Ali Baturay

 

 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez

25 July 2016, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Türkiye’deki darbe girişimini fırsat bilip, ülkemizde insanların bir birini hedef göstermeye başlaması gerçekten üzücü.

“Fırsat bu fırsat düşmanımı nasıl zorda bırakırım?” düşüncesiyle adam satmalar başladı.

Yok o geçmişte Fetullah Gülen’e övgü düzmüş, yok diğeri içindeymiş onları çok iyi biliyormuş, falan apartman Gülen Cemaati’ne ait yurtmuş...

Kıbrıslı Türklerle Rumların iki toplumlu etkinliklerine katılanları Rumcu ilan edenler, Kürtlerle her konuşanı, her etkinlikte bir araya geleni PKK’lı ilan edenler şimdilerde “FETÖ’cü avına çıktı.

Bunun için de eski defterleri karıştırmak gerekiyor.

Eski konuşmalar, eski arkadaşlıklar, eski fotoğraflar, bir bir ortaya serilmeye başlandı.

Bazı kesimler sabırsız, bir an önce cadı avının Kıbrıs’ta başlamasını istiyorlar.

Askercilerle Erdoğancılar aynı safta olur mu? Her ikisinin de ruhuna ters...

Şimdilerde oluyor, askerlere bağlılığıyla ün salanlar aynı zamanda AK Partili, Erdoğancı da oldu.

Darbe girişiminden sonra askere, orduya ilgileri azaldı.

Darbe girişiminin ilk gecesi iki arada bir derede kalanlar vardı.

Darbe gerçekleşirse “askerci”, gerçekleşmezse “Erdoğancı” olacaklardı.

Biraz beklediler ortalık sakinleşsin, film net ortaya çıksın.

Birkaç gün darbe karşıtlığı sürdü, artık kimden taraf olduklarını açık etme zamanı geldi ve şimdi de aslanların önüne sürecek kurban arıyorlar.

Ne biçim milletiz böyle?

Çamur atmak için her dönem malzeme var, Rumcular, PKK yandaşları, devleti yıkacak aykırılar ve şimdi de FETÖ’cüler...

Bu ülkeyi yalnızca aynı çevreler seviyor, aynı çevreler sahipleniyor, en milliyetçi onlar, en vatansever onlar, en dindar onlar, diğerleri dolgu malzemesi hainler...

Bakalım bu hedef gösterme yarışı nereye varacak?

Geçmişte söylediklerinin gerçek olmadığı ortaya çıktı; Rumcu ilan ettikleri, bu ülkeyi satacak dedikleri insanlardan kimisi Cumhurbaşkanı, kimisi Başbakan, kimisi bakan oldu bu ülkede, hiçbiri de ülkeyi satmadı.

Ha, ülkeyi kötü yönetti bazıları ama iddia edildiği gibi Rum’a da satmadı.

Halen eski çamaşırları karıştırıp Rumculuk edebiyatı yapmayan yok değil ama pek dikkate alınmıyorlar.

Rumculuk kıymetini yitirince başladılar PKK’cılığa...

Onda da inandırıcı olamayınca darbe girişimini fırsat bilip şimdi FETÖ’cülük devreye girdi.

Yapmayın be artık, sevin be insanları.

Sevmeye çalışın, Türk’ü, Kıbrıslı Türkü, Kıbrıslı Rum’u, Yunanlıyı, Ermeni’yi, Yahudi’yi, Uzakdoğuluyu, Afrikalıyı...

Sevin Müslüman’ı da Hıristiyan’ı da Sünni’yi de Şii’yi de Ortodoks’u da Katolik’i de...

Sağcıyı da solcuyu da ortadakini de... Uğraşmayın be insanlarla...

İnsanlara biraz da “insan” olarak bakmayı deneyin.

Size ne be ama insanların görüşlerinden, düşüncelerinden, dininden, mezhebinden, partisinden, derneğinden, dostluğundan, arkadaşlığından?

Yemeyin kendi kendinizi, yırtmayın bir tarafınızı.

Rahat olun siz, arayanlar bulacak işbirlikçiyi, suçluyu, kabahatliyi; aradığını bulacak, bulacak olanlar.

Sizin göstermenize gerek yok ne PKK’lıyı ne de FETÖ’cüyü...

Sizin yönlendirmenize gerek yok, zaten herkes yeterince gergin, zaten herkes belirsizlikten bezgin, darbe hikayesi dinlemekten ve mobese kameralarının görüntülerini izlemekten yorgun.

Herkes şimdilerde Türkiye’de “demokrasinin” nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışıyor...

“Kapatılan üniversiteler, okullar, sendikalar”, “30 güne çıkan gözaltılar”, “el konulan üniversitelerin her türlü mal varlığı ve maddi varlığının bedelsiz hazineye devredilmesi”, “Tutukluların yakınları ile 15 günde bir 10 dakika telefonda görüşebilmesi”, “Tutukluların avukatlarıyla kameralar altında konuşabilmesi”...

Olağanüstü halin özgürlükleri silip süpüren listesi uzayıp gidiyor...

Millet Türkiye’ye nasıl bir demokrasi geldiğini anlamaya çalışıyor...

Darbe girişimini, bitmek bilmez bir “intikam duygusu”, “nefret” ve “kısık demokrasi” çağırmıştır.

Darbe girişimi sonrası da Türkiye’de “nefret” ve “intikam duygusu” ile “rafa kaldırılan demokrasi” hakim oldu.

Bu halleri illa ki Kıbrıs’a da çağırmayın... Bırakın olacak olan Kıbrıs’ta yasal yolla, demokratik çerçevede olsun.

“Nefret” ve “intikam” dünyada kime mutluluk getirdi ki?

Bizi “nefret”, “intikam” değil, “sevgi”, “hoşgörü” ve “gerçek demokrasi” kurtarabilir ve mutlu edebilir...

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?