Ali Baturay

 

Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli

29 June 2016, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Popülizm bizi yedi bitirdi, bu memleketin başına ne geldiyse bundan geldi ama vazgeçmiyoruz.

Geçtiğimiz günlerde basında tartışması oldu biliyorsunuz, sınıf geçme tüzüğü yine ellendi.

Altıncı ve yedinci sınıflarda bütünleme kaldırıldı, sınıf geçmenin önü açıldı.

Zaten bildiğiniz gibi yıllardır, birkaç kırık notu olsa da öğrenciler ortalama ile sınıfı geçebiliyor.

O bile tartışılırken, ansızın değişiklikler yapılıyor, öğrencilerin sınıfı geçmesi sağlanıyor.

Bir öğrencinin bir veya birkaç dersten geçer not alamaması ne demektir?

Yetersiz demektir, o dersi iyice öğrenememiştir ki geçer not alamamıştır.

Geçer not alamayan öğrenci bütünlemeye kalmalı, bütünlemeyi de başaramazsa sınıf tekrar etmelidir.

Geçmişte böyleydi, sonra sulandırdılar.

Bir öğrenciyi hiçbir şey bilmeden sınıf geçirmek, ona iyilik değil, kötülük yapmak demektir.

Okulun, eğitimin amacı ne isterse olsun mezun vermek midir, yoksa öğrencileri bilgiyle donatmak, sonraki eğitim yılları için temelini sağlam tutmak mıdır?

Bizde ne yapılıyor, öğrenciler ve aileler üzülmesin, sevinsin diye uğraşılıyor.

Kısa yoldan sınıf geçsin ya da mezun olsun diye sıfır bilgiyle geçer not dahi almadan öğrencilerin önü açılıyor.

Peki bir önceki sınıfta yeterli bilgiyi almayan, bulunduğu sınıfın gereğini yerine getiremeyen, konularını anlamayan öğrenci beleşten sınıfı geçirilirse, sonraki sınıfta nasıl başarılı olacak?

Sınavlar neden yapılıyor, sonradan top yekün öğrenciler sınıfı geçirilecekse?

Oldu olacak kaldırın sınavları herkes geçsin, kimse uğraşıp da üzülmesin, yorulmasın.

Bu nasıl bir eğitim anlayışıdır anlamak mümkün değil.

Ansızın 6’ncı ve 7’nci sınıflarda bütünlemelerin kaldırılıp, öğrencilerin direkt sınıfı geçirilmesinde esas amacın aynı yaş gruplarındaki öğrencilerin birlikte eğitim almasını sağlamakmış.

Başarısız olmuş öğrenciler, aynı yaş grupları içinde eğitim almış, ne faydası olacak ki?

Sırf kendi yaşıtları ile eğitim alsın diye yetersiz öğrenciyi sınıf atlatmak iyi bir şey midir? Bence değil.

Olaya psikolojik olarak bakmak, ilk başta cazip gibi gelebilir ama “öğrenmemiş”, “öğrenememiş” öğrencinin üzerinde durulup yeter hale getirileceğine, sırf “psikolojisini düzelteceğim” diye daha da uçuruma yuvarlıyorsunuz onları.

Çalışmadan geçeceğini gören öğrenciler bir daha kitap defter kapağı açar mı?

Öğrencileri zor şartlara alıştıracağımıza, hazırcılığa alıştırıyoruz.

Zaten zamanımızın sorunu olan “çaba sarf etmeden elde etme” hastalığına daha da katkı yapmış oluyoruz.

Öğrenci artık ne öğretmenini dinliyor, ne sınavı takıyor ne de okula- eğitime saygı duyuyor...

Mesela meslek liselerinde zorunlu alan dersleri dışında en az iki dersin 4 ve bir dersin 3 olması ile bir üst sınıfa geçmeyi bir motivasyon aracı olarak görüyor bakanlık.

“İki ders 4, bir ders 3” demek ne demektir, biliyor musunuz, yani üç dersten neredeyse boş kağıt vermek demektir.

Dersleri bu kadar kötü olan öğrenciye, kısa yoldan geçme hakkı vermek kimseye fayda sağlamaz.

Siz motivasyon diyorsunuz, ben “beleşçiliğe alıştırma” diyorum.

Normal lise öğrencilerinin yılsonu başarı notunun tümünün en az 5, iki dersin en az 4 veya bir dersin en az 3 olması halinde bir üst sınıfa geçebileceğini belirtiyor bakanlık.

Hedefin nerelere düşürüldüğünü görüyor musunuz?

Sınıfta kalan öğrencilerin ruhsal gelişimlerine katkı sağlamayı hedefliyorlarmış...

Öğrencilerin ruhsal gelişimine katkı koyarken, çok yetersiz öğrenciler yarattığınızın farkında mısınız?

Başarı sınırının çekildiği yere bakın siz.

Böyle mi çağ atlayacak eğitim, yetersiz, bilgisiz öğrencileri psikolojik olarak, ruhsal olarak rahatlatsan ne yazar? Geçmişte 6 veya 7 alan öğrenciler vasat sayılıyordu, şimdilerde başarı 3’ler, 4’lerle çekiliyor.

Sonra da ah vah çekiyoruz, neden üniversiteye giriş sınavlarında başarısızlıklar yaşadığımızı, neden üniversiteye gidenlerin zorlandığını anlamaya çalışıyoruz.

Tabii daha kötüsü de var...

Bir şekilde ilk ve orta eğitimini tamamlayıp üniversiteye giden, orayı da zorla, ya da yalanla dolanla geçen gençlerin sahip oldukları mesleklerde başarısızlıklarına tanık oluyoruz.

Baştan temeli olmayan öğrencilerin pek azı arayı kapatıp, başarılı olabiliyor, birçok kişi dökülüyor, dedik ya üniversiteyi bitirmek de çok zor değil artık, etrafımızda bir hayli “okumuş ama yetersiz” insan dolaşıyor.

İyi yapmıyorsunuz...

Genel olarak “torpil yapmayın”, “haksız avantaj sağlamayın” diyoruz ama bunu eğitimde hiç yapmayın... Bugün eğitimde yapacağınız “haksız avantaj” yarın görünürde “eğitimli” ancak aslında “cahil” bir nesil çıkaracak karşımıza...

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?