Ali Baturay

 

8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik

10 July 2016, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Genelleme yapmayı sevmediğimi bu sayfada defalarca yazdım ama geriye dönüp de baktığımda, bu ülkede iktidara gelen tüm partilerin eksik bıraktığı, yeterince ele almadığı, ellemeye cesaret edemediği, ellemek istemediği, ilgilenirmiş gibi yaptığı o kadar çok konu var ki, ister istemez bazı konularda insan genelleme yapmak zorunda kalıyor.

Şimdi size durup da saymayayım çözülemeyen sorunları, çünkü bu köşede tekrara düşmek durumunda kalıyorum ama muhalefetteyken verilen sözler maalesef iktidarda unutuluyor.

Siyasilerin en büyük sorunu söyledikleriyle yaptıklarının bir birini tutmamasıdır.

Örneğin engelliler gününde engelliler için en güzel sözleri söylerler ama onların sıkıntıları gündeme geldi mi kılları kıpırdamaz.

11 Temmuz Basın Günü nedeniyle yarın, ya da bir sonraki gün yığınla güzel açıklama okuyacaksınız siyasilerden... Basın gününde gazeteler ve gazeteciler için en güzel sözleri söylerler ama hoşlarına gitmediği şeyi yazan gazeteciyi ya da söyleyen televizyoncuyu işten attırmaya çalışırlar.

Gazeteciler için güzel sözler söylerler ama ihtiyat sandığı, sosyal sigortası yatmayan gazetecilerin patronlarıyla ilgili işlem yapmazlar.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde ne çok açıklamalar yapılıyor, koyacak yer bulmuyoruz. Yalnızca açıklama değil, sayısız etkinlik de var...

Siyasiler, etkili yetkili kişiler, kadınları düşünüyor sanırsınız.

Kadınları ayıracak kategorize edecek değilim ama emekçi kadınlar odağa alınmalı, ezilen, horlanan, şiddet gören, fakirliğin çilesini yaşayanlar yükseltilmeli 8 Mart’ta ama çok özür diliyorum, affetsinler beni, “süslü kadınlar günü”ne dönüyor o gün.

“Süslü püslü, elleri kolları, boyunları altın dolu, en pahalı kıyafetlerini giymiş toplanmışların günü” gibi kutlanıyor 8 Mart...

Parti başkanları da katılıyor oralara...

Kusura bakmayın ama “Tuzu kuru kadınlar günü” gibi kutlanıyor 8 Mart…

Bu yıl 8 Mart’ta gelen açıklamaları etkinlikleri hiç bakmadan çöpe atsak yeridir.

“Kadın Sığınma Evi” mecburiyetten, ilgisizlikten kapatıldı önceki gün.

Nerede bu kadınlar, neredesiniz süslü püslü hanımlar, neredesiniz süslü püslü tuzu kuru kadınların etkinliklerine katılan siyasiler?

Ölümle tehdit edilmiş, şiddet görmüş, horlanmış, başkasından destek görememiş, devletin sahip çıkmadığı ihtiyaçlı kadınların sığındığı evdi orası.

Orası ki her gelen hükümetin söz verdiği ama yapmadığı Kadın Sığınma Evi...

Gönüllü insanların yürütmeye çalıştığı 2011’de kurulmuş, 5 yılda 227 kadına ve beraberlerinde getirdikleri 114 çocuğa barınma yeri olmuş “Kadın Sığınma Evi”...

Devletin yapması gereken ama yapmadığı işi üstlenmiş bu gönüllü insanlar ama kendileri Kadın Sığınma Evi açmazken, mevcut olana da katkı yapmıyorlar.

Kadın Sığınma Evi açmayanlar, mevcut sığınma evine maddi destek ve güvenlik desteği de sağlamadı.

Sosyal Riskleri Önleme Vakfı, “İlgili devlet kurumlarına ısrarla önerdiğimiz polis- muhaceret-sosyal hizmetler-hastane-sığınma evi ayaklarından oluşan bütünleşik bir mekanizmanın oluşturulması fikrini benimsemediler” diyor.

Neden sizce, neden böylesine kutsal bir işi yapan sığınma evine katkı yapılmıyor?

Neden 8 Mart’ta en güzel sözleri sıralayan, seçim bildirilerine en güzel sözleri yazanlar iş icraata gelince kılını kıpırdatmıyor?

Bu ikiyüzlülük daha ne kadar sürecek?

Vakıf yetkilileri, bugüne kadar katkı yapanlara teşekkür ederken “FEMA, CTP Kadın Kolları, Lions Kadın Örgütleri, TDP, KAYAD ve Baraka” yı saydı.

Lionsları ayırıyorum (oralarda her kesimden insan var), diğerleri sol görüşlü örgütler... Neden acaba? Kadın sorunları sağ partilerin, sağ görüşlülerin, sağ örgütlerin sorunu değil mi?

UBP ve DP veya onların kadın kolları niye katkı yapmaz, bu iki partinin kadın kolları, kadın üyeleri, kadın milletvekilleri neden baskı yapmaz iktidardaki partilerine Kadın Sığınma Evi’ne katkı yapsın diye?

Sosyal Riskleri Önleme Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Hatice Düzgün, CTP’lidir diye, geçmişte buraya CTP destek verdi diye UBP’li ve DP’li ya da bu partilere yakın örgütler katkı yapmayacak mı Kadın Sığınma Evi’ne?

Katkı yaparlarsa CTP’nin hanesine, ya da CTP’li Hatice Düzgün’ün hanesine artı yazılacak diye mi?

Vay böyle particilik batsın.

6-7 ay önce Hatice Düzgün’ün Gençlik Dairesi Müdürü olduğu dönemde daire tarafından açılan ve 250 gence öğleden sonraları aktivite yapma imkânı veren Surlariçi Gençlik Merkezi, UBP-DP iktidarında kapatılmış örneğin…

İlla ki birinin yaptığını öbürü geldiğinde bozacak, onun yaptığını da gelecek başkası bozacak, sonra da “bu memleket neden hayır etmiyor” diye soracaksınız kahve köşelerinde, dost sohbetlerinde...

Nasıl ileriye gitsin ki bu kafalarla?

Partileriniz de particiliğiniz de batsın, vazgeçin artık bu kafalardan, vazgeçin her şeye parti gözlüğüyle bakmaktan.

Kadın Sığınma Evi, aile içi şiddete maruz kalan kadınları ve çocukları çok zor şartlarda çeşitli zaman dilimlerinde barındırıyor, onların istemlerini de göz önünde bulundurarak psikolojik, hukuksal, iş ve ev bulmada onlara destek olmaya çalışıyordu.

Kapandı ve hepiniz de rahatladınız, partilerinizle, particiliğinizle övünün şimdi.

Sakın artık 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yaldızlı sözler etmeyin, sakın süslü kadınların göstermelik etkinliklerinde boy göstermeyin, çünkü samimi değilsiniz, çünkü siz dayak yiyen, horlanan, dışlanan, her türlü şiddete maruz kalan kadınların farkında bile değilsiniz.

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?