Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Koordinasyon Ofisi?!   

25 June 2016, Saturday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Koordinasyon ofisi tartışmaları gerçekten sonuçları bakımından son derece düşündürücü… Koordinasyon ofisini kuranlar neden kurduklarını bilmiyorlar… Karşı çıkanlar olası olumsuz sonuçlarını düşünerek önleyici muhalefet yapıyorlar… Bu konuda fikir ileri sürmek konuyu anlamak açısından son derece faydalı olabilir… Bir kere ülkemizde Gençlik ve Spor Bakanlığı, birkaç yıl önceden müdürlük seviyesine indirildi… Nüfusunun çok önemli bir bölümünü gençlerin oluşturduğu bir coğrafyada ofis girişimi sanki bu alandaki yetkilerini devrediyormuş gibi bir görüntü var…

İlla ofis mi olmalı?

Konuyla ilgili tartışmaların kökenine bakıldığında ilk olarak bu işin mimarı sanki Özkan Yorgancıoğlu karşımıza çıkıyor. Halbuki olay tam öyle değil… Lakin dönemin başbakanı olarak bu konuda doğru bir tutum sergilemedikleri de aşikar… Yorgancıoğlu’nun Başbakanlığı sırasında böyle bir girişim yapılmış ve işin Meclisten geçmesi ise UBP-DP ve bağımsızlar destekli koalisyon hükümetine kalmış… Onlar da son derece hızlı biçimde bu yasayı geçirmişler…Öyle ki bu tür yasal çalışmalar KKTC’de çok yapılmış ve sonradan “ürkütülen kurbağa”ya değmediği anlaşılmış…Bu yasa çalışması da kanaatimce ona benzer bir duruma yol açabilir… Savunan cephede Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş kontrol bizde olacak diyor… Başbakan Özgürgün ise yasayı geçirelim hata varsa sonra düzeltiriz diyor… Aslında her ikisi de “yarım ağız” bu işe gönül vermişler…Geriye kalan savunucuların argümanları ise mantık dışı…

Sanki de Türkiye’deki karar vericilerin Gençlik ve Spor alanında bazı yatırımlar yapması, projelere destek vermesi için Koordinasyon ofisine ihtiyaç duyması pek mantıklı değildir… Özellikle ahali son 25-30 yılda siyaseten kendi kendini idare etme konusunda bir duyarlılık geliştirmiş… Bunun doğruluğunu tartışmak yanlıştır…Ahalinin buradaki siyasetçilere güveni her geçen gün azalıyor…Bu nedenle koordinasyon ofisi çabasının mantığını tartışmak istememe rağmen hala anlamış değilim…Ankara’daki karar vericiler gençlere yurt, sportif mekan yapmak istiyorlarsa illa ki karar verici durumda mı olmaları gerekiyor? Ya da işin bir kurula mı bağlanması gerekiyor? Kısacası Kuzey Kıbrıs’a AB’nin açtığı gibi bir ofise Türkiye neden gerek duysun?

Gençliğini unutmuş bir siyaset...

Bugün nereden bakılırsa bakılsın gençlik adına mevcut parlamento partilerinin bir politikası yoktur… Gençliğini unutmuş bir siyaset söz konusu… Doğrusu kimse bana KKTC’de nüfusunun ezici ve dinamik bölümünü oluşturan 14-30 yaş kuşağını düşünen bir “devlet insanı” gösteremez… Siyasetçi de bulmak nerdeyse imkansız… Siyasal partilerin meclis dışında kalanlarının da bu alanda söyledikleri çöpe atılacak seviyede…Sivil toplum örgütleri gençlerin hiçbir sorunuyla ilgilenmiyor…Analar babalar zaten gençlere “bebek” muamelesi yaptığından onlar da başka alem…Dolayısıyla Ankara gençliğe koordinasyon ofisi açıyorsa önce bu ilgisizliğin yanıtını buradaki otoriteler vermelidir…

Ayrıca karşı çıkanların neden karşı çıktıklarını da tam anlamıyorum… Gençliğini kenara itmiş bir medya… Sokakta yürüyen 5 kişiden 4’ü genç ama kimse bu insanların durumuyla ilgili tek kelam etmiyor… Bu gençlere birileri elbette sahip çıkacaktır… Gençlerin sahipsiz yaşatıldığı bir cemaat içinde elbette birileri yurt yapmak, sportif alan yapmak isteyecektir… Bu gençleri politik olarak kullanmak isteyenler de oldu. Belki koordinasyon ofisi de bu alana yeni bir gömlek giydirmek için bir provadır…

Gençliğin karar vericilerin arasında neredeyse kaybolduğu bir yerde bunlara sahip çıkmak isteyenlere karşı çıkmadan önce herkesin bir özür dilemesi ve bu konuya ilgisizliklerinin nedenlerini anlatmaları gerekiyor…

Belirtmek gerekir ki koordinasyon ofisiyle de gençliğe sahip çıkılmak istendiği gibi bir intiba vermek istemiyorum… Bu ofisin de işe yaramayacağının altını çizmek istiyorum… Lakin gençleri unutmuş, köşeye itmiş ve etkisizleştirmiş bir ahalinin geleceği olamaz… Bunun nedenlerini tartışmak ve bu aymazlığımızın hesabını vermemiz gerekiyor… Bakınız CTP bu işin göbeğinden dönemin Başbakanı Yorgancıoğlu marifetiyle çıkmış… Allah bu ülkenin solunu da sağını da ıslah etsin… Ne diyeyim!!!...

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!