Ali Baturay

 

İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler

22 July 2016, Friday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Türkiye’den bazı kesimler ısrarla Kuzey Kıbrıs’ı da Türkiye’deki darbe girişimiyle ilişkilendirmek istiyor.

Sosyal medya kullanılarak Kıbrıs’taki bazı kentlerdeki binalar tarif ediliyor, buralarının Fethullah Gülencilere ait olduğu öne sürülüyor.

Israrlı bir hedef gösterme çabası var.

Bazı ajanslarca yapılan haberlerin, ortaya atılan iddiaların çoğu yalan çıktı.

Ajansların verdiği şu anda Kıbrıs’ta görev yapan askerlerle ilgili bilgiler, Türkiye’de tutuklanan askeri öğrencilerle ilgili iddialar gerçeği yansıtmıyordu.

Mehmetçik çöplüğünde Fethullah Gülen’e ait kitapların ve bazı bilgisayar aksamının yakılması kafalarda soru işaretleri bıraktı.

Kitapları yakan kişi, bir algı yaratmayı, dikkatleri Kıbrıs’a çekmeyi mi amaçladı, yoksa gelişen olaylardan dolayı korkarak bu kitaplardan kurtulmak mı istedi, anlaşılamadı.

Belli ki Türkiye’deki cadı avının Kıbrıs’a da sıçramasını istiyorlar.

Türkiye’deki gelişmelerin mutlaka Kuzey Kıbrıs’ı etkileyeceğini söylemiştik ama dolaylı etkilemeden tatmin olmuş değil bazıları, doğrudan Kıbrıs’ı olayın içine çekmeye çalışıyorlar.

Türkiye’de alınan tedbirlerin Kıbrıs’ta da geçerli olmasını istiyorlar.

Yapılan bazı yayınlara baktığınızda zannedersiniz ki Fethullah Gülen Kıbrıs’ta yaşıyor ya da her şeyiyle Kıbrıs’a konuşlanmış.

“Operasyonlar KKTC’ye de ulaştı” şeklinde anonslar yapılıyor.

Gülen’in Kıbrıs bağlantıları bulunduğunu iddia eden Türkiye’den bir televizyon kanalı, haber bülteninde Başbakan Hüseyin Özgürgün’le bağlantı kuruyor ve Kıbrıs’taki durumu soruyor.

Özgürgün tam istediğini söylemese de “Türkiye ile KKTC arasında sonuçta birçok bağlantı var... Bu anlamda da sıkıntılar olabileceğini değerlendirebiliyoruz...” dedi.

Yani “Olabilir, bakıyoruz” anlamında bir söz etti ama o bile söz konusu televizyon kanalının “Operasyonlar KKTC’ye ulaştı” demesine yetiyor.

Aslında Başbakan Özgürgün’ün sözlerinin “Kıbrıs’ta olağanüstü bir durum yok, her şey kontrol altında ancak tedbirliyiz” şeklinde okunması daha doğru.

Zaten sonraki sözleri de o mealde ama Türkiye’den bakan bazı kesimler kendi istediği gibi anlıyor...

Üzerindeki baskıyı hisseden hükümet bir şeyler yaptığını göstermek için bir karar aldı. KKTC Bakanlar Kurulu dün toplanarak, “FETÖ/PDY Örgütü”nün KKTC’deki terör örgütü listesine eklenmesi yönünde karar alarak, ilgili emirnameyi yeniden düzenledi.

Bunu yapmakla derin bir “oh” çekmişlerdir diye düşünüyorum, zaten başka şansları da yoktu bu ortamda...

Bakanlar Kurulu toplantısından sonra konuşan Başbakan Özgürgün, KKTC’de resmi olarak müdahale edilecek ciddiyette bir istihbarat olmadığını yineledi.

Sanırım bu söz de “bir şeyler olmasını isteyenleri” hayal kırıklığına uğratmıştır.

Kıbrıs’ta görev yapıp da düşünce olarak “darbecilerle” aynı görüşte, duyguda olan insanlar olabileceği düşünülüyor.

Olabilir de... Bu ülkede görev yapan askerler içinde darbe girişimine sıcak bakan olabilir ama bu elde ciddi kanıt varsa hareket gerektirecek bir şeydir, rastgele ve şüpheyle cadı avı şeklinde olmamalı.

Bazı kesimler, Kıbrıs’ta da “FETÖ’cü avı yapılıyor” bilgisini duymak istiyorlar.

Daha önce de Nevruz gösterilerine katılan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı ve o dönemki Başbakan Ömer Kalyoncu’yu, ayrıca bazı milletvekillerini PKK’lı ilan eden çevreler şimdi yeni senaryolar peşinde.

Tabii bazı belediye başkanlarını, bazı işadamlarını da PKK’lı ilan eden çevreler, şimdi de “FETÖ”cü arıyor.

Kıbrıs’taki tüm Kürtleri, kafadan PKK’lı ilan eden ve onlarla el sıkışan herkesi “teröre katkı yapar” diye lanse eden kafalar, şimdi de bazı kesimleri Fethullah Gülenci ilan edecek ve onlara da terörist muamelesi yapacak.

Anlaşılan Türkiye’de olduğu gibi Kıbrıs’ta da yolu bir şekilde Cemaat’le kesişen herkesi “hain,” “darbeci” ilan etme girişimi var. Lütfen masum insanlar zarar görmesin.

Amaç buradaki insanları da tedirgin etmek ve başarılabilirse, buralardaki yetkilileri de bir şekilde bazı insanlarla ilgili tedbir almaya zorlamak.

Kuzey Kıbrıs’taki yöneticiler Türkiye’den ve ülkemizden bazı kesimlerin tahrikine kapılıp da suçsuz günahsız insanları taciz etmemelidir, sağduyularını kesinlikle kaybetmemelidirler.

Her bakımdan Türkiye’ye bağımlılığın verdiği duyguyla, “acaba bize tavır alırlar mı?” düşüncesiyle, “Biz de bir şey göstermeli miyiz?” kaygısıyla sakın ola bu ülkede yaşayan insanları, kurumları suçlu ilan etmeyin.

Tabii ki tedbirli olun, tabii ki devlet olmanın gereklerini yapın, Türkiye’yi iyi izleyip halkınızı sıkça bilgilendirin, Türkiye’de haksız yere tutuklu olan askeri öğrenciler için girişim yapın, ülkemizde görev alan öğretim üyeleriyle ilgili kötü bir durum olmaması için çaba gösterin ama sakın ola cadı avına çıkmayın…

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?