Ali Baturay

 

Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için

18 July 2016, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Şimdilerde herkes darbe girişiminde kullanılan “erleri” konuşuyor.

19- 20 yaşlarında, hayatlarının baharında askere alınmışlar...

Muhtemelen de paraları olmadığı için askerlik yapıyorlar, çünkü Türkiye’de durumu iyi olanlar parayı bastırıp kurtuluyor, o kimilerinin çok büyük anlamlar yüklediği “vatani görev”den.

Askerlik her yerde zordur ama Türkiye koşullarında çok daha zordur.

Hele de ülkenin doğusunda terör olaylarının yoğun olduğu bölgelerde çok daha zordur askerlik yapmak.

Besleyip büyüttüğü, en güzel çağına getirdiği evladını kışlaya yolluyor aileler.

Kışlaya diyoruz ama birçok bölgede aslında “ateşe” gönderiyorlar.

Ardından da aileler çocuklarının başına bir şey gelmesin diye dua etmeye başlıyorlar.

Askerlik zaten olduğunuz bölgede, savaş, terör olmasa da zor bir iştir, kışlada bile her an başınıza bir şey gelmesi olasıdır...

Silahlar, bombalar, ağır araçlar içinde bir hata, bir dalgınlık, hatta bazen bir şaka bile yaralanmayla ya da ölümle sonuçlanabilir.

Askerlik stresli bir iştir, en küçük rütbeden en büyüğüne herkes her an hazırlıklı, herkes tetiktedir, bu strese katlanmak kolay değildir.

Sivilden askere gelenlerin o katı disipline uyması da çoğu kez kolay olmaz.

Ancak bilinen bir şey vardır ki askerde herkes emir altındadır...

Hele de en alttakiler, örneğin erler söylenileni, emredileni yapmak zorundadır, riskli olsa da, kişiye doğru gelmese de hatta saçma bulsa da “yapmam” ya da “yapamam” demek mümkün değildir.

Askerlik yapan herkes bunu bilir, hatta askerlik yapmayanlar da bir şekilde bunu bilmektedir.

Konuyu Türkiye’deki darbe girişiminde yer alan en alttaki askerlere, erlere getireceğim...

Darbeci subaylar, erleri kullandı, çoğu nereye gittiğini ne yapacağını bile bilmiyordu.

Tatbikata gideceğini, terör saldırısı püskürteceğini sanan askerler vardı aralarında.

Zaten gerçekten ne yaptığını bilse bile ne yapacaklardı ki?

Reddetme şansları var mıydı?

Erlerin emirleri reddetme şansı yoktu, olamazdı, çünkü komutanları öyle emretmişti.

Halkla karşı karşıya kaldıklarında zaten ne yapacaklarını şaşırdılar, çoğu teslim oldu, çoğu gerçeği anlayınca halka kurşun sıkmadılar, teslim oldular.

Teslim olduktan sonra da saldırıya uğradılar.

Teslim olan da elleri kelepçeli olan da inanılmaz şiddet gördü, hatta linç edilen, öldürülen, kafası kesilen vardı.

Teslim olmuş, kelepçeli, zaten olup bitene anlam veremeyen gencecik insanlara yapılan işkence, en az darbeci subayların yaptığı kadar kötü bir şeydi.

Basına yansıyan şiddet fotoğrafları gerçekten insanı dehşete düşürüyor.

Bakılacak fotoğraflar değil, insan dayanamıyor bakmaya...

Kendinden geçmiş kişiler çocukları kan revan içinde bıraktı...

“Demokrasi kazandı” deniyor da demokrasilerde savunmasız insanı linç etmek, öldürmek var mı ki?

Evet darbe yapmak demokrasiye darbedir ama demokrasilerde yüzde yüz suçlu olduğu tescillenen insanı öldürmek de yoktur.

O gencecik çocukları düşünün, kafasına darbeyi koymuş komutanlar bu çocukları kullanmış, emellerine alet etmiş...

18- 20 yaşlarındaki bu çocuklar, böyle büyük bir suçun içinde istemeden bulunmaları yetmezmiş gibi darp edildiler, linç edildiler, öldürüldüler...

Diyeceksiniz ki, “Darbe gibi ciddi bir olay var, birçok önemli yer, başta da meclis bombalanıyor, kurşun sıkılırken ölen oldu, bu durumda insanlar nasıl sakinleştirilecek?”

Evet sinirler gergindi ama bu çocukların kandırıldığını, kullanıldığını, emir kulu olduklarını, bilmeyecek durumda mıydı o insanlar? Geçmişlerindeki “ordu” öfkesini bu çocuklardan çıkarmamalıydı o kişiler.

Kimisi tankı bırakmış, çıkmış teslim olmuş...

Kimileri silahını bırakmış, teslim olmuşlar...

İşte gerçek anlamda demokrasinin kazanması için bu çocukların linç edilmemesi gerekirdi.

Ailesi bu çocukları bu hallere düşsün diye mi askere gönderdi?

Birileri yukarıda güç kavgası yaparken olan bu çocuklara oldu.

Ölen yine en alttaki halk, mağdur olan yine halk, ağlayan yine anneler...

Darbenin gerçekleşmemesine ben de sevindim, iyi ki darbeci askerler başaramadı ama bundan herkesin ders çıkarması lazım...

Kısık demokrasilerde hep başka tehditler olur, darbeyi önleseniz de “demokrasi” kazanmış olmaz.

Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için askeri darbelerden şikayet edenler kafasında “sivil darbeler” tasarlamamalıdır...

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?