Ali Baturay

 

Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli

26 June 2016, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Bazı okuyucularımız bizleri arayarak, “Güney Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türklere yapılan saldırıları bari siz olsun abartmayın, çözüme katkısı yok” dedi. Abartmak mı?

Bizim bir şeyi abarttığımız yok, ne varsa onu yazıyoruz.  Yazmayalım mı?

Güney Kıbrıs’tan fanatiklerin, ırkçıların saldırılarını yansıtmayalım mı sayfalarımıza?

Saklayalım mı bunları, sırf çözüm çabaları zarar görecek diye?

Hiç yaşanmamış sayalım isterseniz. Biz yazmayınca, yaşanmamış sayınca, yaşanmamış mı olacak?

Kıbrıslı Türklere bitmek bilmeyen, hatta artış gösteren fanatik Rumların saldırılarını saklayınca çözüme fayda mı sağlamış olacağız?

Öyle mi sanıyorsunuz?

Ben istemiyor muyum Kıbrıs’ta çözüm olmasını?

Ben üzülmüyor muyum böyle saldırılar olduğunda?

Ben bilmiyor muyum bu tür saldırıların Kıbrıs çözüm çabalarına darbe vurduğunu?

Farkında değil miyim sanıyorsunuz, bu saldırılar olduğunda çözüm istemeyenlerin, “İşte Rumlar bu, bunlarla barış olmaz” diyeceklerini?

Çözüm için kararsız olanların sırf bu ırkçı saldırılar nedeniyle çözümden uzaklaştığını tahmin edemiyorum mu sanıyorsunuz?  Ancak tüm bunlar gerçekleri değiştirir mi?

Çözüm çabalarının zarar göreceği yönündeki endişelerimiz, Güney Kıbrıs’taki ırkçılığın yükseldiğini, şu an azınlık gibi görünse, belli bir kesimden gelse de Kıbrıslı Türklere yönelik nefretin yükseldiğini görmemizi engellememeli.

Bazı iddialar ortaya atıldı; geçen gün yaşanan Ayia Napa’daki olayla ilgili; “Kıbrıslı Türkler bir barın kapısını yumruklamış, köyde bağırıp çağırmış” diye.

Böyle bir şey yaptıklarını sanmıyorum ama diyelim ki yaptılar; gidip polise şikayet edilir, polis gereğini yapar, öyle eski batıdaki kovboylar gibi insanlar kendisini kanun yerine koyup ceza kesemez.

Mazeret, gerekçe aramaya gerek yok, saldırılarda artış var... Azınlıkta dediğimiz kesim, eylemlerini artırıyor ve genel barış ortamını bozuyor.

Elbette genelleme yapacak değilim, tüm Rumlara bunları mal etmek haksızlık olur ama bir gerçek var ki Güney Kıbrıs’ta ırkçılığa karşı bir tepki, bir tedbir yok.

Güney Kıbrıs’ta fanatik kesimler için “Onlar delidir, ne yapsa yeridir” anlayışı var.

Tamam da “onlar” dediğiniz kesim gittikçe artıyor, ELAM denen sakıncalı grup parlamentoya kadar girdi işte.

Her olaydan sonra Rum Lider Anastasiadis’in en sert sözleri sarf etmesi onlara “geri zekalı” falan demesi yeterli oluyor mu?  Tabii ki hayır...

Öfkelenmek, kızmak, onlara lanet okumak neye fayda eder ki?

Fanatik kesimleri durudur mu bunlar?

Tedbir olarak hem Güney Kıbrıs’tan hem Kuzey Kıbrıs’tan söylenen şeyler benzer: “gelmeyin”, “gitmeyin”…

“Fanatiklerin azdığı maç günleri Güney Kıbrıs’a gelmeyin”, “milli günlerde gelmeseniz iyi olur” diyorlar Güney Kıbrıs’tan.

Kuzey Kıbrıs’tan da “E siz de gitmeyin. Ne gidiyorsunuz Güney Kıbrıs’a? Kuzey yetmiyor mu size?” diyorlar.

Ne münasebet?

Güney Kıbrıs da bizim vatanımızıdır, bu çağda biz kendi ülkemizde niye korkarak dolaşalım?

İster maç olsun, ister milli gün, ben istediğim gün niye gidemiyorum ki Güney Kıbrıs’a?

Kimin hakkı var doğduğum topraklara gitmemi, köyümü ziyaret etmemi, belki içine giremesem de çocukluğumun geçtiği, anılarımın olduğu evi ziyaret edip, uzaktan bile olsa ona bakmamı engellemeye?

“Gitme” ya da “gelme” demek bir tedbir midir?

Duyduk ki bazı vatandaşlarımız tarafından Mağusa’da bugün tepki olarak sınır kapısında Kıbrıslı Rumların Kuzey Kıbrıs’a geçişi engellenecekmiş.

Alın işte, yönetenler tedbir almayınca vatandaşlar kendisi tedbir almaya çalışıyor.

Çok yanlış bir adım, iki yanlış bir doğru etmez ki?

O sorumsuz Rumların yaptığı kötü davranışın cezasını, hiç kabahati olmayan başka Rumlar neden çeksin ki?

Misilleme Kuzey Kıbrıs’ta en korkulan şeydir, hiç istemediğimiz şeydir... Misilleme olmamalı, niyet varsa engellenmeli. Bize yapılmasını istemediğimiz şeyi biz niye başkalarına yapalım ki?

Bundan uzak durmalıyız, istenen de budur zaten, ortam karışsın, gerilsin, düşmanlık, çözümsüzlük kazansın.

Rum Lider Anastasiadis, bu işleri ciddiye almadıkça, gerçek anlamda tedbir getirmedikçe olacağı budur zaten.

Öyle tedbirler alınmalı, öyle caydırıcı olunmalıdır ki Güney Kıbrıs’taki fanatikler saldırıda bulunmayı aklından bile geçirmesin... Liderler müzakerelerde işi gücü bırakıp,  önce bu konuyu çözmelidir.

Aksi takdirde bu iş çok daha kötü durumlara varabilir, ciddi tedbir için birinin ölmesi mi bekleniyor?

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?