Ali Baturay

 

Dönelim bakalım bizim mahalleye...

23 July 2016, Saturday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Gözlerimiz Türkiye’deki gelişmelerde...

Normal hayatımıza dönelim diyoruz ama darbe girişimi sonrası her gün her an bir gelişme var...

Televizyonun ya da bilgisayarın başından ayrıldık mı bir şey kaybedecekmişiz gibi geliyor.

Türkiye’de şimdilerde kamera görüntüleri revaçta...

Darbe girişimi olan geceki olaylar, kameralardan elde edilen görüntülerle teşhir ediliyor.

Darbeci askerlerin o geceki saldırıları televizyon kanallarında belgesel gibi gösteriliyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve diğer yetkililer sürekli televizyonlarda, sürekli bir şeyler anlatıyorlar ve artık söylediklerini ezberledik.

Türkiye daha şoktan çıkamamışken, ülkemizde de bir dedikodu çarkıdır dönüyor.

Darbe girişiminin Kıbrıs ayağını deşifre edecekler diye, akla hayale gelmedik iddialar ortaya atıyorlar...

İddialar nedeniyle herkes tahmin yürütmeye başladı.

Bazı çevreler illa ki darbe girişiminin içine ülkemizi de bulaştırmaya çalışıyor.

Dikkatlerimiz Türkiye’de ama Kuzey Kıbrıs’ın sorunları da devam ediyor, bizim mahalle aynı mahalle...

Trafik kazaları arka arkaya canlar aldı.

Önceki günkü bir ölümün şokunu atlatamadan dün bir ölülü trafik kazası daha meydana geldi.

St. Hilarion-Kozanköy yolunda meydana geldi dünkü kaza... Bu yol yıllardır çok tehlikeli.

Savaştan kalma tankı görmeye gidenler, gittiğine gideceğine pişman oluyor.

Kendi adıma o bölgeden en son sanırım15- 16 sene önce geçtim.

Başka zaman da gitmedim, gitmeye de hiç niyetim yok.

İnsanların merak ettiği, ziyaret ettiği bu bölgede yol için bir çalışma, yol kenarlarına bariyer yapmayı bir Allah’ın kulu akıl etmedi. Bunca yıldır hiçbir hükümetin gündemine gelemedi bu yol.

Bu yolu kullanacak olanlar, kelle koltukta geçiyor buralardan.

Başka bölgelerde de benzer tehlikeli yollar var.

Bir ülkede politikalar “insan odaklı” olmayınca bu tehlikeli yollar için tedbir almak da aklına gelmiyor yöneticilerin.

“Ne yapalım canım kullanmasınlar bu yolu?” değil mi? O kadar basit... Peki giden canın hesabını kim verecek?

Ne diyelim, “vah vaahh, yazık oldu” diyerek yolumuza devam mı edelim?

Bu gibi sorumluluklarımızı hatırlamak için illa ki ölüm mü olmalı?

Gerçi ölüm olunca da bir şey değişmiyor ya?

Gelelim başka bir konuya; politikacıların yargıya müdahale girişimi ilk değil, geçen hafta biri gerçekleşmiş, tepkiler sürerken, dün bir yenisi daha iddia edildi.

Kürtaj davasına milletvekili müdahalesi iddiası, dilerim iddia olarak kalsın...

Hiç böyle bir şey olmamasını temenni ederim.

İnsanların sığınacağı tek kale olan yargıya da el uzatmayın lütfen.

Ülkedeki genel güvensizlik nedeniyle zaten yargıyla ilgili de zaman zaman insanlar şüpheye düşüyor, yapmayın, bu kurumu olsun rahat bırakın.

İstemeyerek yapmış da olabilirsiniz ama dikkatli olun, toplum siz politikacıların ağzına bakıyor, daha sorumlu davranın…

Geçelim başka bir konuya; ya iş kazaları?

İş kazaları da son sürat devam ediyor.

Her gelen bakan tedbirden söz ediyor ama ne ciddi denetim var, ne de işverenin üzerine gitme cesareti.

İnsanlar ölüyor, insanlar sakat kalıyor ama hükümetin eli kolu bağlı.

Hafta geçmiyor ki ciddi iş kazası olmasın ama hükümet aciz.

Caydırıcılık yok, her şey öylesine devam ediyor.

Peki çevre kirliliği?

Her gün yeni bir çöplük yaratılıyor, her tarafımız pislik içinde.

Kimsenin de bir tedbir alacağı yok.

Ülkenin dört bir yanında bozuk yollardan, çukurlardan şikâyet ediyor halk, memlekette yol kalmadı.

Ne hayvancı, ne çiftçi ne diğerleri, hiçbir üretici hakkını alamıyor, memnun olan bir kesim yok

Bir de su meselemiz var, o da tefrikaya dönüştü, “Anlaşma imzalandıydı, fiyat belirlendiydi, dün gelecekti, yok bugün, yok yarın...”

Falan köye geldiydi, gelecekti, yok borular suyu kaldırmadı, yok kaçak oldu, yok almayan belediyeler ne olacak? Vay ne bitmez bir konu?

Nasıl konucuklarımız? Birkaç gün Türkiye’deki darbe girişimine daldık ama sorunlarımız devam ediyor, değişen bir şey yok... Ağır ağır bizim mahalleye dönelim bakalım bu kısır döngü içinde ne olacak?

Bir şey değişeceğini düşündüğümden değil, hatırlatma olsun, lâf olsun diye yazıyorum.

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?