Ali Baturay

 

50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak

07 July 2016, Thursday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Yurt dışına gittiğimizde ziyaret ettiğimiz bazı kentlerin temizliğine hayran kalıyoruz.

Attığımız her adımda o kentin sokaklarını ister istemez kendi ülkemizdeki kentlerle karşılaştırıyoruz.

Karşılaştığımız temizlik, tertip, düzen nedeniyle bir utanç kaplıyor içimizi kendi yaşadığımız ülkeyi düşündüğümüzde.

Bazen yerlere bakıyoruz, bir kağıt parçası, bir izmarit, bir şişe kapağı bulalım da “yok be işte buralarda da var” diyebilelim ama nafile...

Nasıl beceriyor elin oğlu böylesine temiz, düzenli çevreye sahip olmayı da biz beceremiyoruz?

Özellikle İskandinav ülkelerine hayran kalıyor insan; nasıl da içselleştirmişler, temizliği, düzeni, kişiye ve çevreye saygıyı, trafik kurallarına uymayı...

Temiz, düzenli, kaosun olmadığı, herkesin herkese saygılı olduğu bir ortamda yaşamak çok daha kolay.

Böylesine çevre ve insan sevgisi dolu bir ortamda yaşamak huzur veriyor insana.

Gerçi bizim gibi düzensizlikten gelen insanlar bir süre düzen olan yerlerde bocalamıyor değil.

Çok anlattığım bir hikaye var; bir kez daha anlatayım.

İsveç’in başkenti Stockhom’deyiz; gece geç saatlerde otelimizin yakınlarında bizi yürüyerek gezmeye götürdüler. Geri dönüşümüz saat 02.30’u buldu. Dönerken saat 03.00’e yakın trafik ışıkları yayalara kırmızıyı gösteriyor, bizim kafiledeki Kıbrıslılar kırmızı ışıkta geçmek istedi.

Bize rehberlik eden kişi, “geçmeyin” dedi. Bizimkiler sordu; “Niye geçmeyelim ki saat 03.00 olmuş otomobil bile geçmiyor…” Rehber ısrarlı; “Geçmeyin, bakın İsveçliler bekliyor” diyor.

Bizimkilerden birisi, “İyi kardeşim de saçma değil mi bu saatte, bu sakin saatte kırmızı ışığı bekleyelim?” diye muhalefet ediyor rehbere.

Rehber, “Bu ülkede böyle, kurallar böyle ve herkes kurallara uyuyor. Polis görürse ceza yazar. Kameralara yakalanma riski var... Üstelik bakın az ileride binalar görüş alanımızı kapatıyor, yolu tam göremiyoruz, süratle bir araba gelip bize çarpsa, hakkımızı arayamayız...” diye kırmızıda durmamız gerektiği konusunda ısrarlı.

Daha önce İsveç’te yaşamışlığı da olan bir kişi olaya el koyuyor ve diyor ki; “Bekleyin arkadaşlar. Bu ülke böyle, küçücükten adamlara öğretmişler; saat kaç olursa olsun kırmızı yanıyorsa geçmeyeceksin. O kadar basit. Küçücükten öğretmişler yere çöp atmayacaksın, yere tükürmeyeceksin, başkasının sırasını almayacaksın...”

Bekledik tabii ki, bekledik ve ben yine utandım gerçekten...

Dön de bizim ülkeye bak şimdi; ben saat 03.00’te eve giderken kırmızı ışıkta yaya değil, otomobilimle beklediğim için arkamdan gelenler bana sinir oluyor, korna çalıyor. Sanki saat 02.30’da, saat 03.00’te kırmızı ışıkta beklemek suçmuş gibi davranıyorlar. Bir İsveç’e bakın, bir de Kuzey Kıbrıs’a...

Adamın altındaki araba bir ev fiyatında, en lüksünden, en son modelinden ama adam pencereyi açıp kola kutusunu dışarıya fırlatıyor.

Atma kardeşim o çöpü atma, bırak otomobilinin içinde, gittiğin yerde çöpe atarsın ama yok, ellerine geleni pencereden fırlatacak, 50 bin Sterlinlik otomobilde çöp tutabilir mi? Adam köprünün yanında yavaşlıyor, bir çanta çöpü dereye fırlatıyor. Niye be kardeşim, o dere çöplük mü? Bıraksan o çantayı gittiğin yerde çöpe atsan olmaz mı? Adam yürürken sigarasını yere atıp, üzerine basıyor, orada bırakıyor, her taraf izmarit içinde.

Neden ama neden? Anayolların kenarlarındaki otlar kuruduğunda kesiliyor ya altından ne kadar çok çöp çıktığını görüyor musunuz?  Ne pis millet olduk yahu, elimize geçeni, etrafa fırlatıyoruz.

Adam Girne Yat Limanı’na gidiyor, yanında sevgilisi, ortam güzel, sevgili güzel, sarıldıkça sarılıyor, romantik bir hava doğuyor ve hoop elindeki su şişesini, denize fırlatıyor. Allah seni kahretsin be adam, senin romantizmin kurusun? Olur mu be, her şey güzel de senin yaptığın olur mu, denizin içini çöp doldurdunuz.

Niye yapıyorsun yahu bunu, kim temizleyecek buraları, hiç düşünmüyor musun?

O lüks arabadan çöp atılması güzel mi? O güzel kızın, güzel sevgilinin yanında romantizm yaşarken ülkenin en güzel yerini çöpe boğmak olayın kendisi ile tezat değil mi?

Büyük Han’ın o otantik güzelliğine kendini kaptırmışken yere tükürerek, balgamını bırakmak iğrenç değil mi? O ortama uyar mı be kardeşim? Elin oğlu temiz olmayı beceriyor biz niye beceremiyoruz?

Ülke tanınmamıştır diye, biz de mi kuralsız olacağız?

Kuralsızlığa alışmak bizi bitirmek üzere, bu güzelim ülkenin her tarafını çöplüğe çevirdik.

Her ikide birde belediyelere, Çevre Dairesi’ne yükleniyoruz ama vatandaş olarak siz de kirletmeyin be kardeşim. “Ben kirletirim, görevi olan temizlesin” mantığı çok sağlıksız bir mantıktır.

“Başka ülkelerde caydırıcı cezalar var” deniyor, vallahi bizde de olsun, hiç itirazım yok ama temiz olmamız, trafik kurallarına uymamız, çevremizi korumamız için illa ki bizi cezayla mı hizaya getirecekler?

Bu memleket bizim be kardeşim, illa ki birisi topuzla başımızda mı bekleyecekler onu korumamız için?

 

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?