Ali Baturay

 

Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar?

04 August 2016, Thursday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Hem sosyal medyada hem de gazetelerde görmüşsünüzdür mutlaka, Kanlıköy Göleti’nin kurumuş halini...

“Olabilir, yıl kurak geçti, havalar da çok sıcak” diyebilirsiniz.

Evet, yıl kurak geçti, havalar da çok sıcak, geçtiğimiz günlerde biz de yazdık, göletlerde çok az su kaldığını ama bu gölet sırf bu nedenlerden kurumadı.

İçi balık dolu, görenlerin yüreklerini burkan bu korkunç manzaranın tek nedeni kuraklık ve aşırı sıcaklar değildir.

İçi balık dolu göletin kuruması, açgözlü insanların sorumsuzluğunun da bir sonucudur.

Göletler kendi halinde bırakılsa belki yine bugünkü gibi az su tutacak ya da günü geldiğinde kuruyacak.

Ancak bu kuruma süresi daha uzun sürebilir, belki yeni yağmurlara kadar gidebilirdi ama hayır ettirmiyorlar ki.

Adamlar geliyor, dayayıp tankeri suyu çekiyor.

Sanki de babasının malıymış gibi.

İnsanımızın bu arsızlığı, bu açgözlülüğü olmasa o gölet kurumayacak, o kadar balık da ölmeyecekti.

Göletten herkes canının çektiği gibi su çekebilir mi?

Tabii ki hayır...

Özellikle Biyologlar Derneği bu konuda defalarca uyarı yaptı, yapmaya da devam ediyor ama dinleyen, takan kim?

Çevre Yasası’nda “göletlerde su seviyesinin düşmesi ve doğal hayatın tehlikeye girmesi halinde tarımsal amaçlı su çekmenin durdurulması” hükmü bulunduğu uyarısını defalarca yaptılar.

Dinler mi açgözlü adamlar?

Tamam bu kadar zaman suyu çektiniz ama baktınız ki artık gölet kurumaya yüz tutmuş, durun artık çekmeyin, hem söz konusu suda yaşayan canlılar hem de bölgedeki diğer doğal hayata zarar vermeyin.

Bir kere de bencil olmayın...

Daha kısa süre önce arkadaşlarımız orasının fotoğrafını çekmişti, çok su yoktu ama kuruyacak gibi de değildi ama adamlar acımasızca suyu çekti ve 6-7 günde gölet kurudu.

Her konudaki açgözlülüğümüz, insafsızlığımız, “benim işim olsun da başkası ne isterse olsun” mantığımız bu konuda da kendini gösterdi.

Çevre Yasası’nda madde var göletleri korumak için ama yasayı uygulayan kim?

Çevre Yasası’nın yalnızca göletler için değil, çevremizi korumak için daha onlarca yasası tüzüğü var ama dönün bir çevrenize bakın bakalım durum nasıl?

Çok merak ediyorum Çevre Bakanlığı ve Çevre Koruma Dairesi neden var, ne işe yarar?

Özellikle Çevre Koruma Dairesi’nin bu kadar yetersiz, bu kadar eli kolu bağlı hali gerçekten üzüntü verici.

Eğer çevre bu kadar kötü durumdayken, hiçbir şey yapamayacak durumdaysa Çevre Bakanlığı ve Çevre Koruma Dairesi, kapatsınlar onları...

Biliyorum, kötü bir öneri, “okulları idare edemeyecekseniz kapatın” der gibi ama insan öfkeleniyor karşılaştığı manzaralar karşısında.

Göletlerin suyunun çekilip kurutulması yanında kirletilmesi de var tabii...

Bölgeye gidenler acımadan göletleri kirletiyor...

Biyologlar Derneği, aynı ülkenin farklı yasalarının bir birine ters olmasına da dikkat çekerek; Çevre Koruma Dairesi yasalarına göre göletlerden balık avlamanın yasak ama Hayvancılık Dairesi’ne göre serbest olduğunu söylüyor.

Serbest bırakan yasaya dayanarak, göletlerden balık avlamaya gelenler de göletleri çöplüğe çeviriyor.

Gerçi Hayvancılık Dairesi de göletlerden balık avlamayı yasaklasa ne olacak ki?

Kim yasaları takıyor, kim dikkate alıyor?

Zaten açgözlü adamlar geliyor, suyu çekiyor, göleti kurutuyor ve balıkçılar için de yasaya gerek kalmıyor.

Kanlıköy Göleti kurudu, balıklar öldü, etrafı kötü koku sardı.

Şimdi Çevre Koruma Dairesi ne yapacak sizce, acaba orayı temizlerler mi?

Hiç sanmam, hiçbir şey yapmayacaklar... Hikaye aynı, personel yok, teçhizat yok...

Bu mazeretler bizi ilgilendirmez, Çevre Koruma Dairesi göletlere sahip çıkmalıdır, yasalar boşuna yapılmıyor, doğal kaynaklarımız tüm toplumundur, birkaç açıkgözün değil...

Yeter artık, yeter artık bazı kimselerin açıkgözlüğü, yeter bu arsızlıklar, yeter bu sorumsuzluk, yeter bu devlet kurumlarının hiçbir şey yapamaması durumu...

Yine mi boş verelim, buna da mı bakmayacaksınız, bu da mı birilerinin yanına kalacak?

Hade öyle olsun, buna da boş verelim ama bir kez daha soruyorum, buraların korunmasından sorumlu olan sizler ne işe yarıyorsunuz?

Sökün atın tabelalarınızı ve eve gidin, siz olsanız da olmasanız da bir şey değişmiyor zaten...

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?