Derviş Deniz

 

Brexit sonrası Avrupa Birliği

04 July 2016, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

İstanbul Atatürk Hava Limanı’nda gerçekleştirilen terör saldırıları dünyanın gittikçe daha kaotik şartlarla karşılaşabileceğinin acı bir örneğidir. Bu gibi saldırılar oldukça, aynı bölge içindeki ülkelerin birbirleri ile daha yakın ilişki içinde olmaları, komşu ülkelerle direk sorun yaşamama dışında bu ülkeler içerisindeki ayrılıkçı hareketlere de doğrudan veya dolaylı olarak destek vermemeleri gereği güçlenmektedir.

Avrupa Birliği İkinci Dünya savaşında Avrupa’nın tümünün yaşamak zorunda kaldığı acıların bir daha yaşanmasına imkan vermemek düşüncesi temelinde kurulmuştur. Birbirleri ile savaşmak zorunda kalan ülkelerin kaybettikleri insanların ileriki nesillerde de kaybedilmemesi esas olarak düşünülmüştür.

Bugünkü Avrupa Birliği’nin temeli olan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nun mimarı Jean Monnet, Avrupa’nın kurumsal birliği ile yılların düşmanlıklarını ortadan kaldırmayı düşünmüştü. Pratikte İkinci Dünya savaşı sonrasında Avrupa’da oluşan durum ve bu düşünce Fransa ve Almanya tarafından destek buluyordu. Fransa, Almanya’nın yıllardır süren genişleme hayallerini kontrol altına alma, Almanya ise kötü mirastan kurtulup kendisini rehabilite edecek duruma getirmek niyetinde idi. Böyle olunca da iki ülkenin niyetleri böyle bir topluğun kurulmasına yardımcı oldu.

Önce Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu olarak kurulması planlanan birlik, 1957 de altı ülkenin katılımı ile Roma Anlaşması imzalamak suretiyle 1957 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu olarak oluşturulmuştur. Avrupa Ekonomik Topluluğuna “ Ortak Pazar” denmesine rağmen bu topluluk serbest ticaret bölgesi olmaktan çok ülkelerin daha da yakınlaştığı bir birlik olarak ortaya çıkmıştır.

Avrupa Birliği’nin 1960 ve 1970 li yıllarda genişlemesi altı ülkenin milli poitika ve görüşleri doğrultusunda istenilen şekilde gelişememişti. Fransa Cumhurbaşkanı De Gaulle , 1960’lı yılların sonunda İngiltere’nin Avrupa Birliği’ne girişini veto etmiş İngiltere ancak 1973’te tam üye olabilmişti.

Avrupa Birliği’nin genişlemesi 1980’li yıllardan sonra hız kazanmış ve 2000’li yıllarda üye sayısı 28 ülkeye ulaşmıştır. Bu süreç içerisinde Avrupa Birliği’nin daha entegre bir birlik haline gelmesi için çalışmalar başlatılmış ve 1992 de Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin gerçekten tek Pazar olmaları için bir hareket oluşmuştur.    Bu hareket üye ülkelerin kurallarının uyumlaştırılması yerine her üye ülkenin diğer ülke kurallarını tanımasını öngörüyordu. Ancak, ülkeler bu konuda tam anlamı ile bir uyum içinde olamadılar.

1995 yılında Fransa, Almanya, Lüksenburg, Hollanda ve Belçika sınır kontrollerinin kaldırılması kararı aldılar. Bu da beraberinde Schengen anlaşmasını getirdi. Bu anlaşmanın ardından İspanya, Portekiz ve İtalya da bu uygulamada yer almaya karar verdiler. Tek Pazar yerine istekli ülkelerin yer aldığı ve daha fazla entegrasyon sağlayan bu oluşum Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde kendini gösterdi. Zaten bu gelişme sonrasında 1999 yılında Euro ilk defa start almıştır. Önce 11 ülke ile başlayan Euro uygulaması 2001 de Yunanistan’ın katılımı ile 12 ülkeye çıkmış bu sayı 2004 yılında AB ne yeni ülkelerin katılımı ile daha da artmıştır.

