Ali Baturay

 

“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil

15 July 2016, Friday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Dünkü “Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor?” başlıklı yazım çok tepki gördü.

Öyle bir konuya dokunduk ki duymadığımız küfür, hakaret kalmadı.

Kimine göre ırkçıymışım, kimine göre hain, kimine göreyse nankör.

Yazımın altına yazdılar, e-mail attılar, telefon ettiler ne hakaretler ne küfürler...

Aman da efendim Kıbrıs’taki Türk halkı ile Türkiye’deki Suriyelileri nasıl bir tutarmışım?

Ne demek istediğimi anlamadan, sırf o “Kıbrıslılar Türkiyelileri istemez” genelleme anlayışıyla bakarsanız, tabii ki yazdıklarımı da anlamazsınız.

Ben “Türk halkı ile Suriye halkı aynıdır” demedim, demem de...

Ben kontrolsüz nüfusun yarattığı sıkıntılara değindim.

Bugün Türkiye’deki bazı kentlerde Suriyelilerin yarattığı sıkıntıların, Kıbrıs’a Türkiye’den gelip de işsiz güçsüz, cebinde beş kuruş para olmayan insanların yarattığı sorunların benzer olduğunu söyledim.

Ben tüm Türk halkı için genelleme yapmadım, yapmam da...

Türkiye’den gelip Kıbrıs’ta suç işleyen bir grup kriminal insanla 80 milyon Türk halkını bir tutacak kadar aklımı peynir ekmekle yemedim.

Zaten Türkiye’den gelen insanları da hiç suçlamadım, insanlar niye suçlu olsun, onları buralara getirip de perişan edendir suçlu.

Irkçılık suçlaması çok haksız bir suçlama...

Benim akrabalarım Türkiyeli insanlarla evlendi, işyerimde kader paylaştığım kardeşim kadar sevdiğim Türkiyeli insanlar var, lisede, üniversitede öğretmenlerim Türkiyeliydi, hepsini de çok seviyorum.

Okuduğum okullarda sayısız Türkiyeli arkadaşım oldu, hiçbiriyle sorunum olmadı.

Üniversitede Türkiye’nin dört bir yanından öğrencilerim var, tek bir Türkiyeli öğrenciye kötü davrandığımı, ırkçılık yaptığımı kimse söyleyemez. Bulun onları sorun bakalım böyle bir şey oldu mu?

Üniversiten rahmetli Ünsal Oskay, Meral Özbek, Ahmet Çiğdem, Hüseyin Aykut çok değer verdiğim hocalarımdı, bunlar birkaçı, daha niceleri var, onları unutmam ve sevmemem mümkün değil.

Ben Türkiye edebiyatıyla büyüdüm, Türk akademik kitapları ile Tükçeye çevrilmiş akademik veya edebiyat kitapları ile kendimi geliştirdim.

Kendimi bildim bileli Türkiye gazeteleri okuyorum, Türkiye’de basılan dergilere, müzik CD’lerine, film DVD’lerine verdiğim paranın haddi hesabı yoktur.

Orhan Veli’yi, Nazım Hikmet’i, Yaşar Kemal’i, Can Yücel’i Yılmaz Güney’i, Aziz Nesin’i, Tahsin Yücel’i, Selda Bağcan’ı, Adalet Ağaoğlu’nu, Nuri Bilge Ceylan’ı nasıl sevmem ki?

İstanbul benim en sevdiğim kenttir...

Ben kendi evimde hem Türk göçmenler hem de diğer ötekileştirilmiş herkes için kullanılan sözleri yasakladım, biz “Türkiyeli” kelimesini bile kullanmayız ötekileştirme anlamı taşıdığı için...

Merak etmeyin Türkiye’nin bu ülkeye yaptığı katkıları da inkâr edecek değiliz...

Bu ülkede savaşan, kan döken Kıbrıslı Türkleri kurtaran askerlere, hem şehitlere hem de gazilere minnet duygumuz vardır, unutmuş değiliz katkılarını...

Beni tarih bilmemekle suçladılar, ilkokuldan beridir Türkiye tarihi okuyoruz biz, Türkiye tarihini de Dünya tarihini de Türkiye gayrı resmi tarihini de çok iyi biliyorum ben, hatta çok bildiğini zannedip bana saldıranlardan bile daha çok bildiğim konusunda iddialıyım.

