Ali Baturay

 

 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun

01 August 2016, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Türkiye’de darbe girişiminin ilk günlerinde tüm siyasi partilerin benzer tepkiler vermesi, “ilk kez bir konuda tek ses verdiler” diye algılanmış, “marazdan iyilik çıktı” yorumları yapılmıştı.

Tüm siyasi partilerin darbe girişimi karşıtı açıklamaları ve mecliste de benzer bir hava olması, “keşke birçok konuda böyle görüş birliği olsa” dedirtti ancak bu “uyumlu hava” uzun sürmedi.

Hükümetin olağanüstü hal ilan etmesiyle birlikte, hatta henüz olağanüstü hal ilan edilmeden bile başlattığı tasfiye operasyonu diğer partileri rahatsız etti.

Ak Parti’nin belli ki darbe girişiminden önce hazırladığı ancak uygulamaya koyamadığı “temizlik listeleri” darbe girişimi fırsat bilinerek uygulanıyor.

Zaten bu kadar kısa bir zamanda böylesine geniş kapsamlı listeler hazırlayıp da binlerce insanı “suçlular- hainler” tarafına almanın başka bir izahı olamaz.

FETÖ’cü avına çıkan hükümetin, aslında geçmişte canını sıkan herkesi topluyor olması tabii ki baştaki birlikteliği sekteye uğrattı.

Yakalanan, gözaltına alınan, tutuklananlar arasında geçmişte hiçbir şekilde Fethullah Gülen Cemaati ile yolu kesişmeyen, hatta karşısında olan insanlar bulunduğu iddia ediliyor.

Tabii geçmişte ‘cemaat’le bir şekilde ilişkisi olan, dershanelerinde, okullarında eğitim almış, hastanelerinde bulunmuş tüm insanlara darbeci ya da terörist damgası vurmak, onları suçlu ilan etmek doğru mudur? Bence değil... Şüphe ile masum insanları fişlemek gayri insani bir tutumdur.

Binlerce insanın tümü de darbeci midir? Mümkün müdür böyle bir şey...

Darbe girişiminden önce de çok sayıda gazeteci hapisti ya da mahkemelerde sürünüyordu.

AK Parti iktidarı tek tip, kendine bağlı bir medya yaratmıştı.

Darbe girişiminden sonra sayı daha da arttı, sanki de tanklarla, uçaklarla, helikopterler, silahlarla saldıran gazetecilermiş gibi davranılıyor.

Yakalanan gazetecilerin birçoğunun cemaatle uzaktan yakından ilgisi alakası yok... Bir şekilde Gülen’e yakın gazetelerde yer almış gazetecilerin de terörist muamelesi görmesi ne kadar doğrudur ki?

Binlerce insan toplamanın sakıncaları yüksektir, kurunun yanında yaşın da yanması muhtemeldir ki öyle de oluyor.

Darbe engellenerek demokrasinin kurtarıldığı söyleniyor ama darbe girişimi sonrası cadı avı ve olağanüstü hal ilanı ile demokrasi tamamen rafa kaldırılmıştır.

Hükümet ve cumhurbaşkanı, “bizden olanlar ve diğerleri” anlayışını benimsemiş durumda.

FETÖ’cü avına çıkanların ağına, tüm kesimlerden insanlar, gazeteciler, sendikacılar da takılıyor.

Olağanüstü hallerde mağdurlar yine normal halk, işçi, emekçi kesimi oluyor.

Yine mağduriyetlerin en büyüğü en alttakileri vuruyor. Zaten az olan işçinin emekçinin hakkı tamamen kesintiye uğruyor. Sendikal faaliyetler kısıtlandığı için işveren bundan fazlasıyla faydalanıyor.

Bazı işyerlerinde olağanüstü hali fırsat bilen patronlar işçi çıkarma ve hak budama yarışına girişti.

12 Eylül 1980 darbesinde nasıl ki kurtulmak istedikleri insanları “anarşisttir” diyerek askerlere şikayet edip tutuklattırıyorsa, şimdi de aynısını “FETÖ’cüdür” diye hükümete şikayet ediyorlar.

Hah işte burada duruyorum, bu mübarek KKTC’de de bazı kesimler bunu yapmaya çalışıyor, darbe girişimini, fırsat bilerek, Türkiye’deki fişleme, adam gammazlama, cadı avı hadisesinin ülkemize gelmesini istiyorlar.

İşi gücü bırakan bazı kimseler, ülkemizden insanları gammazladılar, sonuç alamadılar, şimdi de dedikodu çarkını döndürüyorlar, bazı insanların ismini haksız yere FETÖ’cü diye lanse etmeye çalışıyor, tutuklanacaklarını, işyerlerinin kapatılacağını falan yayıyorlar.

Zaten kör topal olan demokrasimizin tamamen ortadan kalmasını, ülkeye Türkiye’deki olağanüstü halin gelmesini istiyorlar.

Bunca yıl “hain” ilan ettikleri ya da menfaat elde edemedikleri insanları tutuklattırıp, onlardan kurtulmanın yolunu arıyorlar anlaşılan.  Ne akıl ama ha?

Türkiye’de darbe girişiminin ardından, ta baştan İnsan Hakları Sözleşmesi askıya alındı, idam çağrılmaya başlandı, olağanüstü halle birlikte adım adım demokrasiden uzaklaşıldı...

Demokrasi darbeleri kovar ancak, darbe girişimini püskürterek sivil darbe ortamı yaratmak yeni darbeleri çağırmaktır, ondan uzaklaşmak değil.

Darbeler kusursuz demokrasi ortamında yaşayamaz ama demokrasi olmayan ya da kısık demokrasilerde mutlaka yeniden hortlar.

“Biz ve diğerleri” mantığı darbeyi çağırır ama “hepimiz” dediğimiz ortamlar darbe ve ayaklanmayı kovar...

“Nefret” ve intikam” kişiye bugün kazandığı duygusunu yaratabilir ama gelecekte ona mutlaka yeni intikamlar ve nefretlerle geri döner, o yüzden suçluyu ararken duyguyla değil mantıkla, kanıtlar üzerinden, demokratik araçlarla hareket etmek gerekir. Demokrasinin tek anlamı vardır, sizin katacağınız anlamlar geçersiz ve tehlikelidir. Bu söylediklerim, aklında “Türkiye’deki cadı avını Kıbrıs’a çağırmak” olanlara da gitsin...

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?