Ali Baturay

 

 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı?

08 July 2016, Friday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Bayramlar gibi tatil günleri, hele de uzun süren tatiller basın dünyası için ölü geçer.

İstenmeyen ani gelişen olaylar, örneğin bir felaket haberi olmazsa sıkıntılı geçer günler.

Bayramda da gündem yaratmak için çaba harcamazsanız, ya da önceden bu ölü dönemi düşünüp dosyanıza haberler istiflemezseniz işiniz zordur.

Tabii böyle zamanlarda normalde çok ses çıkarmayacak bazı haberlere de dört elle sarılır gazeteler, gazeteciler.

İşte Rum Lider Nikos Anastasiadis’in “Omorfo iade edilmeden Kıbrıs sorununun çözümü olmayacak” sözüne sarıldı basınımız.

Anastasiadis, Güzelyurt verilmeden çözüm olmayacağını Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya söylemiş.

Bu açıklamayı da kendilerinin Omorfo Belediye Başkanı Haralombos Pittias’a söylemiş.

Başta Başbakan Hüseyin Özgürgün olmak üzere birçok kişi köpürdü “vermeyiz” diye.

Peki yeni olan ne var bu haberde?

Anastasadis, bu sözü ilk defa mı söyledi?

Anastasiadis’in kendilerinin o tuhaf, Türk tarafında kalmış kentlerin sembolik belediye başkanlarından birisi olan Haralombos Pittias’a ne söylemesini beklerdiniz?

“Sevgili Pittias, unut artık Güzelyurt’u, öyle bir kentimiz yok artık. Müzakerelerde de gündeme gelmeyecek. Biz onu Kıbrıslı Türklere bıraktık” demesini mi bekliyordunuz Anastasiadis’in?

Güzelyurt’un Rumlar için olmazsa olmazı olduğunu 15 yaşındaki bir çocuğa sorsanız size söyler.

Ha siz verirsiniz, vermezsiniz, o sizin bileceğiniz mesele ama öyle ilk kez duymuşsunuz da şok olmuşsunuz gibi davranmayın lütfen.

Tabii “siz verirsiniz, vermezsiniz sizin bileceğiniz mesele” derken, o kişilerin “kişisel görüşü” demek istiyorum, çünkü müzakere bir bütündür ve nelerin verilip nelerin alınacağı işin sonunda belli olacak.

Elde edeceklerimiz Güzelyurt’u feda etmeyi karşılarsa, buna ikna olursak, günün sonunda bir plan ortaya çıkacak, bu da halkın onayına sunulacak, baktınız kafanıza uymuyor “hayır” deyin.

Yani sanki birileri Güzelyurt’u altın tepsiye koymuş ve seve seve Rumlara vermiş gibi bir intiba yaratılıyor ki yok öyle bir şey.

Cumhurbaşkanlığı da açıklama yaptı işte, henüz gündeme de gelmemiş.

Gündeme gelmese de Anastasiadis, Akıncı ile görüşürken “Güzelyurt’u vermezseniz bu iş olmaz be gumbaro” diyebilir. Demişse de demiştir, bu bir sürpriz değildir.

Gazetecilerin önünde kabul ettiği Haralombos Pittias’a popülist bir şekilde bu sözleri tekrarlamış olabilir ne olacak ki?

Şimdi o popülist davranıp böyle bir söz söyledi diye Cumhurbaşkanı Akıncı’dan da benzer bir çıkış, yani demeç kavgası başlatmasını istemek doğru değildir.

Bazı kesimler yok yere kavga çıkmasını istiyor. Bunun bize ne faydası olacak ki?

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü söyledi işte, toprak aşamasına gelmeden bir kaşık suda fırtına koparmanın faydası yok...

Başbakan Hüseyin Özgürgün, “Güzelyurt KKTC’nin bir ilçesidir ve iadesi asla söz konusu değildir” dedi.

İşte bu da en az Anastasiadis’inki kadar popülist bir konuşmadır, tribünlere oynamadır.

Güzelyurt’un verilip verilmeyeceği Özgürgün’e sorulacak çünkü, kararı da o verecek ya, asla söz konusu değildir.

Özgürgün, “Güzelyurt vatan toprağıdır verilemez” diyor. Vatan toprağı olmadığını söyleyen mi var?

Peki Kıbrıs’taki her kent, her köy, her köşe vatanımızın toprağı değil midir?

Güneyde olanlar da kuzeyde olanlar da Kıbrıs’ın her yeri vatanımızdır, kuzey- güney olarak ayrıldı diye vazgeçecek miyiz “vatanımız” demeye?

Güneye göç eden Rumlar için Güzelyurt artık vatanlarının bir parçası değil mi yani?

Oradaki yaşanmışlıklarını, anılarını, mallarını, evlerini, bahçelerini zihinlerinden silsinler mi, yok mu saysınlar?

Siz Güney Kıbrıs’ta bıraktığınız köylerinizi, kentlerinizi, bağlarınızı, bahçelerinizi, camilerinizi her şeyinizi yok mu sayıyorsunuz?

Güzelyurt verilmezmiş... Boş laf, gelmiş geçmiş tüm hükümetler, özellikle UBP’li hükümetler de Güzelyurt’un verileceğini içselleştirmiş durumdadır.

Bakmayın bu “verilmez” laflarına, aslında kabullendiler verileceğini, icraata bakarım ben... Güzelyurt’u kim önemsedi, kim oradaki insanların feryadını duydu?

Güzelyurt halkı, Gönyeli yeni kente taşındı efendiler, Güzelyurtlular ölülerini Lefkoşa Mezarlığı’na defnediyor beyler. Belirsizlikten ve ilgisizliğinizden bunalan Güzelyurtlular, geleceklerini Güzelyurt dışında planlıyor.

Ne yaptınız Güzelyurt için, Güzelyurt milletvekilleri mesela ne yaptı, devlet dairelerine birkaç tanıdığını yerleştirmekten başka?

Güzelyurt’u siz çoktan gözden çıkardınız Sayın Özgürgün, lafta “vermeyiz” demesi kolaydır, icraatta ne gösterdiniz?

Bu insanlar, bağırırken, “bizi görün” derken ne yapıyordunuz, Güzelyurtlu Gönyelili olurken neredeydiniz?

Vermezmiş, vermezsen verme... Laf işte, laf… Gazetelere, televizyonlara, web sayfalarına laf kirliliği... Sana sorarlarsa vermezsin olur biter...

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?