Ali Baturay

 

Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek

18 August 2016, Thursday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Siyasi partiler veya onların barındırdığı politikacılar, seçime hazırlık yaparken genelde halkın gönlünü okşayacak çok iddialı vaatlerde bulunurlar.

Seçim bildirgelerini okuduğunuzda, bir refah ülkesine kavuşacağınızı, dertlerinizin tamamen biteceğini, sonsuz bir varlığa, paraya kavuşacağınızı sanırsınız.

Seçim bildirgeleri kusursuzdur, en ufak bir olumsuzluğa rastlayamazsınız.

Siyasiler, kürsülerde, TV’lerdeki programlarda, meydanlarda hep büyük atarlar...

Onca vaat aslında bir ütopyadan başka bir şey değildir.

Yıllardır edinilen tecrübe bunu gösteriyor...

Aslında vaat edilenler insanın gönlünü okşayan, beklediği, arzuladığı şeyler ama kimse inanmıyor artık seçim bildirgelerinde yazılanlara ya da kürsülerde sarf edilen sözlere.

Halk, “En azından daha kötüye gitmeyelim, biraz olsun düzelirsek ne iyi” düşüncesine kapılıp, buna razı oluyor, çünkü maalesef hep daha kötüye gidiyoruz.

Siyasiler, muhalefetteyken ve seçime giderken hep söz verdiklerinin tersini yaparlar.

“Halk için” diye yola çıkarlar ama iktidara geldiklerinde hep halkın isteklerinin tam tersini uygularlar.

Üstelik de halkın “yapmayın,” “istemiyoruz,” “yanlış yapıyorsunuz” dediği şeyleri ısrarla yapıyorlar.

Tepki gösteren, eylem yapan, eleştiride bulunan halk kesimlerini bir düşman gibi görmeye başlıyorlar.

İktidara gelmek, onlara inanılmaz bir özgüven veriyor, zannediyorlar ki ömür boyu orada kalacaklar.

Zannediyorlar ki iktidara gelmek onlara tanrısal birtakım güçler katıyor.

İktidara gelince muhalefetteki o halk adamları gidiyor, yerlerine astıkları astık, kestikleri kestik despot insanlar geliyor.

Tabii her eleştiriye, her itiraza da mutlaka gerekçeleri var; ama saçma, ama dayanaksız, ama alakasız...

Olsun onlar yine de size gerekçeler sunarlar, kendilerini haklı çıkarmaya çalışırlar.

Örneğin Karaoğlanoğlu’nda bir şirket otel yapmak için Şehir Planlama Dairesi’nden ve Girne Belediyesi’nden 4 kat için izin alıp, yasaya aykırı olarak 7 kata çıkabiliyor...

Siyasiler ortada bu kadar açık ihlal varken şirket sahibinin yaptığını normal göstermeye çalışıp, yasayı ona uydurmaya çalışıyor.

Mağusa Serbest Liman’da eski eser nitelikli taş ocağı ihalesiz olarak birisine kiralanıyor.

Siyasiler yine bu da normal bir şeymiş gibi davranırken, Ombudsman kira sözleşmesinin feshedilmesi gerektiği görüşünü ortaya koyuyor.

Eski Eseler ve Anıtlar Kurulu’nun “dur” kararına rağmen Gazimağusa’da kaçak olarak başlatılan Venedik Evi’ndeki inşaat, devam edebiliyor ve siyasiler buna da normal muamelesi yapıyor.

“Koordinasyon Ofisi” ile ilgili söylenmedik söz kalmadı, birçok eylem yapıldı, gençler sokağa döküldü ama siyasiler, halkın endişelerini hiçe saydı.

Onca insanın dikkat çektiği unsurları görmezden geldiler, Anayasa Mahkemesi’nin bir maddesini uygun görmemesi bile ofise bakışlarını değiştirmedi.

Bir “Larvasit İhalesi” var, bir türlü sonuçlanamıyor, ihale sürecine katılmaya çalışılan bir şirket nedeniyle tıkanma oldu.

Israrla biyolojik ilaçlamadan, kimyasal ilaçlamaya dönülmek isteniyor, uzmanların görüşleri yok sayılıyor,  Tarım ve İlaçlama Denetleme Kurulu ile Tarım Dairesi Müdürü de onları haklı çıkarmak için gerekçeler sunuyor.

Trafik kazalarına, iş kazalarına, kanser vakalarına, çevre kirliliğine, tarihi eser katliamına, polisteki şiddete, hasta haklarına, mülteci sorununa, gece kulüplerinin ve kumarhanelerin yarattığı sıkıntılara, kamudaki verimsizliğe, vergi adaletsizliğine, tarihi eser katliamına, işçi sömürüsüne tedbir yok ama tümüne de kendilerini haklı çıkaracak gerekçeleri var...

Hayvancının, çiftçinin, domatesçinin, patatesçinin, müteahhidin, sanayicinin, öğretmenin, doktorun sorunlarına, şikayetlerine, işaret ettikleri yanlışlıklara, istemlerine hep kendilerince gerekçeler sunuyorlar.

Her bir yanlış işi onlar doğru diye sunmaya çalışıyor, hep kendilerine göre gerekçeler ortaya koyuyorlar.

Kıbrıs Türk halkının tepkisi saman alevi gibi olmaya devam ettikçe, öfkesi erken oturdukça, her şeyi erken unuttukça tabii ki siyasiler de her şeyi yapıyorlar, yapacaklar da...

Halkımız bağırıp, çağırıp kısa süre sonra da sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi unutup normale dönmeye devam ettikçe başımıza daha çok şeyler gelecek...

 

 

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?