Ali Baturay

 

Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile

31 July 2016, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

“Müzakere”, “Çözüm”, “çözüm süreci” sözlerinden artık içinize fenalık geldiğini biliyorum.

Tamam, tamam, klasik bir “Kıbrıs sorunu” yazısı yazacak değilim, rahat olun...

Müzakereleri de değerlendirmeyeceğim, o konunun bir hayli uzmanı var, peee bize gelene kadar nice uzmanlar ele alıyor... Söyleyeceklerim var elbette ama şimdi değil, sonra.

Bir pazar günü Kıbrıs sorunu uzmanlığı taslayacak halim yok...

“Çözümcü” ya da “çözüm istemeyen” de demeyeceğim, çünkü herkes çözüm istiyor!

Ben hiç “çözüm istemiyorum” diyen duymadım ki, herkes istiyor zaten.

Bayılıyorum şu söze: “Herkes çözüm istiyor ama yöntemleri farklı...”

“İstemem de şuna; “İstemem, inanmıyorum, Kıbrıs Türk toplumunun çıkarları çözümde değildir” de daha kabul edilirdir. Katıldığım bir görüş değil ama en azından dürüst bir tavırdır.

Kimler neden çözüm istemez defalarca yazdığımız bir konudur, mesela Serhat İncirli bin kez yazmıştır bu konuyu... Tekrar etmeye gerek yok...

Ben konuyu, UBP-DP Hükümeti’nin devam eden “çözüm çabalarına” nasıl baktığına getireceğim.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın önemli bir oy oranıyla seçilmesi ve toplumdan da önemli bir kredisi olması, güvenilir bir lider imajı çizmesi, her kesimin görüşüne önem verdiğini belli etmesi, hükümeti temkinli olmaya itiyor. Birazcık gözlem yapabilirseniz, aslında Cumhurbaşkanına zerre destek verme niyetinde değiller.

Yok uydurmuyorum, yani siz fark etmiyor musunuz? Fark etmiyorsanız, çok safsınız demektir.

Şimdi toplum tarafından kredisi olan, konuşmasına, adımlarına bu kadar dikkat eden, falsosu bulunmayan birisine direkt saldırırsanız eksi puan size yazılır, o nedenle hükümet yetkilileri oldukça nazik.

Ancak tepkilerini ağırcık ağırcık, biraz üstü kapalı göstermeye başladılar.

Çok gereksiz görüyorum hükümetin Cumhurbaşkanı Akıncı’ya karşı ağırdan aldığı tavrı.

Hükümetin bu hassas dönemde cumhurbaşkanı ile atışmaya, ona üstü kapalı da olsa tehdit savurmaya, aba altından sopa göstermeye hiç gerek yoktur.

Hükümet kendi işini yapsın; vaatlerinin daha urubunu yerine getirmiş değiller.

Kıbrıs sorununa gelene kadar daha yapacak milyon tane işleri var.

Günü geldiğinde katkılarını da tepkilerini de ortaya koysunlar.

Kötü bir çözüm planı ortaya çıkarsa engellemek için çabalasınlar, bu onların en büyük hakkıdır.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun ayinler konusunda cumhurbaşkanı ile atışması, ters düşmesi ne kadar gereksizse, Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün de müzakere masasında hükümetten bir temsilci olması gerektiğini söylemesi de o kadar gereksizdir.

Özgürgün, “Ana muhalefet ve muhalefetten temsilci var” demektedir ama bu doğru bir tespit değildir.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Özdil Nami’yi müzakereci olarak seçerken CTP’li olduğu için seçmemiştir, ya da o dönem CTP hükümettedir diye tercih etmiş değildir.

Akıncı, Nami’yi tecrübeli olduğu, daha önce bu görevde bulunduğu için seçmiştir...

Görevlendireceği yeni kişi tecrübe kazanana kadar zaman kaybedilmesin diye Akıncı, Nami’yi tercih etmiştir.

Özdil Nami de müzakere heyetinde “CTP’li Nami” olarak görev yapıyor değil.

Aynı şekilde Akıncı’nın heyetinde, yanında politik akrabalığı olan kişiler var diye bu kişiler “TDP temsilcisi” olarak görülmemelidir.

“Hükümetle kopuk görünen görüşme süreci var” diyor Özgürgün. Hiç de kopuk değil bana göre...

Müzakerelerin tutanakları düzenli olarak Sayın Özgürgün’e ulaşmaktadır, düzenli olarak da Başbakan Yardımcısı ile birlikte her hafta Cumhurbaşkanı Akıncı ile görüşmektedirler, cumhurbaşkanını dinlemekte kendi görüşlerini de aktarmaktadırlar...

Bilmedikleri bir şey yoktur, müzakerelerin bu aşamasına gelmişken şimdi yeni yöntemler tavsiye etmek, ortayı bulandırmaktan başka işe yaramaz.

“Şikayet olarak söylemiyorum” diyor Sayın Özgürgün, e şikayetiniz yoksa söylemeyin.

Söyleyip de kafaları karıştırmayın... Önce Sayın Zorlu Töre söyledi, ardından Sayın Ersin Tatar, şimdi de Sayın Özgürgün...

UBP’yi müzakere sürecinde olamama derdi tuttu, sanki hükümetten biri olunca bir şey değişecek?

Örneğin Cumhurbaşkanı ile “ayinler” gibi insani konuda dahi ters düşmüş bir Dışişleri Bakanı’nı müzakere sürecine dahil etmek ne kadar verimli bir hareket olur?

Cumhurbaşkanı tüm kesimlerin görüşlerini dikkate alıyordur ve bu hassasiyetlerden özümseyeceği bir çözüm planını, mümkün olursa halkının önüne getirecektir.

Siz UBP olarak dert etmeyin, önce hükümetteki diğer görevlerinizi yerine getirin, tetikte olun, Sayın Akıncı kötü bir adım atarsa o zaman ortaya çıkarsınız...

Sanki her şey bitti, alınan alındı, verilen verildi, ortaya bir plan ve harita çıktı da UBP’yi tuttu gaile.

Keşke o raddeye gelsek de siz de bunun varsa kötü tarafı, hesabını sorsanız?

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?