Ali Baturay

 

İki belediye: Hangisi eleştirilmeli?

12 August 2016, Friday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Bir okurumuz aradı, çarşamba günkü gazetemizde bir birine benzeyen ama bir biriyle çelişen iki haber olduğunu söyledi. Nasıl bir benzerlik ve nasıl bir çelişki olduğunu sordum.

İki kent, biri Lefkoşa diğeri Girne, ikisinde de park sorunu birkaç sayfa arayla yer aldı.

Lefkoşa’daki konu; surlar içinde belediyenin, kaldırımlara araçların park etmesini engellemek ve yayaların daha rahat yürüyebilmesini sağlamak için aldığı bir tedbirdi.

Lefkoşa Belediyesi, kaldırımların önüne direkler yerleştirerek, araçların park etmesini engellemişti.

Haberde bu tedbire bölge esnafının tepki gösterdiği belirtiliyor, esnaf, müşterilerinin kaldırımlara park edemediği için artık kendilerini tercih etmediğini söylüyordu.

“Müşterimiz park yeri bulamıyor” diye veryansın ediyordu esnaf.

Girne’deki konu ise kaldırımlara park eden araçların yayalara yürüyecek alan bırakamaması şikayetiydi.

“Park yapılmaz” levhası altına park eden araçların hem yayaların hakkını ihlal ettiği hem de yolu daralttıkları için trafiği aksattıklarını söylüyorlardı vatandaşlar.

Her iki kentte de vatandaşlar belediyeden şikayetçiydi... Vatandaşlar, Lefkoşa’da kaldırımlara park edilmesin diye tedbir alan belediyeyi, Girne’de ise kaldırımlara park eden araçlara engel olamayan belediyeyi eleştiriyordu.

Bizi arayan vatandaş, “Ne tuhaf değil mi? Biri görevini yaptığı, diğeri yapmadığı için eleştiriliyor. Siz de iki haberi aynı gün yayınlıyorsunuz. Siz hangisinden yanasınız?” diye soruyor.

Baktım, okuyucumuz çok haklı... Aynı gün bir biriyle çelişen iki haber...

“Biz tabii ki doğruyu yapanın, yani kuralların uygulanmasını sağlayanın, yayaların hakkını geri verenin yanındayız...” diyorum.

“Peki doğruyu yapan belediyeyi eleştiren kişileri neden haber yaptınız?” diyor okuyucumuz.

Haklı aslında, biz her ne kadar da o haber içinde belediyenin doğruyu yaptığını, yayaların rahat etmesini sağlamak amacıyla direkleri diktiğini yazsak da haberin geneli, esnafın tepkileri nedeniyle belediye yanlış yapıyormuş gibi bir intiba yarattı.

Halbuki kaç kez haber yaptık Lefkoşa’da araçlar kaldırımları işgal ediyor diye.

Sanırım Ali Cansu arkadaşımızın yaptığı haberin üzerinden belki de henüz bir ay geçmedi.

Vatandaş da bunu hatırlatıp; “Belki de belediye sizin haberleriniz nedeniyle, medya baskısı üzerine bu direkleri dikti” dedi. Doğru söze ne denir ki? Özeleştiri yapıyorum, doğru bir haber değildi o...

Arayan okuyucu yerden göğe kadar haklı; biz şimdi “Siz işinize bakın biz işimize, bize gazeteciliği siz mi öğreteceksiniz?” diyemeyiz.

Böyle yapan meslektaşlarımız var ama biz yapmayız, okurumuz haklı, Lefkoşa Belediyesi’ne bir özür borcumuz var. Okuyucuya teşekkür ediyorum ve haklı olduğunu söylüyorum...

Gazeteciler mutlaka tüm vatandaşların sorunlarını dinleyecek ama baktınız ki şikayet eden haksız, baktınız ki sizin ilke edindiğiniz, bugüne kadar mücadele verdiğiniz, düzeltmeye çalıştığınız bir konunun tam tersini size haber yaptırtmak istiyor, onu da ikna etmeniz gerekiyor, “bu haber olmaz” diye.

Evet herkese söz hakkı vermek lazım, doğrudur ama trafik kurallarını uyguluyor, doğruyu yapıyor diye belediyeyi eleştirmek de haksızlıktır.

“Müşterimiz gelmiyor” diyor esnaf... Müşteri gelsin, aracıyla kaldırımları işgal etsin, hatta işgal o kadar genişlesin, trafik de tıkansın ama esnaf mutlu olsun. Çok bencilce değil mi?

Söz konusu bölgede birkaç park yeri var.

Zahmet etsin müşteri de birkaç adım yürüsün. Biliyorum, Kıbrıslılar yürümeyi sevmiyor illa ki gideceği yerin kapısına park etmek istiyor aracını ama herkes rahat edecek diye çok daha fazla insan mağdur olamaz.

Herkes alışacak nereye park edeceğini, öyle istediğin yere park edemezsin, kaldırım araçların değil, yayalarındır.

Doktorlar yürümeyi tavsiye ediyor, yürümekten zarar gelmez, yürümek sağlıktır; bizde adam tuvalete bile otomobille gitmek istiyor...

Başka konularda da benzer şikayetler geliyor, örneğin belediye ya da Karayolları Dairesi yol yapıyor, tabiatıyla kazılacak, toz çıkacak, bir süre sürücüler topraktan gidecek, belki trafiğe tek yön verilecek.

Peeeh gelen telefonların haddi hesabı yok. “Ne oluyor?” diyoruz. “Rahatımız kaçtı, şikayetçiyiz” diyorlar.

Peki ama bu yol neden yapılıyor, bu asfalt neden dökülüyor, siz rahat edesiniz diye, daha iyi bir yola kavuşasınız diye değil mi?

Üç gün rahatınız kaçacak ama sonra tümden rahatlayacaksınız. Bu beytambal iş, kazılmadan, toprak çıkmadan, kamyonla asfalt dökülmeden, o ağır vasıta cillendiri ile sağlamlaştırmadan olmuyor ki.

Halkımız rahatına çok düşkün, halkımız çok sabırsız, halkımız çok bencil davranıyor.

Tamam biz de belediyeleri eleştiriyoruz ama doğru yaptıklarına da “yanlış” diyemeyiz, iyi işler yaptığında da takdir etmemiz gerekir. İyi işleri de eleştirirsek hem inandırıcılığımızı yitiririz hem de belediyenin şevkini de kırarız.

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?