Ali Baturay

 

Markulli’nin özrü

19 August 2016, Friday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Ülkemizde “istifa” kültürü olmadığı gibi “özür dileme” kültürü de yoktur. Zaten istifa ile özür kardeş gibidir...

Bazen istifa bir tür özüdür ama biraz daha derini. Özür dilemeyi ölüm gibi görürler bizim ülkede.

Sanki kişiliğinde bir erozyon yaratacak, kendini küçültecek zannederler.

Halbuki tam tersidir, özür bir erdemdir, büyüklüktür. Özür, sağlam kişilik örneğidir...

Özür insanı rahatlatır, ruhunu temizler...

Tabii ki aynı hatalarla ilgili sürekli tekrarlanan özürleri kastetmiyoruz. O zaman bir değeri kalmaz özrün...

Rum Dışişleri eski Bakanı ve Rum Müzakere Heyeti üyesi Erato Kozaku Markulli’nin özrüne getireceğim sözü. Markulli, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla, Taşkent, Muratağa, Sandallar ve Atlılar köyünde EOKA-B tedhiş örgütü mensuplarının yaptığı katliamlardan dolayı özür diledi.

Yapılan katliamlara “cinayet” dedi.

“Muratağa – Atlılar – Sandallar köylerinden 126 kadın ve çocuk ile Dohni (Taşkent) köyünden 85 sivil erkeğe karşı işlenen korkunç suçlar nedeniyle, kamuoyu önünde samimi biçimde Kıbrıslı Türk yurttaşlarımızdan özür dileme ihtiyacı hissediyorum” ifadelerini kullandı Markulli.

Markulli, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni de suçladı, aradan geçen 42 yıl boyunca, cinayetlerin ardındaki gerçeği ortaya çıkarmak için herhangi bir soruşturma yapmaması ve bu suçları işleyenlerden hiçbirinin adalete teslim edilmemesi nedeniyle.

Yakın geçmişte yaşanan Kıbrıs trajedisinin arkasında yatan gerçeği etkili biçimde ortaya çıkarmak için bir “Hakikat Komisyonu” kurulması tavsiyesinde de bulundu.

Markulli, gerçekler ortaya çıkarılmadan uzlaşmaya varılamayacağını, uzlaşma olmazsa da barış içerisinde bir arada yaşamanın mümkün olamayacağını vurguladı.

“Türk ordusunu ve Kıbrıslı Türk aşırı unsurlarını” kınayan Rum halkına da seslenen Markulli, “Kendi aşırı unsurlarımızın ve faşistlerimizin masum ve sivil Kıbrıslı Türklere karşı işlemiş olduğu suçları görmezden gelemeyiz” dedi.

Sosyal medya hesabında fotoğraflar da paylaşan Markulli, “Burada yayımladığım resimler Atlılar, Muratağa ve Sandallar köylerinde vahşice öldürülmüş Kıbrıslı Türklerle ilgilidir ve Birleşmiş Milletler arşivlerinden alınmışlardır” ifadelerini kullandı. Bu şekilde konuşan çok az Rum vardır, böyle konuşanlar da tepki görüyor, dışlanıyor. Markulli tepkileri göze alarak, oldukça gerçekçi konuşmuştur.

Hem Güney Kıbrıs’ta hem de Kuzey Kıbrıs’ta bu tür konular tabudur, konuşmak, gerçekleri söylemek, resmi tarihin dışına çıkmak kabul edilmez, konuşanı aforoz ederler, hain muamelesi yaparlar.

Markulli’nin bu sözlerini samimi bulmayanlar, eleştirenler oldu...

Sosyal medyadan hayli yüklenenler, “Bu kadar süre aklın neredeydi?” diyenler var.

Bence haksızlık ediliyor, bana göre sonuçta ortada son derece samimi ve gerçekçi bir özür, isabetli tespitler ve önerileri var...  Keşke herkes Markulli kadar gerçekçi ve açık yürekli olabilse.

Bu özrü gerçekçi bulmamak, ayıplamak, kınamak yerine tebrik etmek gerekir.

Yıllarca bize düşmanın yaptığını canilik, katillik, barbarlık olarak gösterdiler, bizim yaptıklarımızı da “savaşta her şey olur, normaldir” diye tanımladılar.

Savaşın hangi amaçla çıktığına, kimin çıkardığına, kimin haklı olduğuna odaklandık, elbette bunları da konuşabiliriz ama üzerinde durmamız gereken savaşın yakıcılığı, savaşın kazananının olmadığıdır...

Savaş vardır diye sivilleri; çoluk, çocuk, kadın, yaşlı önüne geleni katletmek hak değildir, olamaz...

Savaşta bunları yapanları haklı görmek, insanlıkla bağdaşmaz. Markulli haklıdır, savaş suçluları tespit edilmeli ve adalete teslim edilmelidir. Suçlular cezasını çekerse acılar son bulmaz belki ama ruhlar rahatlar...

Gerçek ortaya çıktığında ve cezalar çekildiğinde Rum- Türk değil, “insan” ön plana çıkacak, acıların ortak olduğu anlaşılacak, Rum- Türk kavgası değil, “dostluğu” ön plana çıkacak.

Ancak bu şekilde uzlaşabiliriz, ancak bu şekilde barış, çözüm olabilir.

Biliyorum bu anlattıklarım size hikaye gibi, hiç gerçekleşmeyecek bir şey gibi geliyordur ama zaten bir şey yapacaksak işe bu zor işlerden başlamalıyız.

Zor diyorum da aslında zor değil, her iki toplumun üzerine kurduğu “düşmanlık” edebiyatına ters geldiği için zor, milliyetçilik duygularını kırmadığımız, hamasetten vazgeçemediğimiz için zor.

Markulli’ye kızıyor Kıbrıslı Türkler, niye kızıyorsunuz ki?

Daha ne diyecek kadın, kınadı, ayıpladı, toplumu adına özeleştiri yaptı, “cinayet” dedi, “yapanlar cezalandırılsın” dedi, “Hakikat Komisyonu” önerdi, daha ne yapsın?

Var mı bizde de böyle konuşacak siyasiler, var mı gerçekleri söyleyecek, “savaş suçluları cezalandırılsın” diyecek? Varsa ortaya çıksın... Bence Markulli’yi alkışlamak, uyarılarına kulak vermek lazım.

Tabii sosyal medyada aslan kesilip, sövüp sayanlara söyleyeceklerimi sona bıraktım, bizde özrü kabul etmemek de var... Özrü kabul etmeyince önemli bir şey yaptığını, özür dileyeni ezdiğini sanırlar...

Esas zavallı olan özrü kabul etmeyendir, özür dileyen değil...

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?