Ali Baturay

 

Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz

09 August 2016, Tuesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Yenierenköy Belediye Başkanı Mesut Yıkıcı’nın istifası farklı şekillerde yorumlandı...

Kimilerine göre aday olurken zaten belediyenin batak olduğunu biliyordu, çözüm üretmek iddiasıyla geldi, başaramadı, yapması gereken istifa etmek değil, vaat ettiği çözümü bulmaktı.

Başka bir görüşe göre ise yapabileceklerini yaptı, borç çok büyük, belediyenin yeterli gelir kaynağı yok, devletten beklediği destek de gelmeyince yapabilecek başka bir şeyi yoktu, üstelik ülkemizde pek alışık olmadığımız bir davranış olan istifası da takdir edilmesi gerekir...

Her iki görüşün de haklı tarafları var ama esas konu bu değil tabii ki...

Belediyeler neden bu duruma geliyor, fotoğrafın geneline bakmak lazım.

Tabii iki görüşe kısaca bakmak gerekirse; yalnızca belediyelerde değil, ülkeyi yönetmeye talip olan siyasilerin de yapması gereken, nereyi yönetmeye talip olduklarına iyice bakmalıdırlar.

“Ben nereye talip oluyorum? Burası batak, kurtarabilir miyim? Projem nedir? Bu proje uygulanabilir mi, yürür mü?” diye iyice tartmalıdır... “Gireyim kazanayım da bir bakarız” olmaz.

Büyük iddialarla iktidara gelen partilerin, işe koyulunca enkaz edebiyatı yapması, bir önceki yöneticileri suçlaması artık bayatlamış ve duymak istemediğimiz şeylerdir.

Halk sizi o bataklığı kurutasınız diye seçiyor, şikayet edesin diye değil.

Diğer taraftan her şeyi deneyip de başarılı olamayınca açıkça bunu ortaya koyup, “Yapacağımı umuyordum ama yapamadım. Her şeyi denedim ama olmadı, zorlamaya gerek yok istifa ediyorum” tavrı da takdir edilecek bir davranıştır.

Orada oturmaya devam edip de sürekli şikayet edeceğine istifa etmek gerçekten de onurlu bir tavırdır...

Mesut Yıkıcı’nın ortaya koyduğu tabloya bakınca gerçekten de altından kalkılacak bir yük değildi omuzlarındaki.

Yenierenköy Belediyesi’nin borcunun, geçici tedbirlerle üstesinden gelinmesi imkansız.

Belediyeler Değişiklik Yasası geçti ama birçok belediye için yasa geçene kadar olan olmuştu.

Sonuçta yasa havadan para akıtacak değil, bundan sonrası için tedbir amaçlıydı.

Peki belediyeler neden böyle oldu?

Partizanlık ve popülizm sayesinde tabii ki; şimdiki belediye başkanlarına “çözüm iddiasıyla geldiniz” diye yükleniyoruz da batırıp gidenler ne olacak?

Seçim kazanmak için belediyeyi personelle dolduran, ekonomik akıldan yoksun işler yapan, partiden gelen direktiflerle hareket eden belediye başkanlarından kimse hesap sormadı bugüne kadar.

Sonradan gelenler, batırıp gidenlerin enkazıyla uğraşırken esas sorumlular rahatını sürüyor.

Aslında batıran belediye başkanından da partisinden de hesap sorulmalı.

Çünkü birçok belediye başkanı, partisinden gelen direktifleri de uyguladı; fatura hem başkana hem partisine kesilmelidir.

Yeni yasa, belediye başkanlarının sorumluluktan kaçmasını engelliyormuş...

Engelliyormuş diyorum çünkü bizde yasalar var da yasaları uygulayan yok, ben bunun da uygulanacağına şüpheliyim.

Bu memlekette Sayıştay diye bir kurum var, işi denetlemek... İşini tam yapsa Sayıştay, belki belediyelerin başındakiler bu kadar rahat olamayacak, korkusuzca batağa doğru gidemeyecekti ama nerede?

Lefkoşa Belediyesi’nde işini yapmayan Sayıştay, Yenierenköy Belediyesi’nde de kendisinden bekleneni veremedi, Mesut Yıkıcı, Sayıştay’ı bekleye bekleye sonunda istifa etti.

Bazı belediye başkanları “Ne yapayım, parti başkanı liste yolladı, ben de adamları işe aldım” diyor.

Sanki partisi kabile, parti başkanı kabile reisi, her istediğini yapacak, sanki belediye başkanının aklı yok, böyle bir mazeret olamaz.

Tabii, göreve yeni gelen belediye başkanları da popülist.

Belediyelerin kapasitesinin kat kat üstünde personel var, “Personel çıkaramam” diyorlar.

Evet insanların suçu yok, birileri “gel” dedi onlar da işe girdi, evleri aileleri var, kurulu düzenleri var, işten atarsan perişan olacak.

Tamam doğru, ancak duygusal olmak sonuç vermiyor, personel kalsın, yüksek maaşları da kalsın, ekstradan hakları da kalsın.

Peki ne olacak, belediye batacak ve hep birlikte batacaklar, hiçbir sınav, kriter ve benzeri şartlar aranmadan partizanca işe alınanlarla birlikte hepsi uçuruma yuvarlanacak.

Sonra da devlet yardım etsin?

Devlet niye yardım etsin, devlet niye başkalarının hatasının bedelini ödesin, niye partizanca istihdamların bedelini halk ödesin?

Niye benim vergilerimle başkalarının hovardalığının bedeli ödensin?

Niye başkasının hatalarından dolayı batan belediyelerden halk hizmet alamasın?

Biraz gerçekçi olalım, diğer seçimde oy kaybetmeme uğruna popülist davranılmasın.

Tamam, bulunduğu konum itibarıyla gelirleri fazla olan belediyeler var, olmayanlar var ama işte fazla geliri olmayan da boyuna göre hareket edecek, belediyeyi batırıp da ağlama duvarları yaratmayacak.

Batıran popülist, yerine gelen de “adam çıkarmam”, “haklarını budamam” derse savurganlığı durduramayıp, popülist davranırsa ortaya işte böyle arabesk durumlar çıkar.

Ne isterse olsun batırandan hesap sorulmalıdır, hem kendisinden hem partisinden, göreve gelen de gidenin usulsüzlükleri ve ekonomik akıldan yoksun kurduğu sistemi yürütmeye çalışmamalıdır.

Vatandaşın başkasının yarattığı enkazı ödemeye ne parası vardır ne de “hizmet verememek” olarak dönen çileyi çekmeye hali...

Belediyeler “melodram” yaratıp gözyaşıyla, duygu sömürüsüyle bir yere gidemez.

Yeni yasa gereği belediyelerin sayıları azaltılıp merkezileştirilmelidir, hem de hiç vakit kaybetmeden bu yapılmalıdır...

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?