Av. Hasan Sözmener

 

Anlaşılmak ve anlatmak

15 August 2016, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Bir müddet önce, bir kamu tüzel kişiliğinden bir profesör bana e mail vasıtası ile ulaştı ve bir konuda kendilerine hukuki görüş vermemi istedi. Birkaç hukukçudan daha istemişler ve benden de istemişler. Neden ben? Sorusunun cevabı, bağımsız ve tarafsız oluşum imiş.

Ben bir hukukçuyum ve düşündüm bağımsız ve tarafsız hukukçu ne demektir diye. Mesela dedim, bağımsız ve tarafsız doktor da olabilir mi? Bağımsız ve tarafsız bir doktor ile bağımlı ve taraflı bir doktorun farkı nedir diye de düşündüm. Bir meslek icra eden bir kişinin mesleğini icrada, taraflı ve bağımlı olacağına bir türlü akıl erdiremiyorum. Yani bağımlı ve taraflı bir doktor, kanser olan hastasına, sen hasta değilsin mi der? Kanser hastası olmayan hastasına da kanserli mi der?

Kurumu adına benden görüş isteyen profesör e maille görüş istedikten birkaç gün sonra, benimle telefonla da temasa geçti ve herhangi bir üniversitede hukuk dersleri verip vermediğimi sordu. Ben hukuk dersi verdiğim üniversitenin adını söyledim ve sonrasında ne olduysa oldu profesör bir daha beni ne aradı ne de sordu. Tabii ben ilgili mevzuatı açtım okudum ve görüşlerimi yazılı olarak ilgili kuruma ilettim. Verdiğim görüşe karşılık herhangi bir ücret talep etme niyetim de yoktu. Ancak ne beni arayan profesör ne de bir başka yetkili bana

teşekkür bile etmediklerinden, canım sıkıldı ve onlardan ücret talep ettim Ücret talebim üzerine, sağ olsun kurumun başkanı beni aradı ve bana teşekkür etti ve ücret talebimi de, bu konuda kalemleri olmadığı için karşılayamayacaklarını bildirdi ve ben de ücret talebimden vazgeçtim. Zaten emekli olalı ilk kez birisinden ücret talep etmiştim.

Bu memleketin bir profesörü bile bir mesleğin icrası sırasında, mesleğini icra edeninde taraf tutarak mesleğini icra ettiğine inanabiliyorsa vay halimize. Demek ki, ne yapmaya çalıştığımızı daha açık ve seçik bir şekilde yazmam gerekmektedir.

Hukukla ilgili yazmış olduğum hiçbir yazımda, taraf tutmadığım gibi, taraf tutmak aklımın ucundan bile geçmemiştir. Yazılarımda ve verdiğim hukuki görüşlerimde esas olan yalnızca o konudaki mevzuattır. Sadece ve sadece bilgilerimi ve tecrübelerimi kullanarak ilgili konudaki mevzuattan ne anladığımı yazıyorum. Şunun da bilinmesinde fayda vardır ki, hukukta, matematikteki doğruluklar yoktur. Örneğin, emeklilerden vergi kesilmesine ilişkin yasanın anayasaya aykırılığı iddiası ile açılan davada, davacı taraf, ilgili yasanın, davanın neticesine değin uygulanmaması hakkında bir ara emri verilmesini talep etmişti. Savcı da, maliye bakanından edindiği bilgiler ışığında, ilgili yasanın anayasaya aykırı bulunması halinde, kesilen vergilerin geri ödeneceğine dair taahhütte bulunmuş ve bunun üzerine, ara emri müracaatı geri çekilmişti. O zamanlar ben yazmıştım ve böyle bir taahhüdün hukuken hiçbir geçerliliği olmadığını, belirtmiştim. Sonuçta ne oldu? Yasa anayasaya aykırı bulundu ve kesilen vergiler geri ödenemedi.

Barolar birliği başkanlığım sırasında meclisteki bir toplantıya katılmıştım. Toplantıda anayasada yapılması düşünülen değişiklikler tartışılıyordu. Yüksek mahkeme adına, yüksek mahkeme başkanı, anayasanın 146. maddesinin anayasadan kaldırılmasını önermişti çünkü bu maddeyi yüksek mahkeme gereksiz görmekte imiş. Bu madde, bu günlerde üzerinde çok konuşulan bir maddedir ve bu madde, cumhurbaşkanına, meclisten geçen bir yasayı veya kararı resmi gazetede yayınlamadan önce, anayasa mahkemesinin görüşüne sunabilme yetkisi tanımaktadır. O günkü toplantıda ben bu maddenin gerekli olduğunu savunmuştum.

