inançsız olmasını gerektirecek o kadar çok şey yaşanıyor ki ülkemizde...

İktidarda farklı, muhalefette farklı olma artık neredeyse değişmez bir kural gibi.

Tabii en büyük sorun, iktidara geldiklerinde ve birtakım yetkilere, imkânlara sahip olduklarında kendilerini padişah zannetmeleridir.

Başbakan, bakan olduklarında birden her şeyin en doğrusunu bilen onlar oluyor.

Yaptıkları her şeyi kabul etmenizi bekliyorlar.

Devlet imkânlarını sonuna kadar kullanabileceklerini sanırlar.

Kendileri gibi düşünmeyenleri susturmaya çalışırlar.

Eleştiriye katlanamazlar.

Eleştirenler hain, onlarsa “memleket kurtaran” oluyor.

Halkın oylarıyla göreve geldiklerini, “halkın hizmetçisi” olduklarını unutarak, herkesi kendilerinin hizmetçisi sanıyorlar.

Kendileri sanki tanrı, halk da kullarıymış gibi davranıyorlar.

Yaptıkları her şey doğru ya, hiç kimse muhalefet etmeyecek, hiç kimse yaptıklarından endişe duymayacak...

Eğer onların yaptıklarından endişe ederseniz, kuşku duyarsanız, sizden kötüsü yok.

İtiraz ettiniz ya mutlaka bazı düşmanlarla işbirliği yapıyorsunuz, hainsiniz.

Memleketi düşünen onlar ya, siz de kim oluyorsunuz?

Devlet fakir ama maşallah yönetenler için olanakları derya deniz.

İktidarda kim olursa onlar bu olanaklardan tepe tepe yararlanacak, bu kural sanki.

Yandaşlar köşe başlarını tutacak, ne yani iktidara gelip de yandaşlar bundan yararlanmasın mı?

Boşuna mı iktidara geldiler?

Aklılarına gelen her türlü harcamayı yapacaklar, siz eleştirdiğiniz zaman da mutlaka bir “geçerli gerekçe” bulacaklar.

İnsanları aptal yerine koyar gibi istediklerine, yandaşlarına imkânlar dağıtacaklar, bunu gören herkes de susacak.

Her yaptıkları saçma sapan şeyi mutlaka “memleket” için yapmışlardır.

Ne yaman bir şeydir şu iktidar olmak.

Muhalefet ile iktidar arasındaki ince çizgi gerçekten de hayret edilesi bir şeydir.

Ne ince bir çizgidir ki bu çizgi, ayağını o tarafa uzatır uzatmaz insanlar bu kadar kolay değişebiliyor?

Ne oluyor ki muhalefette inanmadığı şeye iktidarda tapar oluyor politikacılar?

Ne komik değil mi, bir ay önce meclis önündeki eylemcilerin yanında duranlar, bir ay sonra karşısında olabiliyor.

Sonra da “neden politikacılara güvenilmiyor?” diye soruyorlar.

Bu tutarsızlık içindekilere nasıl güvenilsin?

İşleri güçleri konuşmak ve kabuller yapmak...

Çok konuşuyorlar...

Sonuç getirmeyen boş konuşmalar...

Durmaksızın birilerini kabul ediyorlar veya ziyaretler yapıyorlar...

Ne kabullerinin memlekete bir hayrı var ne de ziyaretlerinin.

Zaman kaybından başka bir şey değil...

Hepsinin üzerine bir de babadan kalma taktiklerle yasak, baskı, sansür, susturma çabaları...

Yine hatırlatayım, ne70’ler, 80’ler, 90’lardayız, ne bu ülke özendiğiniz başka ülkelere benzer, ne de siz özendiğiniz liderler gibi yapabilirsiniz.

Deneyebilirsiniz ama başaramayacaksınız.

Ayaklarınız yere bassın biraz ve bu halka palavra atmayı değil de gerçek anlamda hizmet yapmayı deneyin lütfen...

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?