Ali Baturay

 

Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an

06 August 2016, Saturday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Lefkoşa’daki “Demokrasiye Destek Mitingi”ni dikkatlice izledim.

Biliyorsunuz, mitinge karşı değilim ama katılım için gönüllülük esası değil de zorlama yöntemine gidilmesini eleştirmiştim dünkü yazımda.

Mitingin siyasilerin şovuna dönüştürülmeye çalışılmasını, halk kullanılarak, hükümetin gövde gösterisi yapma isteğini hoş bulmadığımı söylemiştim.

Dün akşam iyi bir kalabalık toplandı, gönülden, en temiz duygularıyla gelen de vardı, zoraki orada bulunan da...

Aslında o kadar uğraşıya, organizasyona göre daha da kalabalık olabilirdi.

Kıbrıs Türk halkının inat bir tarafı vardır, yapacaksa bile ısrar ederseniz, hele de işin içine tehdit girerse, huylanır, vazgeçer...

Kıbrıs Türk halkı içinde darbe girişimine destek verecek, askerlerin Türkiye’de yarattığı tahribatı onaylayacak kesim yoktur bence. Varsa da çok azdır...

Kıbrıs Türk halkının tüm kesimleri; sağcısı, solcusu ortadaki, apolitiği herkes darbeyi kınadı.

Herkes yaşananlara üzüldü.

Darbe girişimini desteklemek için insanın aklını peynir ekmekle yemesi gerekir bence.

Gerçekten bir halk hareketiyle miting düzenlense, emin olun ki dün akşamınkinden çok daha fazla kalabalık toplanırdı meydana...

İşin içine siyasiler girince, tehdit kokan yöntemlere başvurulunca, yoklama- sayma gibi askeri yöntemlerle demokrasi mitingi düzenlenmeye çalışılınca tabii ki insanlar da huylandı.

Neyse onlar geçti, oldukça kalabalık ve bol bayraklı bir miting oldu,

Ülkemize gelerek mitinge katılan Türkiye Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş ile telekonferansla katılan Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım, memnun kaldı.

Onlar için bu destek anlamlı...

Bu günlerde içinde bulundukları psikoloji bakımından her destek onlara güç katıyor.

Kıbrıs’ta da meydana inilip darbe karşıtı eylem yapılması tabii ki onları mutlu etmiştir.

Ben onlara buradan sesleneyim, oraya toplananların çok daha fazlası darbe girişimine karşıdır, Kıbrıs Türk toplumu Türkiye’nin başına böyle olaylar gelmesini hiç istemez.

Emin olabilirler ki Türkiye halkı kadar Kıbrıs Türk halkı da darbelerden nefret ediyor, böyle olaylardan tedirgin oluyor.

Sanmasınlar ki dün akşam meydana toplanan kadardır darbe karşıtları.

Sol partiler, sol örgütler, bazı sendikalar, dernekler, kurumlar ve Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı orada yoktu diye Türkiye’yi yalnız bıraktılar ya da darbe karşıtı değildirler sanmayın sakın...

Orada yoksa yukarıda saydığım kesimler, mitingin hükümet şovuna dönüştürülmesine ve halkı oraya toplama yöntemine tepkilerindendir.

Yoksa darbenin ne olduğunu ve bir ülkenin başına neler getirebileceğini emin olun ki meydanda olmayan o yukarıda saydıklarım çok daha iyi biliyor.

Miting devam ederken BRTK röportajlar yapıyordu, BRTK’ya konuşan bazı siyasilerin konuşmaları o kadar yapmacıktı ki insanın tüyleri kalkıyor...

Neyse, her şey geride kaldı, ben yine de mitinge gidenlerin ayağına, yüreğine sağlık derken, çok sırıtan iki duruma değinerek yazımı bitirmek istiyorum...

Başbakan Hüseyin Özgürgün sahneye çıktığında, “Başbakan burada Akıncı nerede?” sloganları atılarak, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın hedef gösterilmesi hiç iyi olmadı, bir kere mitingin ruhuna ters bir hareket.

Bu sloganların orada doğaçlama, halkın içinden gelen bir şey olduğuna yani organize gerçekleşmediğine hiç kimse beni inandıramaz.

Kafamı kesseniz inanmam, bu maksatlı, hesaplı yaptırılan bir hareketti ve hiç yakışmadı.

İşte orada olmayanların neden orada olmadığına bir cevaptır bu hedef gösterme.

Orada bulunmayan cumhurbaşkanı, ikinci cumhurbaşkanı, siyasi partiler, sendikalar, darbe girişimini yürekten, samimiyetle kınamıştır...

O siyasi partiler, sendikalar ki meydana gitmedi diye eleştiriliyor, darbe gerçekleştirilse de darbecileri kınayacaktı ama bugün aslan kesilen, demokrasi kahramanına dönüşen bazıları kınayabilecek miydi, şüpheliyim.

Bir de TUĞRUL Türkeş’in konuşması sırasında darbeciler için “idam” istenmesi çok sırıttı.

Bu topraklarda “idam” tercih edilen bir yöntem değildir, “idam” yoktur Kıbrıslı Türklerin kitabında.

“İdam” sloganı o kadar uzak, o kadar yapmacık duruyordu ki; sanki bir an miting başka bir zaman ve mekana kaymış gibiydi...

Ya da miting başka bir zaman ve mekandan gelmiş gibi, bilmem anlatabildim mi?

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?