Uğurcan Akyüz

 

“Tut ki Gecedir”   

30 July 2016, Saturday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Bir şiir ile başlamak istedim bu hafta; Attilâ İlhan’dan TUT Kİ GECEDİR şiiri ile. Sanki iyi gelecek gibi güne, düne, haftaya ve biraz da olup bitene… Birlikte görev yapmış olduğumuz bir arkadaşım gönderdi. Geçen haftaki planımda Kıbrıs’ta eğitim üzerine yazmak vardı, ancak bir hafta geçmekle beraber henüz durulmamış sosyal ortamda insana, kum kadar bir katkım olsun istedim:
Uzağa bakmak lazım. Düne, nedenine tarihe bakmak lazım… Sonra da bugüne… Buydu yazdığımın özeti.

Sonra sindirim sistemine takıldı kafam, onu mu yazsa idim! Normal durumda neden kafam sindirim sistemine takılsaydı ki? Belki de bir ters durum vardı, göstergelere göre evet hem de berbat bir durum vardı. Bunun adına da hastalık deniyordu. Sözcük tanımlarına bakalım hastalık nedir?

Hastalık:
Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla, iyileşme olanağı bilinen veya bilinmeyen, karakteristik belirtiler ve bulgular dizisiyle kendini gösteren organizmanın herhangi bir bölümü, organ veya sisteminin normal yapısı ve işlevlerinin kesilmesi veya sapması, sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza…
Ruh sağlığının bozulması durumu.
Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.
Aşırı düşkünlük, tutku.
Elbette güneşin umurunda değildir durum! Bulutların, rüzgarın, dağların da sorunu değildir hastalık. Kim bilir balıkların ve kuşların da umurunda değildir. Ancak, türdeş olanlar keyif bile alıyorlardır, uzaktan veya yakından.
Yine de, her durum için hastalıktan çıkmak lazım.
Sistemdeki sorunu halledip de hastalık durumundan çıkıp da nekahet dönemine geçince durum değişmiş demektir. Ondan mı bahsetsem acaba? Kelimeler elbet, kelimeler..
Nekahet;
Hastalık sonrası, sağlıklı duruma geçme dönemi
Ağır bir hastalık ya da ameliyat sonrası nekahet süreci başlar. Bu süreçte vücut dinlenir. Güç kazanır. Kendini eski yaşam koşullarına alıştırır.
Ağır bir hastalıktan kalkmış bir insanın iyileşme ve istirahat evresidir.
Bu dönemde insan dünyaya yeniden gelmiş gibi bir ruh haline sahip olur. Daha naif daha kırılgan biri olur çıkar. Hayatın değerini daha iyi takdir eder. Kırgınlıkların, küskünlüklerin, dünyevi kaygıların ne kadar boş ve anlamsız olduğunu daha iyi kavrar.
Birkaç adet kelime daha seçtim:

UGURCAN

İnkâr: Yaptığını, söylediğini, tanık olduğunu saklama, gizleme, yadsıma
İmtina: Kaçınma, sakınma, çekinme
İhbar: Bildirme, bildirim, haber verme. Suçlu saydığı birini veya suç saydığı bir olayı yetkili makama gizlice bildirme, ele verme.
İhanet: Kendisine maddi veya manevi olarak bağlı olunması gereken bir şeye karşı, bu bağlılığı hiçe sayacak şekilde onun zararına harekette bulunma, hainlik etme, hıyanet.
İspiyon: dünya üzerinde yer etmiş en iğrenç davranışlardan birisi. Kime edilir, neye edilir, niye edilir, nereye varılır sorularını akıllara getirir. Demek ki kişi acizdir ve sorununu, rahatsızlığını çözememiştir, hopp top başkasına atılır, pas verilir, çalım yapılır. Ya da başka bir tanımla; birinin sırlarını, davranışlarını, düşüncelerini gözleyerek yetkili kişilere bildirmek
Sanat: Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında ustaca kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda gerekli kuralların tümüne uyularak ortaya çıkan üstün yaratıcılık.
Yukarıdaki sözcüklerin anlamlarını ararken hoşuma giden bir şey fark ettim: http://www.tdk.gov.tr adresinde 26 Eylül 2006 tarihinden itibaren inkar sözcüğü 256.125.158 kez aranmış iken sanat sözcüğü 7.035 kere daha ondan fazla aranmış!
Bu hafta boyunca servis edilen veya paylaşılan bilgiler; sanırım benim gibi pek çok kişinin aklındaki soru işaretlerinin en azından bir kısmını aydınlattı. Süreç devam ediyor.

tut ki gecedir
karanlık sıvaşır ellerine camlardan
birden kırmızıya döner
trafik ışıkları
kükürtlü dumanlar yükselir
korkuya batmış
camkırığı adamlardan
tehlikeye büyür sakalları
tut ki gecedir
ihbarlar birer sansar
bir telefondan bir telefona atlar
yeraltı örgütleri tetik üstünde
adres değiştirmiş silah kaçakçıları
fahişeler birbirinden kuşkulanıyor
tut ki gecedir
katiller huzursuz
hırsızlar sinirli
hainler ürkekçedir
elleri telefona kendiliğinden uzanıyor
ihanete gece müthiş bir gerekçedir
ihbarlar birer sansar
bir telefondan bir telefona atlar
ihanet bir bilmecedir.