Ali Baturay

 

Çözüm olacakmış!

24 June 2016, Friday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Kıbrıs’ta çözüm olacakmış... Hedef, 2016 sonu çözümmüş... Mümkün değil, 2016’da çözüm olmaz, 2017’de de hatta 2018’de de olmaz. Liderlerin cicim aylarında, en sevimli pozlarını verdikleri ilk günlerde, herkesin çok umutlu olduğu ve kendilerince işaretler gördüğü zamanlarda da ben temkinliydim...

Sonra bahar havası gittikçe yerini kara bulutlu günlere bırakmaya başladı.

Arada zoraki bulutlar dağıtılmaya çalışıldı ama biraz gerçekçi bakınca yürünecek yolların çok fazla engellerle dolu olduğunu anlamak zor değildi.

Önceki dönemden daha iyi değil midir Akıncı- Anastasiadis dönemi. Tabii ki daha iyi, tabii ki önceki dönemden daha fazla çalışıyorlar, daha istekli görünüyorlar. Zaten bazı iyimserleri umutlandıran da budur.

Tabii istemek başka bir şey, ister görünmek çok başka bir şey, hazır olmaksa bambaşka şey...

Mesela bana göre, ne garantörler tam olarak çözüme hazırdır ne de Kıbrıs’taki taraflar.

Sürekli olarak “istiyoruz” deyip durmanın bir manası yoktur. Bu isteğin sonucunu görebilecek miyiz?

Hiç sanmıyorum. Güney Kıbrıs’taki liderin canı gönülden çözüm istediğine de inanmıyorum.

Bence Rum Lider Anastasiadis çok cesaretsiz bir yönetici. Güneydeki çözüm istemeyen kesimlerden, fanatiklerden çok çekiniyor.

Durup saymayayım ama güzel bir örnek vereyim; Kuzey Kıbrıs ile Güney arasında rahatça cep telefonuyla konuşulabilmesini sağlayacak anlaşmayı Anastasiadis’in “yasa değişikliği gerekiyor” diye reddetmesi gerçekten de çok geçersiz bir gerekçedir ve korkakçadır.

Kendiden önceki cumhurbaşkanının İngiliz Okulu’na atadığı ırkçı yöneticileri görevden alamayacak kadar cesaretsizdir. İngiliz Okulu’ndaki ırkçı yaklaşımların Kıbrıslı Türkleri korkuttuğunu ve bunun çözüme hiçbir fayda etmediğini çok iyi bildiği halde bunun düzeltilmesi için bir çabası yoktur.

Güney Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türklere saldıran fanatiklere ibret verici cezalar verilmesini sağlayamamıştır.

Anastasiadis’in yaptığı tek şey, gönül okşayacak güzel sözler sarf etmektir.

Peki Türk tarafı? Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, gerçekten de çözüm isteyen bir liderdir ve cesur adımlar da atmıştır ama buna rağmen umutsuzum.

Doğrusu Cumhurbaşkanı Akıncı, Rum Lider Anastasiadis’e göre daha cesaretli bir yöneticidir ama beklentiler ondan çok daha fazladır, çünkü çok büyük umut vermiştir topluma, beklentileri yükseltmiştir.

Akıncı, hem iç konular hem de Kıbrıs sorununda çok daha kararlı olmalı, tahriklere aldanmamalıdır.

Güney Kıbrıs’tan zaman zaman tahrik edici adımlar olduğunda tam da onların istediği şey olan suçlama oyununa kayar gibi oldu sonra düzeltti, kesinlikle tahriklere aldanmamalıdır.

Akıncı, Kuzey’deki çatlak seslere, çözüm istemeyenlerin suçlamalarına da illa ki cevap vermeye mecbur değildir, böyle durumlarda kendini rahatsız hissetmemelidir.

Derinya Kapısı gibi konularda bilgi kirliliğine fırsat vermemeli, çelişkiye düşmüş intibası yaratmamalıdır, ki bu kapılar konusunda kısa süreli farklı açıklamalar ya da bilgiler nedeniyle eleştirilerin hedefi olmuştur.

Sonra Akıncı’nın istemesi yetmiyor, ülkemizdeki atmosfer ve Türkiye’den işaretler pek de çözüme müsait değil. Kuzey Kıbrıs’ta Başbakan, Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı çok farklı telden çalıyor.

Başbakan Yardımcısı daha dün mecliste “KKTC yaşatılarak, çözüm arayacağız” dedi. Nasıl olacaksa?

Yakın zamanın krizine dönersek; herkes fikrini söyledi, çok konuşuldu ancak bir de ben değineyim; Sayın Akıncı’nın Türkiye’deki “İnsani Zirve”ye katılması çok masum gibi görünebilir ama bunun olası bir kriz çıkarabileceği düşünülmeliydi.

Bizim tarafımızdan bakıldığında çoğuna göre krizlik bir durum yok gibi görünüyor ama bir de Rum tarafının psikolojisiyle bakmak lazım.

Tamam Anastasiadis’in tepkisi de abartılıydı, yemeğe katılmamak, masadan kaçmak gereksizdi. Zaten Rum liderin bundan bir kâr elde etmediğini Rum basını da yazdı, hatta onu suçlayan kesimler de oldu.

Türkiye’deki yetkililer ve Sayın Akıncı, Rumların köpüreceğini, tepki göstereceğini tahmin etmedi mi?

Etmemeleri mümkün değil.

Peki bizim amacımız karşı tarafın zaaflarından yararlanıp onu zorda bırakmak, sinirlendirip kaçırarak puan kaybetmesini sağlamak mıdır, yoksa masada kalmasını sağlayıp çözüme ulaşmak mıdır?

“Her şeye de tepki göstermesinler canım, hareketlerimizi onlara göre mi ayarlayacağız?” diyebilirsiniz.

Tamam da onlar bizim, biz onların hassasiyetlerine saygı göstermedikçe, durmaksızın bir birimizin bam teline bastıkça, elimize ne geçecek? Bizim elimize ne geçecek, onların eline ne geçecek? Çözüme ne katkısı var?

Şimdi son olaya Güney Kıbrıs’taki yangınla ilgili yaşanan tartışmalara bakın…

Kıbrıs’ın en güzel yerleri yanıp kül oluyor, yangına Türkiye’den yardım için birisi şart sunarmış, diğeri şartları kabul etmezmiş. Bu kadar hayati konuda bile “benim dediğim olacak” kavgası. Suyun alınacağı yer, uçağın konacağı alan, her iki taraf için de ne kadar önemliymiş. Türkiye ile Güney Kıbrıs, yığınla ülkelerarası toplantıda, oluşumda, çok sayıda spor müsabakasında bir araya gelecek, hatta sessiz sedasız ticaret bile yapacak, müsabakalar ve toplantılarda karşı tarafın bayrağının çekilmesine izin verecek ama işin içinde Kıbrıs olunca bir birine inat edecek.

Çözüm olacakmış bu ülkede? Bu isteksizlik, bu inatla, bu anlamsız iktidar oyunlarıyla zor çözüm olur, boşuna ümit etmeyin.

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?