Ali Baturay

 

Bir ihale süreci ve ilkesizlik  

07 August 2016, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Kaç gündür gazetelerde okuyorsunuzdur mutlaka “Larvasit İhalesi” diye bir haber...

Tuhaf ülkemizin, tuhaf işlerinden biri daha...

Konu son derece basit aslında; Sağlık Bakanlığı’nın sineklerle mücadele kapsamında 3 bin kilogram ‘biyolojik larvasit’ temini için açtığı bir ihale...

İhalenin şartları belli, başvuranlar belli, sundukları bedeller belli, ne istendiği biliniyor...

Bu durumda ne yapar ihale komisyonu, oturur, sunulan ürüne ve fiyatına bakar ve kararını verir.

Yok oğlum, olmuyor, iki aydır komisyon karar veremiyor, olay neredeyse dünyanın en kompleks, en zor işiymiş gibi...

İhalenin kapanma tarihinden buraya iki ay geçiyor ama olmuyor, sonuçlanamıyor, zaten bir kez ertelenmişti, şimdi iptal aşamasına kadar geldi. Ne tuhaf değil mi?

Tabii ihale sonuçlanamazken gazetelerde ha bire haberler çıkıyor, taraflar bir birini suçluyor.

Bizim gazetemiz de dahil birkaç gazetede haberler yer alıyor, her kafadan bir ses çıkıyor.

Ülkemizde yaklaşık 15 yıldır sineklerle mücadele için “biyolojik larvasit” kullanılıyorken, bu yıl ansızın “kimyasala” dönme adımları atılıyor. Filmin adını da “yarı biyolojik” koydular.

Birdenbire “biyolojik ilaçlamayı” tartıştırmaya başladılar, yok kimyasal da olabilirmiş, yok yarı biyolojik de zararsızmış gibi saçma sapan, gereksiz tartışmalar... Yani biyolojik ilaçlamadan uzaklaşma hazırlıkları...

Bunların nedeni de birisine imtiyaz sağlama girişimi...

Olayı bu kadar karmaşıklaştırmaya gerek yok aslında ama iddiaya göre, ortaya konulan şartlara uygun olmadığı için ihaleye katılamayan bir şirketi zorla şimdi sürece dahi etmeye çabalıyorlar...

Kardeşim sizin şartlarınız var, ihaleye şartları uygun olanlar katıldı, uygun olmayan dışarıda kaldı, bitirin artık bu işi... Gelecek sene şartlara uygun ilaç temin eder o da katılır, nedir yani bu kadar bekleme bu kadar uzatma?

Olur mu ama illa ki nüfuzlu biridir, partiye yakındır, istediği bir şekilde olacak.

Her zaman olduğu gibi şartlar bu şirkete uyacak ve ihale tekrar açılacak.

Olayın içine basın girmese ihale iptal edilip tekrar açılacak; hatta kesin iptal olacağına inananlar var.

Bazı gazeteler iptal olacağını dahi yazdı, çünkü Sağlık Bakanı ile Tarım Dairesi Müdürü yakın çevresine ihalenin iptal olacağını söyledi. Gazeteler bastırınca iptal gerçekleşemedi ama olmayacak diye bir şey yok.

Bakın Karaoğlanoğlu’nda otel inşaatının yasaya göre 4 katı geçmemesi gerekiyor ama ilgili şirket 7’ye çıktı, 10’a da çıkacak, hükümet de şu sıralar yasaları onlara uydurmaya çalışıyor. Emirname ile şirketin isteği yerine getirilecek.

İşte biyolojik larvasit ihalesinde de aynısı olacak, bir şekilde illa ki diğer şirket de sürece dahil edilecek.

Peki ama şirketin biyolojik ilacı yokmuş, yarı biyolojikmiş onunki...

Olsun, 15 sene sonra kural değişecek, milattan önceki ilaçlama yöntemine dönülecek, maksat kendi adamlarını memnun etsinler.

“Tarım ve İlaçlama Denetleme Kurulu”, ki bu kuruldur işi tıkayan, illa ki ihaleyi iptal ettirecek.

Bu kurul var ya, “kimyasal ilaca dönüp herkesi zehirlemeyi uygun bulduğu için” kendini feshetmesi gerekir.

Kurul adına açıklama yapan Tarım Dairesi Müdürü Mehmet Akif Ünsal’ın sözlerinden şifreyi çıkarmak mümkün; “Yarı biyolojik, yarı kimyasal ilacın da kullanılabileceği yönünde karar aldık, Sağlık Bakanlığı’na tavsiyede bulunduk” diyor. Bakın bakın, olaya bakın, biyolojikten geri adım atıp yarı kimyasala dönecekler...

Mehmet Akif Ünsal Bey diyor ki “İlaç Avrupa ülkeleri haricinde dünyanın birçok ülkesinde kullanılıyor...”

Lâfa bak yahu... Avrupa Birliği’ni hedefleyen ülkenin daire müdürünün ettiği lâfa bak sen...

Çünkü Avrupalılar geri zekalı, Avrupalılar aptal, “zararı kanıtlanmış kimyasal ilaçlamadan uzaklaşırken” sağlıklarını değil de sırf sosyetiklik olsun diye biyolojik ilaçlamaya döndüler! Öyle sanıyorsunuz değil mi?.

Avrupa dışında kullanılıyormuş, nerede acaba? Pakistan’da mı, Hindistan’da, Tanzanya’da, Uganda’da mı?

Ülke isimlerini kafadan atıyorum tabii ki; bana ne be Avrupa dışındaki ülkelerden?

Avrupalılar yasaklamışsa bir bildiği vardır elbet ve siz de biliyorsunuz zaten hangisinin zararlı hangisinin yararlı olduğunu...

Ayıptır, günahtır, bu kadar zamandır uygulanan yöntemden geriye dönmeyin, sırf birine torpil yapacaksınız diye doğayı da insanları da zehirlemeyin.

Sırf birileri kazanacak diye insanların yaşamını riske atmayın, her alanda sırf bu açgözlü tavırlar nedeniyle insanlar zehirleniyor, kanser vakaları arttı ama kimin umurunda, iterse bir kişi kalmasın ama birileri para kazasın...  Bu arada bazı gazetelerde bazı kimseler; “yarı kimyasal daha ucuza gelecek, devlet fazladan para kaybetmeyecek” diyor.

Devlet her alanda boş yere para harcayacak ama insan sağlığına uygun biyolojik ilaç alınacakken tasarruf düşünecek. Hayır efendim, daha pahalı da olsa kimyasala dönülmeyecek, biyolojik yönteme devam edilecek.

Halk sağlığı söz konusu olunca mı tasarruf aklınıza geliyor?

Hepimizi aptal yerine koyuyorlar... Lanet olsun böyle partizanlığa da böyle ilkesizliğe de...

 

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?