Ali Baturay

 

Merdiveni arızalı itfaiye aracı

10 August 2016, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Yenboğaziçi bölgesinde cumartesi sabahı Sky Venüs isimli otel kundaklandı ve içindeki insanlar ölümden döndü...

Otel sahibine zarar vermeye çalışan kundakçılar, aslında birçok insanın hayatını tehlikeye attıklarının farkında mıdırlar bilmiyorum.

Eğer bu zarar verme çabasının içinde insanların yanarak ölmesi de varsaydı, bunun büyük bir canilik, vicdansızlık, cinayet girişimi olduğunu söylemem lazım ve umarım tez zamanda yakalanırlar...

Gazetelerden okuduğumuz kadarıyla yangının can kaybı olmadan atlatılmasında Mağusa İtfaiyesi’nin büyük katkısı varmış.

İtfaiyeciler çok süratli davranmış ve insanüstü çaba sarf etmiş...

İtfaiyecileri takdir ettik ama orada itfaiye araçlarından uzun merdiveni bulunanın arızalı olması, üst katlarda olan insanların büyük korku yaşamasına neden oldu.

Ya itfaiyeye zamanında haber verilemese, bu kadar çabuk orada olamasalar, alevler binayı tamamen sarsa ve üst kattakilere ulaşılamasa ne olacaktı?

Pencerelerden sarkan insanlar ya cayır cayır yanacak, ya dumandan boğulacak ya da beşinci- altıncı kattan kendisini aşağıya mı atacaktı?

Ne olacaktı, insanlar cayır cayır yanarken itfaiyeciler onları aşağıda seyredecek miydi?

“Olmadı ama böyle bir şey, olmayan şey için ‘seydi saydı’ diye konuşmayın” diyebilir birileri.

Evet olmadı, iyi ki de olmadı ama ya olsaydı?

“Olmadı,” “Bize bir şey olmaz,” “Bir çaresine bakardık” ile olmaz bu işler.

En kötüsünü düşünerek, önlem alacaksınız ki başınıza kötü bir şey gelmesin.

Soruyorum; eğer dediğim gibi olsa ve uzun merdivenli itfaiye yine bozuk olsa hesabını kim verecekti?

Koskoca Mağusa’nın itfaiye aracı bozuk...

Mağusa’da apartmanlarda, yüksek katlı binalarda yaşayan insanların olası bir yangında canları Allah’a emanet yani?

otelin üst katlarında, yangında mahsur kalan bir çifti tanıyorum, o anları, o dehşeti halen yaşarmış gibi anlattılar.

Öleceklerini sanmışlar, böyle bir anda neler yapılacağı konusunda daha önce okudukları, dinledikleri, izledikleri her şeyi denemeye kalkışmışlar, o kadar yüksekten atlamak da bu düşündükleri şeyler arasındaydı.

Az kalsın dumandan boğulup, öleceklerdi ve aşağıdaki itfaiye aracının merdiveni çalışmıyor.

Lefkoşa’dan merdivenli itfaiye çağırdılar...

Peehhh, Lefkoşa’dan Mağusa’ya itfaiye gelene kadar değil bir apartman, koca Mağusa yanar be kardeşim.

İşte insan hayatı KKTC’de bu kadar ucuz...

Ucuz... KKTC’de insan hayatı sudan ucuz...

İtfaiyeciler istediği kadar özverili olsun, alet edevatı, araçları hurdaysa, arızalıysa onların yapacağı da artık bir yere kadar değil mi?

Mağusa’daki o bozuk aracı değiştirmek için, bakın “tamir etmek için” demiyorum çünkü elde ettiğimiz bilgiye göre tamirattan yeni gelmiş, “değiştirmek” diyorum, değiştirmek için birilerinin ölmesi mi lazımdır?

Her yere para var da Mağusa’ya yeni, arızasız bir uzun merdivenli itfaiye aracı almak için devletimizin parası yok mu?

Hatta bir araç değil, tüm araçlar uzun merdivenli olmalı...

Tüm bölgelere bu araçlardan temin edilmeli...

Yalnızca merdiveni değil, hiçbir tarafı arızalı olmamalı...

İtfaiyecilik zaten tehlikeli bir iş, ancak itfaiyecilerin tüm teçhizatı tamam olur, son model, arızasız araçlarla hizmet verirlerse hem kendi hayatlarını daha az tehlikeye atmış, hem de insanların hayatını kurtarmış olurlar.

Lütfen duyarlı olun... Mademki KKTC’ye “devletimiz,” “devletimiz” diyorsunuz, madem ki “devlet sahibiyiz” diye gururlanıyorsunuz, o zaman devlet yönetir gibi davranın kasaba yönetir gibi değil.

Kaldı ki bazen kasaba yönetemeyecek kadar yeteneksizce işler yapılıyor ya neyse...

Her yere gereksiz para harcıyorsunuz, keyfi harcamalarınızdan vazgeçmiyorsunuz, devlet kadrolarında bir hayli beslemeniz var, bunlardan biraz kesin de insan yaşamını ilgilendiren hayati yerlere para harcayın.

Beklemeyin ölsün insanlar da ondan sonra tedbir alasınız.

Bu arada eminim Mağusa’daki o araç halen arızalıdır, zaten tamire gidip de onarılmayan araçtan hayır gelmez.

Sakın olan yeni bir olayda aynı sorunla karşımıza çıkmayın.

Merdivenli aracımız yok yangına göndermeye ama vaktimiz ve paramız var her türlü boş gösterişe ve vatan millet Sakarya edebiyatıyla kafa ütülemeye...

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?