Avrupa Birliği içerisinde 2000’li yılların başında hız alan Euro bölgesi ilk yıllardaki duraklama dışında büyük bir ilerleme göstermiş ve ABD deki kişi başı gelirdeki artış seviyelerini yakalamaya başlamıştı. Ancak bu ilerleme 2008 yılında ABD de başlayan ve küresel bir etkilenme getiren ekonomik kriz ile geriye gitme eğilimine girmiştir. 2010’dan sonra İspanya, Portekiz, İtalya, Kıbrıs ve Yunanistan’da yaşanan ekonomik krizler Euro bölgesinin sürdürülebilirliliği ile ilgili ciddi soru işaretleri akla getirmiş ve Yunanistan bu bölgeden çımanın eşiğine gelmiştir. Bu krizlerde Avrupa Merkez Bankası’nın etkisi daha da artmış, Euro bölgesi krizi bölgenin dağılması yerine daha fazla kenetlenme yaratmıştır.

Avrupa Birliği içerisindeki Euro bölgesinde yaşanan ekonomik kriz Avrupa Birliği’nin dağılıp dağılmayacağı konusundaki tartışmaları artırmış olmasına rağmen, yaşanan tarih süreci sonucu ülkelerin birbirlerine daha çok ihtiyaç duyduğu ve bu ihtiyacın da daha fazla kenetlenme getirdiği ortaya çıkmıştır. Ekonomik kriz ülkeler arasında daha fazla yardımlaşma ortamı yaratmıştır.

Avrupa Birliği içerisinde ekonomik sıkıntılar büyük ölçüde giderilirken, son yıllarda Avrupa’ya yönelik göçmen akımı Avrupa Birliği’nin farklı bir tartışmaya girmesine neden olmuştur. Artan mülteci krizi Avrupa Birliği ülkelerini büyük ölçüde rahatsız etmiştir. Birçok ülkede mültecilere karşı büyük tepkiler olmakta ve başta Fransa olmak üzere birçok ülkede milliyetçi akımlar yükselmektedir. İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkma kararının kökeninde mülteci sorunu başta yer almaktadır. Avrupa Birliği’nin sürdürülebilirliği açısından da mülteci sorunu önümüzdeki yıllarda esas olacak gibi görülmektedir.

Avrupa Birliği’ne karşı olan düşüncenin kökeninde büyük ölçüde bağımsızlığı savunan fikirler bulunmaktadır. Bağımsızlık duygusu da milli değerleri kaybetmek korkusundan gelmektedir. Gittikçe daha da küreselleşen ekonomik hayat ülkelerin daha fazla birlikte olmasını gerektirmektedir. Büyük Britanya’da yapılan oylamada AB’den çıkma kararı çıkmasının ülkede yaratacağı bölünmenin sesleri şimdiden duyulmaktadır. Sürdürülebilir bir ekonomik yapının birlikten geçtiğine inanan ve Büyük Britanya içinde kalmak isteyen İskoçların Avrupa Birliği dışında kalan bir Britanya’da istemeyecekleri artık bilinmektedir.

Avrupa Birliği bu aşamadan sonra birbirine daha fazla kilitlenecektir. İskoçya’nın da katılımı ile yine 28 ülkede kalmaya devam edecektir. Kuzey denizindeki petrolü de İskoçya ile Avrupa Birliğine kaptıracak olan İngiltere’nin Londra’nın dünyanın finans merkezi olma özelliğini de yitirmesi ile içine gireceği durumu bekleyip iki sene sonra tam olarak görebileceğiz.

