Ali Baturay

 

Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar?

13 August 2016, Saturday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Başbakan Hüseyin Özgürgün, önce Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya yönelik sert sözler sarf etti, hemen bir gün sonra da yanlış anlaşıldığını söyledi.

Başbakan Özgürgün, Twitter hesabından yaptığı açıklamada,“Ezilmiş, büzülmüş, bitmiş, anlaşma dilenen” sözleriyle Cumhurbaşkanı Akıncı’yı değil Rum tarafını kastettiğini belirtti.

Başbakan iki günde iki hata yaptı.

Bir kere Cumhurbaşkanı Akıncı’ya yönelik aşağılayıcı ve itibarını zedeleyici sözleri sarf etmemesi gerekirdi ancak en az onun kadar bir büyük hata da sözlerini inkâr etmesiydi.

Hiç olmazsa sözlerinin arkasında durmalıydı.

Politikacılar bunu hep yapar, ağzına geleni söyler, tepki görünce de “ben öyle söylemedim,” “ben onu kastetmedim,” “yanlış anlaşıldım,” “gazeteciler yanlış yansıttı” gibi sözlerin arkasın sığınırlar.

Ekranları başında oturanlar, ya da gazeteleri okuyanlar çünkü aptal, ne duyduklarını ne okuduklarını anlamıyorlar.

Hade diyelim gazeteciler yanlış aktardı, ya kendi ofisi?

Başbakanın katıldığı TV programını çözerek kaleme dökenler, başbakanın ofisinin elemanları...

Öyle yanlış anlaşılacak bir şey yapar mı ofisinin elemanları?

Güzel güzel çözdüler ve gazeteler ile TAK’a gönderdiler, tüm gazeteler de o çerçevede haberi kullandı.

“Boynu bükük” diyorsunuz, “silik” diyorsunuz, “duruşu yok” diyorsunuz, “ezik” diyorsunuz, sonra da “Rumlara söyledim” iddiasında bulunuyorsunuz.

Bal gibi de cumhurbaşkanına söylüyorsunuz.

Başbakan bu sözleri sarf etti, bir hayle de tepki gördü, ardından da inkâr etti.

Şimdi bu kadar kendini kaybedecek, bu kadar sert sözler söylemeye mecbur olacak ne var ki ortada?

Başbakan tutanakları okuyor, yani biz okuduğunu var sayıyoruz çünkü kendisine ulaşıyor.

Üstelik her hafta cumhurbaşkanı ile görüşüyor, kendisini korkutan unsurları neden buluşmasında anlatmıyor.

Cumhurbaşkanı dünkü açıklamasında, buluşmalarında başbakanın böyle agresif olmadığını her şeyi konuştuklarını söylüyor.

Eeee, durum böyleyse ne oluyor da başbakan sanki de cumhurbaşkanı memleketi satıyormuş gibi davranıyor?

Kızıyorsunuz ama evet çözüme daha çok ihtiyacı olan taraf Kıbrıslı Türklerdir.

Evet çözüme ihtiyacımız var, evet mecburuz, evet böyle olacaksa bu devlet, çözüme acil ihtiyaç vardır.

O kadar gerekçe sayarım ki size çözüm için, bu köşe değil, gazete sığmaz.

Rum tarafından gelen her açıklamaya cumhurbaşkanının cevap vermesini, kavga etmesini, saldırmasını istiyorsunuz?

Akıncı ile Anastasiadis’in demeç savaşına girmemesi iyi bir gelişmedir, kötü bir şey değil.

Bir birlerine saldırınca, kavga edince, ortam gerilince ne olacak, daha iyi mi olacak?

Daha önce demeç savaşı olduğunda, kavga edildiğinde iyi sonuçlar mı elde edildi?

Cumhurbaşkanının bilgi vermediğini söylüyorsunuz, doğru değil, hem halka bilgi veriyor hem de size, gelişmeleri anlatıyor.

Çözüm olur mu olmaz mı bilmiyorum ama “duruşu yok” dediğiniz cumhurbaşkanı tam da duruşu bakımından takdir edilecek bir yerdedir.

Gerginliğe fırsat vermemektedir, konuşması gerektiğinde konuşuyor, Rumlara cevap vermesi gerektiğinde cevap veriyor. Anastasiadis'ten çok daha cesur bir liderdir.

Bazı kesimlere bir şeyler oldu son günlerde, bir hareketlenme var çözüme inanmayanlarda...

Hep bir ağızdan benzer şeyler söylüyorlar, hepsinin de hedefinde müzakere süreci ve cumhurbaşkanı.

Hepsi de hiç yapıcı değil, yıkıcı, aşağılayıcı, yıpratıcı.

Bir şeyler iyi gittiğinde ortaya çıkar bunlar, bir şeyleri bozmak, halkı korkutmak, statükoyu korumak için...

Bu saldırı korosunun içinde başbakanın olması üzücüdür...

Durun bakalım, ne oldu ki hiddetlendiniz?

Müzakerelerde var olan ayrılık noktaları ele alınıyor ve yakınlaşmalar sağlanmaya çalışılıyor.

Kritik bir döneme girildi, köstek değil destek olun, ortaya çıkacak plan iyi olmazsa, tatmin olmazsak yalnız siz değil, hep birlikte karşı çıkarız, merak etmeyin.

Ancak fırsat verin, bekleyin, destekleyin, demeç savaşı yapmıyor diye cumhurbaşkanı her şeye boyun eğmiş değildir.

Bir kişinin doğrularını görmek için illa ki aynı partinin üyesi olmanız gerekmez, vazgeçin bu politik gözlüklerle bakmaktan.

 

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?