Gençlik koordinasyonu ile ilgili anayasa mahkemesi kararını en nihayet okuyabildim. Yalnızca hukuk bilgimi ve tecrübelerimi kullanarak diyorum ki, anayasa mahkemesinin, uluslararası anlaşmaların anayasaya aykırı olup olmadığını inceleme hakkı ve yetkisi yoktur ve bu konuda kendisini yetkili gören anayasa mahkemesi ile ayni görüşte değilim. Ayrıca, anayasa mahkemesinin anayasaya aykırılık konusunda söyledikleri ile de hem fikir değilim. Anayasa mahkemesi bu konuda kendisini idare mahkemesinin yerine koymuştur. Bu görüşlerimi, Kıbrıs'ta yaşayabilir bir barış anlaşması yapılmasını isteyen, gençlik koordinasyon ofisine karşı çıkmakta olan gençlerimizin bu konudaki düşünce ve görüşlerine son derece değer veren bir kişi olarak yazıyorum. Her ne demekse, tarafsız ve bağımsız olarak yazıyorum. 7 Mayıs 1984 tarihindeki anayasa ile ilgili komite tutanaklarını okuyan birisi olarak yazıyorum, uluslararası anlaşmaların halkoyuna sunulmasına dair yasa kurallarını bilerek yazıyorum.  Komite tutanaklarında, uluslararası anlaşmaların yasallaşması sürecinde, yargı denetimine tabi olmayacakları açıkça belirtilmektedir. Hatta Sayın Durduran, bir öneride bulunmuş ve 90. maddenin (5). Fıkrasına, bir şart bendi eklenmesini istemişti. Önerilen şart bendi, onay yasasının mecliste kabullünden önce, anlaşmanın, anayasa mahkemesinin görüşüne sunulmasını mecburi hale getiriyordu. Hatta Sayın Durduran bu önerisi üzerinde ısrarlı olmamış ve bu öneri oylamaya dahi konmamıştır.

Ben kendimi anlatabildiysem şimdi de anladıklarımı belirteyim. Koordinasyon ofisine ilişkin olarak, cumhurbaşkanının konuyu anayasa mahkemesine havale etmesini uygun bulmadım. Cumhurbaşkanı böyle yapmakla, ofise karşı çıkmakta olan hatırı sayılır sayıdaki gençlerimizin heyecanlarını kursaklarında bırakmıştır. Gençlerin heyecanları ile oluşabilecek barışa yönelik toplumsal hareketin önüne geçilmiştir ve sonuçta da gençlerin görüşleri açısından pek bir şey elde edilmemiştir. Anayasa mahkemesinin görüşleri ile hemfikir değilim. En önemlisi ise, olası barış anlaşmasının, anayasa mahkemesine sunulabilmesinin kapısı açılmıştır. Son olarak diyeceğim o ki, bilgi ve tecrübe sahamın dışındaki işlere karışmam ve fikir beyan etmem, yani, bilgim ve tecrübem dışındaki konularda cahillik yapmam. Benim bu konudaki görüş ve düşüncelerim bunlar ancak, resmi olarak ve zaman itibarı ile geçerli olan karar anayasa mahkemesinin kararıdır. Görüş ve düşüncelerim de olması gerekenler olmayıp, olanlar hakkındadır.

