Ali Baturay

 

Sözünüzü tutun, yasayı boş verin

29 July 2016, Friday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Karaoğlanoğlu’ndaki tartışmalı otel inşaatına değineceğim yine, hani yasa gereği 4 kat olması gerekirken 7 kata çıkması ve bu konuda geri adım atılmak istenmemesi konusu...

Mesele bir otelin kaç kat çıkacağı meselesi değildir.

Derdimiz zaten bir otelin kaç kat çıkacağı, kaç odasının bulunacağı, havuzu, salonu falan olamaz...

Mesele “Emirname” ya da ne bileyim “İmar Planı” meselesi de değil...

Birçok konuyu beceremediğimiz gibi “Emirnameleri,” “İmar Planlarını” da beceremedik, insanları ikna edici olamadık, standart tutturamadık, kimisi için geç kalındı, kimisinde art niyet arandı, kimsenin içine sinmedi.

Dert ettiğimiz bu değil, bu başlı başına başka bir yazı konusudur.

Mesele, ortada bir yasa varsa ona uyulması gerektiği meselesidir.

“Bugüne kadar yapılan tüm yasaların tümü de yüzde yüz kusursuzdur” diyebilir miyiz?

Hayır, zaten bazı yasaların güncelliğini yitirdiğini, yenilerinin yapıldığını söylemez miyiz? Haberleri yapılmaz mı?  Sıkça meclisten geçen “değişiklik” yasaları bunun için değil mi?

Ancak devlet kurumları, yerel yönetimler, polis, mevcut yasalar- tüzükler üzerinden hareket etmez mi? Mahkemeler karar alırken bugüne kadar mevcut yasaları baz alarak karar üretmez mi?

“Bu yasa gereksiz, bu nedenle buna uymuyorum,” “Bu yasa eskidi, ben aksini yapacağım” diyebilir miyiz?

Beğenmediğimiz yasaya- tüzüğe uymamak gibi bir lüksümüz olabilir mi?

Yasalara ya da mahkeme kararlarına da uymamanın bir yaptırımı vardır bildiğiniz gibi...

Peki öyleyse bir şirket yetkilisi; “Eskiden buraları ‘Mavi Bölgeydi’ 9 kat binalar yapıldı, buradaki ‘İmar Planı’ gereksiz, ben buraya 4 değil 10 kat yaparım” diyebilir mi?

Konu; bu devletin kendi yaptığı yasaya- tüzüğe, yine kendisinin uymaması meselesidir.

Bir sade vatandaş mutfağını genişlettiğinde, iki adımlık ek bir oda yaptığında yetkililer başına üşüşür, ona bunu yıktırırlar değil mi?

Peki bunun yüz misli fazla ihlalini yapan bol paralı bir işadamı olduğunda niye yıktıramıyorlar?

Niye mahkemenin ara emri kararı bile dikkate alınmıyor?

Yanlış anlamayın, biz bir yerleri yıktırma peşinde değiliz ama bu şirket buraya otel inşa etmeye karar verdiğinde burasının “mavi bölge” değil de “kahverengi bölge” olduğunu bilmiyor muydu?

Biliyordu ama ona söz vermişler “Sen başla, biz burayı ‘kahverengi bölgeden,’ ‘mavi bölgeye’ dönüştürürüz” demişler. Yenidüzen gazetesine konuştu otel sahibi...

İsim de veriyor; 2014 yılında CTP-DP dönemi Serdar Denktaş Bey söz vermiş onlara. Öyle söz havaya da söylenmemiş, adamın elinde yazı da varmış...

Bölgenin “kahverengi bölgeden,” “mavi bölgeye” geçilmesinde sakınca olmadığını, hükümet yetkilileri yazılı olarak da vermiş ona.  Dahası belediye de benzer söz ve belge vermiş şirket sahibine.

Üstelik bugünkü UBP-DP Hükümeti’nde Başbakan Hüseyin Özgürgün ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş tekrardan söz vermişler şirket sahibine bu işin halledileceği konusunda.

Dahası var; Girne Belediye Başkanı Nidai Güngördü de basın olayı yazdığı için kendilerine müdahale ettiklerini söylemiş, hatta demiş ki; “Basın baskı yapıyor, hükümet de çözecekse çözsün bu işi…”

Adam kendinden emin, “Bölgeyi ‘Mavi Bölge’ yapacaklar sorun bitecek” diyor.

Otel sahibi,“Yasa, tasa Türkiye’de olmuyor. Burada da olmuyor” ifadesini kullanıyor, ne demek istiyor acaba?

Otel sahibi, inşaat bittiğinde otelin Kıbrıs’ın şerefi olacağını, bu yüzden kendilerini kıskananların iş karıştırdığını da söylüyor.

Yani bizim için mükemmel bir otel yapıyor ve Kıbrıslı Türkler bunun kıymetini bilmiyor demek istiyor.

Kırılmış da otel sahibi, daha önce istediği “otel inşaatı yanındaki arazilerden,” “spor kulübünün sahasından” ve “bölgedeki belediye arazilerinden” vazgeçmiş. Yaaa, işte böyle...

Giderler Karpaz’da iki işletmenin bungalovları için yıkma kararı alırlar, onlarcasına dokunmazlar.

Yukarıda anlattığım olay ilk değil ki; başka torpilliler için mahkeme kararı alındığını ama uygulanamadığını hepimiz biliyoruz.

Siz küçücük bir ek oda yaparsınız, gelir yıkarlar.

Üzgünüm ama bu olay bu ülkede yasaların herkese eşit işlemediğini göstermesi açısından güzel bir örnek oldu.

Adaletin olmadığı yerde mutluluk olmaz, huzur olmaz, karmaşa olur, ülkeyi yönetenlere saygı olmaz...

Sevgili hükümet yetkilileri ve belediye yetkilileri, şimdi söz konusu otele verdiğiniz sözü tutun. Hükümet “kahverengi bölgeden,” “mavi bölgeye” çevirsin inşaatın olduğu bölgeyi, belediye de rahatsız etmesin onları...

Ancak boşuna bu KKTC’nin bir devlet olduğunu, burada adalet olduğunu, burasının bir hukuk devleti olduğunu sakın ola iddia etmeyin, başka hiçbir itirazımız olmayacak.

“Kıbrıs’ın gururu olacağı” söylenen otelin de ülkemize hayırlı uğurlu olmasını dilerim...

Sevgili devlet yetkililerim; “sözünü tutmak” belki de “yasaları uygulamaktan” bile daha önemlidir, tutun sözünüzü, kolay gelsin...

Toplam Yorum sayisi : 1

Vatandaş

2016-07-29 21:33:44
Sayın Baturay, çok iğneleyici bir yazı yazdınız. Hotel yapmak önemli , yasalar hangi yasalar Uygulandı. Devlet yokki yasası olsun. Bırakalım bu tiyatroyu. Para herşeyden önemli. Açamayacağı kapı yokdur. Gidin gece kulubunden istediğiniz kızı alın.
Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?