Yazarın Tüm Yazıları
G20 toplantısında hedefler 
Güncel 
Önümüzdeki aylarda vatandaşın ekonomik şartlarında kötüleşme olur mu? 
Toplumdaki özgüven eksikliği ekonomik atılımları da etkilemektedir 
Önümüzdeki aylarda ekonomide neler bekleniyor? 
Yabancı yatırım ama nasıl? 
Brexit büyük hata 
Türkiye ekonomisinin durumu KKTC için çok önemli 
KKTC pahalılık yaratmada gelir düzeyine göre dünyada bir numara 
Ekonomik protokol maddeleri ve su anlaşması geciken icraatların sonucu 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (5) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (4) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (2) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması 
Yatırım ortamının iyileştirilmesi 
KKTC ile TC arasındaki ekonomik protokoller 
Terörizmin hedeflerinden biri ekonomik yıkım 
Önümüzdeki 15 yıl içerisinde en önemli sorun sürdürülebilir insan yaşamı 
Ekonomiye bir de yurt dışından bakmak 
Tüketim toplumu ve sosyal bozulma 
KKTC’de su krizi dünyada ekonomik durgunluk tehlikesi 
Devlet adamlığı, klasik anlamda işadamlığı ve fırsatçılık 
Göç dalgası, fakirlik ve yardım 
Gelir dağılımındaki aşırı farklılıklar sosyal krizler doğurabilir 
Planlama 
Rum Maliye Bakanı’nın Kıbrıs Türk ekonomisi ile ilgili sözleri 
2016’da neler bekleniyor? 
Siyah kuğuların uçuşu 
Siyasette ekonominin bütününü görmek 
Bugünlerde ekonomik hayatımız nasıl görünüyor 
Vergide zarar gösteren kişi veya kurumlar neden zarar gösteriyor 
Kıbrıs’ta toplumların uzlaşacağı ortak bir ekonomik yapı mı, etnik bir ekonomik yapı mı? 
Terör, ekonomik hayatın en büyük risklerinden biridir 
Hükümetler şeffaf muhasebe sistemine geçmeye başladılar 
Ortadoğu’da yaşananların ne olduğunu Avrupa şimdi anlamaya başladı. Ya biz? 
Dünya sınırları olmayan pazara dönüşüyor 
Mülkler konusu ve güncel sorun döviz kurları 
Bir ülkenin ekonomisindeki büyüme kişilerin refah seviyesine yansımazsa 
Söz su yönetiminden açılınca 
Görüşmeler iç siyaset ve döviz kurları 
Ayakları üzerinde duran bir ülke 
Vergi yasa ve uygulamaları vergi kaçaklarını teşvik etmemeli 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Kuzey Kıbrıs’ta bağımsız denetçiliğin durumu 
Bağımsız denetim 
Ortadoğu değişimler bölgesi 
Bağımsız Denetci – Mali Müşavir – Muhasebeci 
DÜNYA ENERJİ KAVGALARI 
Kıbrıslıların kendilerine ait varlıkları yönetmesi 
G 20 ve uluslararası ticaret hizmet ve finansmanda vergi kaçağı 
Avrupa bankaları stres testi 
Avrupa bankaları stres testi 
Ortadoğu’da yaşamak 
Ekonomide daralma var mı? 
Ekonomik çıkarlar ülkeler ve insanlar 
Yeni dünya düzeni 
Şirketler yasasında artık değişim zamanı 
Siyasi gelişmeler ve ekonomi 
Siyasi çözümsüzlüğün ekonomik maliyeti 
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının önemi 
Ortadoğu ve bitmeyen çıkar kavgası 
İçinde bulunduğumuz bölgede ekonomik istikrar için büyük sorumluluk gerekir 
Avrupa Parlamentosu seçimleri bize ne mesaj veriyor? 
Hedefi olmayanların gelecek kaygısı büyük olur 
2014’ün ilk çeyreğinde dünya ve KKTC ekonomisi nerede? 
Kıbrıs sorunun çözümünde ekonomi 
Yatırımlar açısından Kıbrıs’’ta çözüm neden önemli 
Para akışındaki durgunluk mali tedbirlerle aşılabilir mi? 
Kayıt Dışı Ekonomi 
Uluslararası Kriz Grubu’nun Kıbrıs raporunun ekonomik yönü 
Kara Para ile Mücadele ve KKTC 
Tanınma veya Tanınmama ile dünya gerçekleri 
Günlük olaylarla uğraşırken 2014 Yılında olabileceklerin hesabını iyi yapmalıyız 
Kıbrıs sorunu ile ilgili hareketlenme ve ekonomi