Yazarın Tüm Yazıları
Halk oylaması 
İlmi olmasın 
Ölüm cezası ve koordinasyon ofisi 
Hap bölme (kırma) makinası 
İlk soruşturma 
Keşke bu iş yargıya bırakılmasaydı 
Yasal düzenlemedeki karışıklıklar 
Egemenlik duyarlılığı 
Kantarın topuzu kaçtı 
Cumhurbaşkanı topu Anayasa Mahkemesi’ne attı 
Girne kayasından aşağıya atsalar dahi 
Kızıyoruz ama… 
Yargıda teamül 
Beşinci kitabım 
Söylemiştim boşanmaların artacağını 
Eğri gemi, sefer de eğri 
YÖDAK Başkanı 
Suç kimdedir? 
Rüstem Sefer (21.1.1943-7.4.2016) 
Türkiye yargıda reform istiyor 
Beraat kararı ne demektir? Ya vicdan? 
Türkiye yargıda reform istiyor 
Denetimli serbestlik hakkında 
Bekle be annem 
Şartlı tahliye şikayetleri 
Şartlı tahliye nedir? 
Hangi canlı öldürülürse cinayet olur? 
Sınır dışı kararları 
Hisseli mal satışlarındaki tin gözlükler 
Hisseli taşınmaz mallar 
Taşınmaz mallarla ilgili bazı sorunlar 
“Cahil adam, ne zarar verebilir ki?” 
Unutulma hakkı 
Lütfen bulaştırmayalım 
Yüksek ökçeler 
Kalp sağlığı 2  
Kalp sağlığı 2 
Kalp sağlığı 
Mahkeme kararları 
Cinayet suçları 
Amerika’nın Kıbrıs’ı kaptırmaya niyeti yok 
Acamı Deli 
Kiminle iş yaptığınıza dikkat  
Kudret Özersay 
Kudret Özersay 
Koruma emri (Aile Yasası altında) 
Koruma emri (Aile Yasası altında) 
Yargıç atamaları 
İletişim böyle mi olmalıdır? 
İletişim böyle mi olmalıdır? 
Tutukluluk 
Kıbrıs sorunu çözülünce 
Kıbrıs sorunu çözülünce 
Bir de sen yaz dediler 
Sabah kahvaltısı  
2015-2016 Adli Yılı başlarken  
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Yargı sallanmadan boşanma sebebi  
Yargı sallanmadan boşanma sebebi 
Nişanlanma ve evlenme 
Boşanmada koçan değişikliği 
Sabit görüntülü radarlar 
Napan be yeğen? 
CÜBBE 
YÖDAK ve İyi İdare Yasası 
1 yıl ve 2 yıl hapis cezası tartışması 
Avukat/hukukçu milletvekilleri ve siyasetçiler 
Belesbite devam 
Belesbit 
Almak ve vermek  
Irza geçmek (Cinsel tecavüz)  
Aile Değişiklik Yasa Tasarısı (3)  
Aile Değişiklik Yasa Tasarısı  
Polis terfilerinde son durum 
Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken 
Faks numarası  
Eleştiri 
Yüksek Mahkeme “acil” dedi 
Beytambal galsın yok ki 
Dönülmez akşamın ufkundayız 
Topluluk malı 
Fırsat yine kaçırıldı 
Avukata müdahale  
İki vahim durum ve dram 
Biline ki padişah seçilmeyecektir  
Dördüncü kitabım 
Tekrar nafaka borçlularına  
Nafaka borçlusuna ve anlayanına  
Yanlışı doğru zannetmek  
Tazminat hakkı  
Yargıdaki tehlikeli rekabet 
Emrullah Bey 
Göç Yasası’na devam 
Sayın yargıçlara duyurulur 
İmam yellenirse  
Ne istediğimizi galiba biz de bilmiyoruz 
Cezaevinden telefon var 
Olmadı müdür bey olmadı 
Hukukumuzda yargıcın konumu (2) 
Hukukumuzda yargıcın konumu (1)  
Kamulaştırmada Tazminat 
Hellada, bullada, uyusun da, büyüsün  
Resmi dil Türkçe 
İcar-satış 
Mahkemelerimizi bir daha deneyelim 
Eskiden de eskiler aranırdı 
Tıs yok gık yok, çıkart da görelim 
GK Komutanından rica ediyorum 
Cinayetle su yüzüne çıkanlar 
Tutuklama polisi zora sokabilir 
Oybirliği ile ret vacip olmuştur 
Genç yargıç adayları mülakatta 
Eğitim, denetim ve ceza 
Saat 21.53 
Polis terfilerinde top mahkemede 
Fermuarınız açık kalmış 
Anladığımı yazamıyorum 
Üçte bir 
Zorunluluk değil, mecburiyet vardır 
Kurbağanın nal hikayesi 
Bizimkiler yine coşabilir 
Bırakınız böyle kalsın  
Serhat Bey çok güzeldi 
Yargı, yargıç ve bina istiyor, bildiriyor ve talep ediyorum 
Sade sen mi Ersin Bey hepimiz da 
Polis terfileri konusunda iktidarı göreve çağırıyorum 
Lo lo lo 
Ah bir de rezillerden korkmasam 
Okul seçeceklere ihbar 
Kadın Eli 
İdam cezası ve hukuk reformu hakkında 
Felaketname olmasın 
İşte, işte söylemeye çalıştığım bu idi 
Allah aşkına çağrıda bulunuyorum 
Bizimkisi anglo 
Bazı trafik suçlarında niçin apar topar mahkemeye 
Ölüm getirmişti