Ali Baturay

 

Yardım etmek iyidir ama...

22 June 2016, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Yardım etmek iyi bir şeydir kuşkusuz.

İhtiyaçlı kesimlere, yardım kuruluşlarına katkı yapmak, her ferdin görevi olmalı.

Ancak bu durum istismara ve bıktırıcı duruma dönüşmemeli.

Marketlerin, mağazaların önündeki yarım toplayan insanları kastediyorum...

Kimisi bilet satıyor, kimisi dergi, kimisi gazete...

Bazıları da SMS (telefon mesajıyla) yardım topluyor.

Çeşitli dernek isimleri söylüyorlar, çeşitli ihtiyaçlı kişilere veya engelli bireylere yardım topladıklarını belirtiyorlar.

Bunlardan bazılarını daha sonra mahkeme koridorlarında elleri kelepçeli gördük, dolandırıldığımızı da anladık.

“Neyse biz iyilik yaptık, vicdanımız rahat, dolandırılmış olsak da sorun değil” diyebiliriz.

Kendi adıma söyleyeyim, ben yardım etmekten çekinmem, yardım etmeyi severim, elim açıktır ancak her Allah’ın günü önümü kesen insanlardan da sıkıldım.

Katkı yaparsınız, bir gün sonra yine önünüzü keserler, ya sizi tanımaz, ya tanır da tanımazdan gelip tekrar para koparmak isterler, ya da o gün başkası gelir yakanıza yapışır.

Sorun değil, haydi ertesi gün de birkaç kuruş verelim ama ben çoğu kez bankamatikle alışveriş yapıyorum, nakit taşımıyorum.

“Nakitim yok” sözünüz üzerine, yardım toplayanların yüzünde size inanmayan bir ifade.

Sanki yalan söylemeye borcunuz varmış gibi.

“Şimdi müsait değilim” dersiniz, hemen cevap; “Ama neden? Çok değil, gönlünüzden ne koparsa” diyorlar.

Önünüzü kesiyorlar, “nakitim yok” diyorsunuz, “param yok” diyemezsiniz, markete giriyorsunuz çünkü değil mi? Paranız yoksa nasıl alışveriş yapacaksınız?

Nakit tutmuyorsunuz, ya da bozuk paranız yok, yardım yapamayınca, hem kendiniz üzülüyorsunuz, hem etraftan bakanlar, “bir iki kuruş vermeyen pinti herifin tekiymişsiniz” gibi size kötü gözle bakıyor.

Niye suçlu psikolojisine gireyim ki?

Niye rahat rahat markete, mağazaya girip alışveriş yapamayayım?

Hele şu SMS ile yardım toplayanlara, elli kez söylemek zorunda kaldım “Size katkı yapıyorum, aboneyim” diye.

Onların da gerçi bazıları Alicengiz Oyunu yapıyor ya.

“Gönlünüzden ne koparsa bir SMS mesajıyla yardım yapın. Biz size yardım ederiz” dediler.

Meğerse bir kez SMS gönderince her ay hesabınızdan çekiliyor.

Başta öyle söylemediler, ayladır telefon borcu öderken 20 TL de onlara ödüyorum.

Bir şey değil, öyle 20 TL’leri nerelere vermiyoruz ki, helal olsun ama insanlara baştan gerçeği söylemeleri gerekir.

“Bir kez değil, bu 20 TL her ay hesabınızdan kesilecek” denilmelidir.

Markete girerken de her defasında bu kişilere “Ödüyorum, size aboneyim, ödüyorum” demekten bıktım.

“Aldım” dedim bir gün, “Alınan bir şey değil beyefendi, SMS’tir” demez mi?

Yani, fırçalıyorlar da sizi... Sorun değil gibi görünüyor ama bir hayli insan, dergi veya gazete demeye bin şahit isteyen kağıt parçalarıyla gezip para topluyor.

Birçok kişi gazete kupürü göstererek, hastalığı olan bir yakını için para talep ediyor.

Ne makbuz ne başka bir şey...

Gerçekten yardım amaçlı mı yoksa dolandırılıyor muyuz, bu paralar nereye gidiyor?

Bazıları da sözde piyango bileti satıyor, adını duymadığımız dernekler çıkıyor karşımıza.

Geçmişte duygu sömürüsü yapıp köyleri dolandıran insanlar da gördük, sonra dolandırıcı oldukları ortaya çıktı...

Konuyla pek ilgili değil gibi görünebilir ama bir de dilenen çocuklar, kadınlar var...

Onların da gerekçesi “aileye yardım,” “hasta yakınına katkı…”

Özellikle dilenen çocuklar yürek burkuyor...

Bazıları kendilerine para değil, yiyecek falan vermenizi istiyor...

Yardım etmek iyidir ama gördüğüm kadarıyla yufka yüreklerimiz, acıma duygumuz istismar ediliyor.

Taciz ediliyoruz, dolandırılıyoruz, psikolojimizi bozuyorlar.

Şimdi, “Devlet yetkilileri, dolandırıcılığa karşı gazete, dergi, bilet satan kişileri kontrol etmeli, dilenen çocuklarla ilgilenmeli, gerçekten ihtiyaçlıysa devlet onlara el atmalı” diyeceğim ama...

Benim de söylediğim laf mı şimdi?  Neyle ilgilendiler ki bunlarla ilgilenecekler?

Hiç işim yokmuş gibi, köşe yazısı konusu diye boş yere koca bir sütunu lafla doldurdum...

Ben yine markete giderken cebime birkaç bozuk para koyayım da yine psikolojim bozulmasın, çünkü bu işlerin düzeleceği yok.

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?