Ali Baturay

 

Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz

11 August 2016, Thursday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Bazı okurlarımız aradı; ülkemize yatırım yapan bazı otelleri, işletmeleri eleştirdiğimi ama onların yaşadıkları sorunları göz ardı ettiğimi söylüyorlar.

“Onların da neler çektiğini bir bilseniz, daha insaflı davranırdınız” diyorlar.

Şikayetleri bürokrasi, ağır yürüyen işler, hantallık... Söz verilmesi ama bu sözlerin tutulmaması...

“Herkesin hakkını istemesi...” Burayı anlamamış gibi yaptım; “Herkesin hakkı mı dediniz? O nedir?” dedim.

Biliyordum ne anlama geldiğini ama açmasını istedim.

“Anlayın işte, telefonda bana söyletmeyin, işi halletme hakkı...” dedi karşıdaki ses...

Neyse bu üç kelimenin tek kelimelik karşılığı çok ağır, onu telaffuz etmeyelim, “işi halletme hakkı” güzel, nazik bir söz, tuttum ben bu sözü; “İşi halletme hakkı”... Bürokrasiden şikayetçi herkes... Lanet bürokrasi...

İsterseniz Türk Dil Kurumu’nun web sayfasından alıntı yaparak bürokrasinin ne anlama geldiğini yazıp, konumuza öyle devam edelim...

Bürokrasi: “Devlet kurumlarında kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştırma, kırtasiyecilik...”

Bürokrasinin bir de ikiz kardeşi varmış; merkeziyetçilik...

İsterseniz Türk Dil Kurumu’ndan onun da anlamına bakalım...

Merkeziyetçilik: “Otoritenin ve işin tek bir merkezde toplanması...”

Bizi arayanlar, bürokrasi ve merkeziyetçiliğin karşılığını, “işlerin yürümemesi”, “hantallık”, “işkence” diye tanımlıyor.

Ülkemizdeki bürokrasinin, hantallığın, Kuzey Kıbrıs’a gelen her yatırımcıyı çıldırttığını, canından bezdirdiğini ve agresif yaptığını söylüyorlar. “Biliyor musunuz bunları?” diye soruyorlar.

Bilmez olur muyum, ben uzaydan mı geldim?

Bürokrasinin, normal bir vatandaşı, sıradan, ufak bir işini yaparken bile canından bezdirirken, büyük işler yapan yatırımcıları perişan edebileceğini tahmin etmek zor değil tabii ki...

Vatandaşların devlet dairelerinde maruz kaldığı hikayeleri toplasak 100 ciltlik bir seri olur.

Akla hayale gelmeyecek saçmalıklar, ilgisizlik, “bugün git yarın gel” uygulaması, imza, mühür, onay, kağıt, dosya, sıra bekleme... Bu ülkede bürokrasi, bürokratik işlemler bir türlü süratlendirilemedi.

Sözde “e-devlet” devreye girecek ve “kağıt kullanımı”, “ıslak imza”, “baskı işleri”, “odacı”, “posta”, “pul sistemi”, “elden dağıtım” devri sona erecekti.

Ancak bir türlü söylenen olamadı, “sürat”, “şeffaflık”, “kamu kurumları arasında elektronik ortamda yazışma”, “çağdaş arşivleme sistemi” getireceği söylenen “e-devlet” bir türlü devreye giremedi.

Böyle olunca da bürokrasi işkencesi son bulmadı.

Devlet memurları halkın hizmetçisi olacağına, halkı hizmetçisi gibi görüyor, halka yukarıdan bakıyor, “benim elimdesin” mantığı güdüyor.

Hepsi değil tabii ki, işini layıkıyla yapan memurlar vardır ama genel bürokrasi kuralları, tümden bir hantallık yaratıyor.

Tabii ki büyük yatırımlar yapan işadamları da bürokrasiden fazlasıyla nasibini alıyordur.

Geçmişte birçok yatırımcıdan bunları duyduk zaten, hatta bıkıp usanan, yapacağı yatırımı yarım bırakıp giden işadamları da gördük. Onları anlayabiliyorum, hem para akıtacaksın hem de işlerin yürümeyecek, kolay değildir... Ancak, işadamları genelde akıllı adamlardır, para akıtacağı yeri önceden mutlaka araştırırlar, gidip keşif yaparlar, oradaki başka işadamlarına sorarlar o ülkede işler nasıl yürüyor diye.

İşadamları öyle haybeye yatırım yapmaz, onlar kılı kırık yararlar...

Siz zanneder misiniz ki, Kuzey Kıbrıs’ta kuralsızlığın kural olduğunu bilmiyorlar.

Bürokrasi olsa da, işler hantal yürüse de bu ülkenin bazı avantajları olduğunu öğrenmediler mi?

Yatırımcılar, özellikle de Türkiye’den gelen işadamları, “KKTC’nin tanınmamışlığının”, “ülkedeki kuralsızlığın”, “Kuzey Kıbrıs’taki yöneticilerin Türkiye’ye bağımlılığının, mecburiyetinin” kendilerine bazı avantajlar kazandırdığını analiz etmeden mi burasını seçiyorlar?

Hepsini biliyorlar, “İşi halletme hakkı” ödeyeceklerini de biliyorlar, bu duygularla geldikleri için her şeyi yapabileceklerini düşünüyorlar.

Yapıyorlar da ama istekleri bitmek bilmiyor, 1974’te Türkiye’nin Kıbrıslı Türkleri kurtarışının da, Türkiye’den Kuzey Kıbrıs’a yapılan yardımların, hibelerin de, Türkiye’den gelen suyun da aklınıza gelecek ne kadar fayda, yarar varsa hepsinin diyetini kendi hesaplarına istiyorlar.

“Sizin için geldik”, “Sizin için yatırım yaptık”, “Sizin için bu kadar para getireceğiz”, sizin için, sizin için, sizin için…

Hiç kendi hesaplarına bir şey yok, hep bizim için, böyle olunca da kimisi yasanın emrettiği değil, kendisinin istediği kadar kat çıkacak, kimisi elektrik ödemeyecek, kimisi su ödemeyecek, kimisi vergi vermeyecek, kimisi lağımını denize boşaltacak... Çok üzerine giderseniz de tehdit edecek...

Evet bu ülkede bürokrasi ve merkeziyetçilik büyük sorundur, bunlar gibi daha birçok sorun vardır ama yatırımcılar bu ülkenin olumsuzluklarını araştırmadan gelmiş olamaz… Tümü de bunları biliyor...

Biz de bu sorunların çözülmesini istiyoruz, çözülsün diye yırtınıyoruz ama siz bazı yatırımcılar, Türkiye’den buraya yapılan tüm yardımların diyetini kendinize bekliyorsunuz ve “bu ülkenin olumsuzluklarını avantaja dönüştürür müyüm?” diye hareket ediyorsunuz.

Böyle olunca da yasa, tüzük, kural dinlemez oluyorsunuz, yarım yamalak bir devlet olsa da buranın yasaları vardır ve bunlara uymak zorundasınız, kuralları çiğnerken “bunları hantal bürokrasi nedeniyle yapıyoruz” demek hedef şaşırmadır ve kabul edilir değildir.

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?