Ali Baturay

 

Akıntıya kapıldık gidiyoruz

20 August 2016, Saturday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Ülkede çok fazla olumsuzluk var.

Ancak bu olumsuzluklar içerisinde yaşamaya alıştık.

İşin kötü tarafı da budur aslında.

Olumsuzluklar, adaletsizlikler, çarpıklıklar, kötülükler, arsızlıklar normalmiş gibi geliyor artık.

Sık sık duyduğum sözler var.

“Yeme canını oğlum da değiştiremezsiniz ya bu memleketi...”

“Söylersiniz, yazasınız ama değişmez ya...”

“Böyle geldi böyle gider, biz mi düzelteceğiz bunları?”

“Boş veeerrr, bunları konuşmak istemiyorum artık. Politika konuşmayalım, başka işe bak...”

Bu sözler aslında teslimiyetin göstergesidir.

Hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşünerek, kendini akıntıya bırakmak kadar tehlikeli bir şey yoktur.

Bu akıntı hepimizi aldı götürüyor.

Oturduğu yerden sosyal medyayla dünyayı değiştireceğini sananlar var...

Evet yapabilirsiniz, sosyal medyayla da etkili olunur ama biz onu bile beceremiyoruz.

Yasaları takmayanları, rüşvet alanları, vergi vermeyenleri, yolsuzluk yapanları, gece kulüplerinden ve kumarhanelerden çıkmayan muteber insanları, devletten nemalananları, torpille iş yapanları, tümünü ama tümü herkes biliyor ama kimsenin sesi çıkmıyor...

Çukurlu yollarda yolculuk yapmak artık bizi rahatsız etmiyor.

Kötü yollardan dolayı araçların lastikleri parçalanıyor, sustaları kopuyor ama biz bunu normal karşılıyoruz, sanki “olacağı vardı” gibi düşünüyoruz.

Her taraf leş gibi, çöpten pislikten geçilmiyor ama gözümüzde perde var, çevre felaketlerini göremez olduk.

Çöplüğe çevrilen Boğaz Piknik Alanı’nda insanlar tertemiz bir ortamdaymış gibi piknik yapabiliyor.

Taş ocaklarının uğruna dağlar acımasızca katlediliyor, vahşice doğaya müdahale ediliyor, dağın şekli değişiyor ama “Ne yapalım taşı da mı yurt dışından getireceğiz?” diyebiliyoruz.

Umurumuzda mı ki?

Güzelyurt Barajı, çöplüğe dönüşmüş, barajdan yer altı sularımıza mikrop akacak ama kılını kıpırdatan yok...

Kirletilen denizlerde gölümüzce yüzüyoruz.

Torpille, münhalsiz, sınavsız personel alınıyor devlet kadrolarına ama “Olur böyle şeyler, her gelen parti kendi adamını yerleştirir zaten” diyebiliyoruz.

Mahkeme kararına rağmen duvarları yıkamıyor, yasaya rağmen fazla kat çıkanları durduramıyoruz, sahillere döşenen betonları kaldıramıyoruz.

Yasaların çalışmadığı bu kesimler için ise “Bravo adama, bak kimseyi takmıyor” diyebiliyoruz.

Dayak atan polise de normal bakıyoruz, gece kulübüne giden milletvekiline, çek yasağına düşen bakana, tümüne olur gözüyle bakıyoruz.

Trafik kazalarındaki ölümlere, iş kazalarındaki ölüm ve yaralanmalara, kanser vakalarının her aileye ulaşmasına da alıştık.

Fahiş fiyatlarla bizi kazıklayanlara, kötü mal satanlara, mafyalaşmış insanların kaba kuvvetle yaptıklarına, küçük yaşlardaki kişilerin alkol ve uyuşturucu almasına alıştık...

Hükümetin üreticiyi ödeyememesi bile başka kesimleri ilgilendirmiyor, hatta kıs kıs gülenler bile var.

Limanlardan silah, sigara ve benzeri şeylerin kaçakçılığının yapılması da normal.

Dayatılan paketlere, onların içinden çıkan yaptırımlara, ülkemize, kültürümüze uymayan yasalara, ofislere direnme isteği yok.

Direnenler yine aykırı, yine deli...

Normalmiş gibi geliyor bize bu yakıcı sorunlar...

Her şeye ama her şeye normalmiş gibi bakıyoruz.

Dedim ya, gerçekleri haykıran, sözünü sakınmayan kesimlere de deli muamelesi yapılıyor.

Aykırı deniliyor onlara...

Peki onlar deliyse, susan kaderine razı olan, yalnızca kahve köşelerinde, dost sohbetlerinde söylenen pısırıklar nedir?

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?