Siz bana uzaktan hakaret yağdıranlar, Kıbrıs’ı da Kıbrıs tarihini de bilmiyorsunuz ama ben Türkiye’nin her şeyini biliyorum...

Gerçekleri söylemek hainlikse hain olalım, nankörlükse nankör olalım...

Ben “Türk halkı Suriyelilere benziyor” demedim, demem de...

Ben Türkiye’de Suriyelilerin yarattığı bazı sıkıntıları buraya Türkiye’den gelen bazı kesimlerin yaptığına dikkat çektim.

Zaten cebinde beş para olmaksızın gelecek olan insanın dini, dili, ırkı hiç önemli değildir, bir insandır ve o insan suça yakındır.

“Türk halkı olmasa sizin ağır işlerinizi kim yapacak?” diyorsunuz, halbuki Türk işçiler son dönemde Türkiye’ye dönüyor, şimdilerde Afrikalılar, Uzakdoğulular yapıyor o işleri ama ne fark eder, sonuçta insanlar yapıyor ve o insanlar da bazı sıkıntılar yaratıyor, onları biriyle benzeştirdiğim yok... İnsandır sonuçta, insanın olduğu yerde kontrol edemezsen sıkıntılar da yaşanır...

Ben sevdiğim bir ulus dahi olsa, kan bağımız dahi olsa başka ülkeden gelecek insanların benim ülkemdeki insanlardan daha fazla olmaması gerektiğini söylüyorum.

Tüm iyi ilişkilere rağmen Kıbrıslı Türklerin bu ülkede bir aidiyeti vardır ve kendi kültürünü, kendi geleneklerini sürdürmek ister, kendi ülkesini kendisi yönetmek ister.

Türkiye’den gelecek çok sayıda nüfusla kendi ülkesinde yabancı olmamalıdır, 1974 savaşı, Türkiye’den gönderilen paralar, yapılan katkılar dahi bu ülkenin Türkiye’nin bir sömürgesi gibi olmasını gerektirmiyor.

Kader paylaşsak da bir Kıbrıs vardır ve o Kıbrıs üzerinde Kıbrıslı Türkler vardır, konuşmaları, davranışları, gelenekleri, bakış açıları farklı olabilir, olacak da doğru olan budur, buna herkes saygı gösterecek, benim dediğim budur.

Biz buralıyız ve buralı olmamıza saygı gösterilmeli, 1974 sonrası gelen nüfusa hiçbir sözüm yok, daha sonra gelen buralara yerleşenlere, burayı vatan bilenlere diyeceğim bir şey yok ama abartılmamalı, ısrarla nüfus aktararak Kıbrıslı Türkleri azınlığa düşürmek hem Kıbrıslı Türkleri yok saymaktır hem de Türkiye’nin uluslararası alanda anlatamayacağı bir durumdur.

Biz çok mu memnunuz sanıyorsunuz Türkiye’den para gönderilmesine, üretimden koparılıp devlet dairelerine tıkıştırılarak, tüketim toplumu haline gelmemize ve yöneticilerimizin dilenci gibi sürekli el açmasına?

Çok mu hoşumuza gidiyor asalak bir düzende yaşamaya ve sırf para dileniyor diye Türkiye’de gelmiş geçmiş hükümetlerin dayatmasına maruz kalmaya?

Çok mu mutluyuz sizin gibi bilen bilmeyenin, bizi tanımayanların, uzaktan bakıp genelleme yapanların hakaretlerine, her kafası kızanın “sizi biz kurtardık” diyerek yüzümüze vurmasına. 17 yaşındaki çocuk daha asker, silah görmemiş kalkıyor “sizi biz kurtardık hain” diyor. Bu çok mu hoşumuza gidiyor sanıyorsunuz?

Birazcık empati yapabilseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız, ben Türkiye’yi de Türkleri de seviyorum ama Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye’nin bir ili olmasını istemiyorum, milliyetçi gözlüklerle bakıp hakaret edeceğinize biraz bizi anlamaya çalışsanız diyorum...

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?