Ali Baturay

 

Yine Sayıştay

26 July 2016, Tuesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Sayıştay Denetçileri Derneği, Sayıştay’a yönelik eleştirilere cevap niteliği taşıyan bir açıklama yaptı.

Mecliste “37/2016 Sayıştay (Değişiklik) Yasası” görüşülürken muhalefet, Sayıştay Başkanı ile üyelere “ek ödenek” getiren düzenlemeyi yapan UBP-DP Hükümeti’ne sert eleştiriler yapmıştı.

Basında da bu konularda eleştiri içeren yazılar yer almıştı.

Ben de bu konuda yazı yazdığım için Sayıştay Denetçileri Derneği’nin açıklamasını üzerime aldım ve birkaç söz daha söylemek istiyorum.

Açıklama içinde “Sayıştay’ın keyfi ve kişiye özgü görüşler ortaya koyduğu ve denetimler yaptığı” yönündeki iddialara da cevap veriliyor.

Benim böyle bir iddiam olmadı ama bu yönde bir haber yapan Yenidüzen Gazetesi’nin haberini okudum...

Gazete aynı konuda, farklı zamanlarda yapılan farklı yorumları tek tek sıraladı; itiraza gerek kalmayacak bir tablo var ortada.

Bu konuda zaten mecliste yapılan konuşmalarda da Sayıştay’a eleştiriler vardı.

Ben bu konuya değinmemiştim yazımda ama Sayıştay’ın birçok konuda yetersiz kaldığı, çok geç raporlar ortaya koyduğu, neredeyse iş işten geçtikten sonra raporunu tamamladığı, hatta tamamlayamadığı bilinen bir gerçektir.

Sayıştay’ın Lefkoşa Belediyesi’yle ilgili ağır kalışı, hantallığı en çok eleştiri aldığı konulardan birisidir. Belediyeyle ilgili gözle görülen o kadar normal olmayan durum varken, Sayıştay o dönem kendisinden beklenen denetimi yapamamış ve sonucunu bir tülü kamuoyuna sunamamıştı.  Mesela son dönemde Sayıştay nereye girmiş ve ortaya çarpıcı bir sonuç çıkarmıştır? Çıkarmışsa da neden basınla bunu paylaşmadılar?

Sayıştay Denetçileri Derneği, değişiklik yasasıyla ilgili ayrıntıları tek tek anlattı.

Yıllardır eksik olan denetçi kadroları için ilk atama yerlerine istihdam yapılmasına ve mevcut kadroların doldurulmasına bir itirazımız yoktu.  Zaten olması gereken buydu, artık yetersiz kalıyordu.

Dernek “denetimler artık etkin ve güncel hale gelecek” diyor. Dileriz öyle olur, isteğimiz de budur zaten.

Ancak dernek bunu açıklarken, yani kadronun güçlendirildiğini ballandıra ballandıra anlatırken, kendileri için bu kadar fedakârlık yapılınca “ek tahsisatlardan” da feragat edebilecekleri intibasında bulunuyor.

Tasarının mecliste görüşülmesi aşamasında bütçe imkânsızlıkları nedeniyle denetçilerin tahsisatlarının kaldırıldığını söylüyorlar.

Dernek, Sayıştay’a yeni istihdam yapılacak ve mevcut boş kadrolar doldurulacakken, imkânsızlıktan tahsisat ödeneklerinin yasada yer almamasına, kaldırılmasına itirazları olmadığını söylemeye çalışıyor.

Buna hiçbir diyeceğim yok, iyi de yaptılar. Kamuda özveride bulunma pek alışık olduğumuz bir şey değil, takdir ettik.

Bizim zaten itirazımız; denetçilere bütçe imkânsızlıklarından dolayı verilmeyen tahsisatın niye başkan ve üyelere verildiği yönündeydi. Onların gösterdiği özveriyi başkan ve üye niye göstermiyordu?

Eşitlik ilkesine vurgu yapıyor ve “Eğer para yoksa bütçe yetersizse niye ayrımcılık yapılıp en yukarıdakilere ek tahsisat veriliyor?” diye sormuştuk.

Personele, yani denetçilere verilemiyorsa, eşitlik ve psikolojik rahatlık sağlaması açısından Sayıştay Başkanı ve yardımcısına da verilmemeliydi.

Onlar aslında bunu reddetmeliydi, onu söylemeye çalışmıştık biz.

“Yukarıda oturanların ek tahsisat alması, esas işi yapan denetçilerin almaması ne kadar adildir?” onu sormuştuk ve demiştik ki; “Aslında yasa değişikliği tam da yukarıdakilere kıyak için yapıldı, denetçiler figüran yapıldı” diye.

Bu uygulama yalnız bende değil, bunu duyan birçok kesimde aynı duyguyu yaratmıştı.

Ben yine aynı noktadayım; para yoksa herkese olmamalıydı, siz ayırıp da yukarıdakilere verirseniz ben de öyle düşünürüm, “Yasa denetçiler için değil başkan ve üye için hazırlandı” derim.

Görüntü ortada, denetçiler almazken, o kadar elzem miydi Sayıştay Başkanı ve üyesi için bir şekilde ek ödenek sağlamak? Kıyak değil de nedir bu? Bunun nasıl bir savunması olabilir?

Biz çağrı da yaptık, Sayıştay Başkanı’na “Yanılıyorsak çıkın ve bizi yanıtlayın, ikna edin, yalanlayın, tekzip edin, bir şey edin, bir şey söyleyin ki ikna olalım” dedik. Olur mu hiç, Sayın Sayıştay Başkanı konuşur mu hiç?

Ne telefonlara çıkar, ne bir merhaba der, ne bir kelam eder?

Sarayında suskun bekler; açıklama yapmayı da Sayıştay Denetçileri Derneği üstlenir.

Bizim denetçilerle bir derdimiz yok ki; Sayıştay Başkanı ve üyeleriyle de derdimiz olamaz ama insanları aptal yerine koymayın lütfen.

Ne hükümet ne de Sayıştay Başkanı, kimseyi aptal yerine koymasın, ortada bal gibi bir kıyak var.

Sayıştay Başkanı ve üyesinin eşitlik ilkesi buysa, denetçiler ek ödenek alamazken, kendileri ek ödenekleri ceplerine indirirken vicdanları rahatsa, biz daha ne diyelim ki?

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?