Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!  

22 August 2016, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Ülkemizde bazı akademisyenlerin katılımıyla “Darbelere karşı entelektüel duruş” konferansı düzenlendi… Bu darbe girişimine ülkemizin bigâne kalması beklenemezdi… I şık Kitapevi’nin bu konferans geleneğine değinmek istiyorum…

Sol geleneğin “mahalle barikatı”

Uzun yıllardır tanıdığım Işık Kitapevi sahiplerinin hoşgörüsüne güvenmesem bunları da kaleme almazdım… Öyle ki ülkemizin kültürel hayatına katkı koyan değerli bir yayınevi… Hem yayınlarıyla hem de geleneksel kitap fuarlarıyla övgüyü hak ediyor… Lakin “sol” geleneğin yanılgısından onlar da payını alıyor… Tıpa tıp kendileri gibi düşünmeyenlere karşı “mahalle barikatı” kurma hevesindeler… Bunun sol düşüncenin “arızalı” haliyle alakası olduğu kadar siyasi kültürün homojenite arama ve benzeşenlerle bir arada olma halinden de kaynaklandığı mutlaktır… Neyse ney… Esas odaklanmamız gereken konuya bakalım…

Darbe başarılı olsaydı konferansa katılım olur muydu?

Darbelere karşı entelektüel duruş denilen şey aslında aydınlatılmaya muhtaçtır… Merak ettiğim, gerçekten darbe başarılı olsaydı bu duruşu gösterecek aydın olacak mıydı? Bunun yanıtından emin değilim… Bu konuda 28 Şubat 1997’de post modern darbe günü hem de “Özgür Yaşam” gazetesinde “Osmanlı’nın Yeniçerileri, Türkiye’nin Eski Çerileri” başlığıyla dostum Bülent Uludağ’la darbeye bodoslama karşı çıkan makalemiz çıkmıştı… Sabah sabah dava açmışlardı…

Bizleri yakından tanıyanlar bilir… Bildim bileli entelektüel ve aydın nitelemelerine işkillenerek bakıyorum… Bir defa “entelektüel” kimdir? Kime aydın derler tartışmasına girmeyi hiç düşünmüyorum… Lakin muhalif olmanın daha geçerli bir şey olduğunu söylemeye bile gerek yoktur…

Hepimizin önünde açık darbe girişimi yaşandı… Bu konu günlerdir tartışılıyor… Türkiye’nin darbe gelenekleriyle ve militarizmle hesaplaştığı söylenemez. Son darbe girişiminden sonra da yapıldığını düşünmüyorum… Asıl konuşmak istediğim şey bu da değil… Çözüm denilen mevzudan ötürü sol, entelektüel veya aydın çevreler kendilerini Batı’nın içinde konumlandırmayı adet edindiler… Siyasi kültürün İngiliz sömürgeciliği üzerinden tahkim ediliyor olmasının etkisini anlatmaya gerek yok… Ya da 2004’te yükselen çözüm motivasyonunda AB’nin yarattığı pozitif etkiden de konuşmayalım… Ülkemizde çözüm mevzuna Batı’dan murat edildiğinden ya da onların “pabuççu muştası” misali yandan adayı birleştireceğine inanan “entelektüel” bir “camiası” var… Dahası bunlar emperyalizm laflarına da pek kulak asmıyorlar…

Batı cephesinin darbeye tavrı

Darbe girişimine karşı Batı’nın sessizliğine bakalım… Ortalama mutlak bir kavramdan çok derin ilişkilere sahip iktidardan söz edildiğinin de altı çizilmeli… Batı, alışılmıştan farklı ve kolayca yönlendiremeyeceği siyasi bir iktidarla karşı karşıya… Bu Batıda bir antipati oluşturuyor… Ama bunun darbeye sempatiye dönmesi de ciddi bir değer aşınmasıdır. Batı’da algıyı oluşturan güç odakları aynı zamanda politikanın içini dışını kurgulayanlar… Somut olarak bakıldığında insan hakları ve demokrasi konusunda aday ülkelere karne veren Batı’yı konuşuyoruz…

Batı, Orta Doğu özelinde o bölgeye açılan son istikrar kapısı Türkiye’nin siyaseten darbelere aşina olmasından ötürü bunu olağan karşılamış olabilir… Batı’nın AB dolayısıyla Türkiye’yle üyelik için müzakere eden, sivilleşme ve demokrasi önermesi yapan gündemi var… Bu ülkenin sivil idaresini yıkmaya dönük darbe girişimine karşı AB yetkililerinin günler sonra açıklama yapması vahimdir… Bu durumun vahametine ilişkin entelektüel bir duruş, makul açıklama pek duymadım… Batının içinde konumlanarak darbe girişimine karşı Batı’nın tutumunu eleştireni çok az gördüm… Lakin darbe girişimi öncesi ve sonrası sivil iktidarın baskıcı ve yanlış uygulamaları olduğu da açıktır. Bu durumu 11 Eylül sonrası ABD’nin içine düştüğü paranoyaya ve/veya Paris’teki saldırı sonrası Fransa’da yayılan İslamofobik tutumlara benzetilebilir… Acaba “entelektüel” duruş gösterirken bu duruma münevverler nasıl bir açıklama getirdiler? Bu paradoksun konferansta gündeme gelip gelmediğini bilmiyorum…

Darbelere kategorik olarak karşı çıkmak “entelektüel” olmanın önemli göstergelerinden biridir… Lakin darbe girişimine karşı “garp” cephesi kötü bir sınav verdi ve sobelendi… Bu kötü sınavdan ülkemizdeki Batının “muhipleri” ciddi yara almış olmalılar… Bunun çözüme yansıması olacağı da başka bir yazı konusudur…

 

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!