Ali Baturay

 

Günah keçileri

17 August 2016, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Gazetecilik popüler bir meslektir… Herkesin giremeyeceği yere girer...

Her insanın konuşamayacağı, ulaşamayacağı özel insanlara ulaşır...

Hep ön plandadır... Kapılar ona açıktır...

O aradığında telefonlar açılır…

Yaptığı haberler konuşulur, hep gündemde olur...

Heyecan verici bir iştir...

O nedenle hangi mesleği yaparsa yapsın herkesin gözü gazeteciliktedir.

Başka mesleklerden insanların kuşatması altındadır...

Başka mesleklerden insanların en fazla işgal ettiği meslek gazeteciliktir.

Gazeteci ile köşe yazarı da bir birine karıştırılır, gazetede yazısı çıkan herkese de maalesef gazeteci deniyor...

Gazetecilerin ürünleri erken tüketilir, hemen bir sonraki güne yenileri hazırlanır...

Hem süratli hem dikkatli olmalıdır gazeteciler...

Dışa karşı ne kadar fiyakalıysa, içte de o kadar eziyetlidir...

Saati yoktur gazetecinin, cumartesi- pazarı, gecesi, gündüzü, tatili, bayramı yoktur.

Varsa eğer mesai saati, gecesi, gündüzü; varsa bayramı seyranı, uzun tatili onun gazeteci olduğu tartışılır.

Çünkü gazetecilik özveri işidir, ailesinden, zamanından, zevklerinden, hemen her şeyden özveride bulunmak gerekir.

Tehlikelidir de; birilerinin menfaatini engellemişseniz, birinin ayağına basmışsanız, foyasını ortaya çıkarmışsanız düşman edinirsiniz, takarlar size, hatta öldürebilirler bile...

Gazetecilik çok para da kazandırmaz insana…

Her türlü tehlikesine, stresine, zahmetine rağmen gazeteci, az kazanıp, çok çalışır, hem de çok...

Peki bu kadar olumsuzluğu varken, gazetecilik neden tercih edilir?

“Aklından zoru mu var bu insanların? Neden gazeteci oluyorlar” diyebilirsiniz.

Gerçekten de gazeteci olan kişi, çok da normal sayılmaz…

Ancak gazetecilik mikrobu bir kez girdi mi vücudunuza, bir daha çıkmaz ve sizi rahat bırakmaz.

Kimine fiyakası cazip gelir, kimisi imkanlarına tavdır, kimisi de araştırıp ortaya bir şeyler çıkarmanın hazzını doyasıya yaşamak ister…

Araştırmak, ortaya çıkarmak, onu yayınlamak, bir anda ilgi odağı olmak, isminizden söz edilmesi inanılmaz bir duygudur. Hal böyleyken dediğim gibi gazeteciler, özellikle de muhabirler hep hedeftedir.

Sevenleri vardır ama emin olun ki sevmeyenleri daha fazladır, eğer tatlı su gazetecisi değilseniz, birilerini rahatsız ediyor, birilerinin hiç ortaya çıkmasını istemediği şeyleri ortaya çıkarıyorsanız düşman gibi bakarlar size.

Zordur gazetecilik, başkalarının en zor, en acılı, en olumsuz anlarını da fotoğraf çekmek, yazmak zorundadır...

Hiç hoşa gitmeyecek soruları sormak zorundadır.

Dün Girne Kaza Mahkemesi’nde olduğu gibi, bir süreden beridir ülkemizde muhabirler saldırıya uğramaktadır, özellikle de mahkeme muhabirleri ya fiziki saldırıya uğruyor ya da hakaretlere maruz kalıyor.

Halbuki anlaşılması gereken bir şey var; gazeteci görevini yapıyor, “Şuraya gidip bu haberi yapacaksın” dedikleri için oradadır, fotoğraf çekmek görevidir.

Zanlıların, sanıkların mahkemeye gelmesine sebep olan kişi gazeteci değildir, o yalnızca görevini yapmaktadır, gazeteciyi düşman gibi görmek anlamsızdır.

Hiç kimsenin mahkeme koridorunda olmasını temenni etmem, o koridorlarda hep suç işleyenler değil, suçsuzluğu sonra kanıtlanacak zanlıların, yani masum insanların da yürüdüğünü biliyoruz...

Yalnız suçsuz olanlar değil, suçluların da o mahkeme koridorlarında yürümesi, yargıç karşısına çıkması kolay değildir. Onları da anlıyoruz...

Evet bazı meslektaşlarımız yargısız infaz da yapmaktadır, etik olmayan haberler yer almaktadır gazetelerde ama bunu genelleyip, tüm gazetecileri aynı kefeye koymayın....

Hem bilin ki haberleri gazeteye koyan muhabir değil, amirleri, müdürleridir…

Muhabir emir kuludur, hem ne isterse olsun mahkeme koridorlarında şiddete başvurarak hak aranmaz.

Adalet dağıtılan mahkemelerde muhabirlerin saldırıya uğraması, darp edilmesi de manidardır.

Polis, hangi davalarda saldırı olabileceğini tahmin edip, güvenliği artırmalıdır.

Her defasında günah keçisi gibi muhabirlerin darp edilmesi, hakarete uğraması haksızlıktır, ayıptır.

Bazı “özel gazeteciler” veya “özel basın çalışanları”, özel davetlerde katılır, özel konaklama hizmeti alır, özel kişiler tarafından misafir edilirken ve “gazeteci” payesini onlar alırken, sokakta koşturan, mahkemelerde görev yapan emekçi muhabirlerin günah keçisi olarak seçilmesi saldırıya uğraması üzüntü vericidir.

Şiddetle hak aranmaz, hele de mahkemede şiddetle hak aramak o mekanın ruhuna terstir.

Muhabirlere dokunmayın, bir gün mutlaka size de lazım olacaktır.

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?